| Peter, halkın sabah tek okumak istediği kargaşa, üzücü şeyler ve felaketler. | Open Subtitles | الشيء الوحيد لذي يرغب الناس بقرائته هو الفوضى والبؤس والكوارث |
| İş yerinde masa başında okumak hoşuna gidiyor. | Open Subtitles | حيث يرغب بقرائته على مكتبه بالعمل |
| Hayır. okumak istemedi. | Open Subtitles | لم يرغب بقرائته. |
| Polis akademisinde okutulması öneriliyor. | Open Subtitles | ينصح بقرائته في أكاديميات الشرطة |
| Polis Akademilerinde okutulması tavsiye ediliyor. | Open Subtitles | يُنصح بقرائته في أكاديميات الشرطة |
| Yok. okumak istemedi. | Open Subtitles | لم يرغب بقرائته. |
| Eğer bir kitap yazarsan belki okumak isteyen birileri çıkar. | Open Subtitles | ربما ستجدين أحد مهتم بقرائته |
| Onu okumak için almasaydım, anlamayacaktık. | Open Subtitles | لو لم اقم بقرائته بالصدفه؟ |