| Evet, uçurması zor ve hayır sana bir tane veremeyiz. | Open Subtitles | نعم. من الصعب التحليق بها ولا تستطيع الحصول على واحدة |
| Ölmesini ben istemedim ve benim adamlarım emrim olmadan hareket etmez. | Open Subtitles | أنا لم أامر بها ولا احد من جماعتي ستصرف بدون موافقتي |
| Mesela en sevdiğiniz içecek şirketini düşünün, stok planlaması yaptıklarını ve raflarda kaç şişe olduğunu bilmediklerini. | TED | فقط حاول تخيل شركة المشروبات المفضلة لديك تحاول التخطيط لجرد خاص بها ولا تعلم عدد الزجاجات التي كانت على الرفوف. |
| Karışmam gereken ve senin uzak olman gereken şeyler var. | Open Subtitles | هناك اشياء ساهتم بها ولا يمكن ان تكونى معى |
| Sana onunla saldıracak ve onu durdurabilecek bir yol da göremiyorum. | Open Subtitles | سوف تهاجمُك بها ولا يوجد طريق واضح أراه لإيقافها |
| Bekle, anlayamıyorum. Orası onun aşk yuvasıydı ve ondan başka kimse orada yaşamıyordu. | Open Subtitles | اتعلم, لوكان هذا وكر الحب الخاص بها ولا أحد آخر يعيش هناك |
| Ona baktım ve başka şeylerle ilgilenemedim. | Open Subtitles | كنت أعتني بها ولا بالشيء الكثير غير ذلك. |
| Sana gelirsek şöhretli bir seks endüstrisi, ...bir nevi artan yardımseverliğin ve baterici erkek arkadaşın, ...ve hakikati huzursuz ettiği, bitmeyen şu şarkısı var ki, ...nişanımızda o şarkıyı dinlemiştik. | Open Subtitles | وها أنتِ تأتين شخص شهير في العلاقات الجنسية, تقومين بها ولا تعرفين بأن الأغنية التي إسمتعنا إليها |
| Tuttuğumuz ve gitmesine izin veremediğimiz şeyler vardır. | Open Subtitles | كلنا لدينا أشياء نتمسك بها ولا نريدها أن تذهب |
| Beni böyle takip etmen, sıkıştırman ve bu şekilde konuşman hiç hoşuma gitmiyor. | Open Subtitles | لا أحب الطريقة التي تتعقبني بها ولا طريقة محاصرتك وحديثك تلك |
| Karım bana 4 yıl boyunca yalan söyledi ve ben bir kez bile şüphelenmedim. | Open Subtitles | زوجتى كذبت على لمدة خمس سنوات وانا لم اشك بها , ولا مرة |
| Kullan at telefonları kullan ve denildiği gibi tek seferlik kullan at, ...ve artık benim kişisel cep telefonumdan arama. | Open Subtitles | و هواتف مكشوفة يتم التعرف عليكي بها ولا تتصلي بهاتفي الشخصي ثانيةً |
| Yani hepimiz bu odada kalacağız ve bu bitene kadar... | Open Subtitles | إذن سيلزم على الجميع المكوث بها ولا احد سيغادرها |
| Bana nasıl baktığını gördüm ve kaybettiğin bu kişi haline nasıl geldim bilmiyorum. | Open Subtitles | أنا أرى الطريقة التي تنظر إلىّ بها ولا أعلم كيف يُمكنني أن أكون الشخص الذي فقدته |
| Bana devretti ve firmadan kimsenin vaktini buna harcamasını istemiyor. | Open Subtitles | وكلفتنى بها ولا تريد لأحد من الشركه ان يقضى الوقت عليها |
| Ama yine de, hamile kalınca... şu anda çalıştığımız gibi çalışamayız, hayalini kurduğumuz türden kariyerler isteyemeyiz ve mola almamız kaçınılmaz olur. | Open Subtitles | لكنمايزالعندمايتضحالحمل... لا تستطيعين العمل بالطريقة التي تعملين بها ولا تستطيعين أن تريدي المهن التي تريدينها |
| Çocuğunun, kendisiyle aynı kaderi paylaşıyor olmasını seyretmesi ve buna mani olmaya gücünün yetmemesidir. | Open Subtitles | مشاهده طفلك يحظى بنفس الحياة التي حظيتي بها ولا يمكنك إيقافه... |
| - Roulet Frank'i öldürdü beni takip etmenden, köşeye sıkıştırmaya çalışmandan ve konuşma şeklinden hoşlanmadım. | Open Subtitles | - روليت" قتل "فرانك" " لا أحب الطريقة التي تتعقبني بها ولا طريقة محاصرتك وحديثك تلك |
| Hayattan ve ışıktan mahrum bir kaya parçasının üzerinde. | Open Subtitles | تقبع على صخرة لا حياة بها ولا ضوء |
| "Britanya'nın Kraliyet ailesi, bunun yapay ve lüzumsuz olduğunun sayısız kanıtını gözler önüne seriyor ve insanların bağlılığı üstünde büyük bir etkisi olduğunu gösteriyor. | Open Subtitles | لقد تجاوزت العائلة المالكة في "بريطانيا" آلاف المحن التي ألمت بها ولا تزال تحظى كما كانت دائماً بإخلاص وولاء الشعب. |