| O harika bir kadındı ve Onunla yaşadığımız için şanslıydık. | Open Subtitles | كانت إمرأة عظيمة ونحن محظوظون بالوقت الذي حظينا به معها |
| Eğer vilayet bize bütçe ayırırsa, Onunla neler neler yapabiliriz. | Open Subtitles | لو المقاطعة أعطتنا اموالاً مالذي يمكننا أن نقوم به معها |
| Onunla konuştuğun sıralarda zaten lisansın askıdaydı. | Open Subtitles | كانت رخصتكِ معلقة خلال الوقت الذي تحدثتي به معها |
| Eminim Onunla yapacağın uygunsuz bir şeyler düşünebilirsin. | Open Subtitles | انا متأكدة انه يمكنك التفكير بشيء ما غير مناسب تقوم به معها |
| Yoksa Onunla sahip olduğun bütün güzel şeyleri abin için feda etmek zorunda kalırsın. | Open Subtitles | أو امضِ أبد الدهر تضحّي بكلّ شيء حسِن تنعم به معها بها لأجل أخيك. |
| Onunla ne yapacağını herhangi bir plan yok. | Open Subtitles | لم يكن لديك أي خطة ما يجب القيام به معها. |
| Onunla ne yapacağız ki zaten? | Open Subtitles | ما نحن بصدد القيام به معها على أية حال؟ |
| Onunla bir ilgisi yok. | Open Subtitles | انها حصلت على القيام به معها شيئا. |
| Diyorum ki, Onunla sonunuz hiç iyi gözükmüyor. | Open Subtitles | أنا فقط أقول... ليس ستعمل ينتهي به معها. |
| Sen bizim Onunla neler yaşadığımızı bilmiyorsun. | Open Subtitles | أنت لا تعلمين ما مررنا به معها |