| Pek aklıselim değil ama fırsat verildiğince etkileyici şekilde vahşi. | Open Subtitles | ليس بتلك الفطنه لكن وحشيته لافته عندما تتاح له الفرصه |
| Tristan ve Alfred beni öyle kolluyor ki, bu fırsat elime asla geçmeyebilir. | Open Subtitles | تريستان والفريد دائمى المراقبة لى . لذا لربما لن تتاح لى الفرصة |
| Gerçi daha hiç gidemedim, ama elime geçen ilk fırsatta, sörf yapmaya gideceğim. | Open Subtitles | لم أذهب إلى هناك شخصيا لكن أول فرصه تتاح لي سوف أذهب للركمجه |
| Kayıp oyun taşlarını bulabilmek için ilk fırsatta cezaevi müdürü ile konuşacağım. | Open Subtitles | سأخاطب المأمور بأوّل فرصة تتاح لي لإيجاد بعض قطع اللعبة المفقودة، اتفقنا؟ |
| Ona yardım edebilirim ama onu öldürürsen bu fırsatı bulamam. | Open Subtitles | أستطيع مساعدته، ولكنّ تلك الفرصة لن تتاح لي إن قتلتَه |
| Ben de içeri sızıp, onlar geri getirme şansı bulamadan pulu alıyorum. | Open Subtitles | وأنا سأتسلّل بدوري و آخذ الطّابع قبل أن تتاح لهم الفرصة لاستعادته |
| Tristan ve Alfred beni öyle kolluyor ki, bu fırsat elime asla geçmeyebilir. | Open Subtitles | تريستان والفريد دائمى المراقبة لى . لذا لربما لن تتاح لى الفرصة |
| Şu kapak kilitlenmeli, fırsat bulunca nasıl olduğunuzu bildirin. | Open Subtitles | لنغلق تلك الكوة و عندما تتاح لكم الفرصة أخبرونا كيف حالكم |
| Şimdi tüm samimiyetinizle, burada sözü geçen güçlerinizi konuşmak yerine göstermeniz için size bir fırsat veriyorum. | Open Subtitles | أعتقد أنه من العدل أن تتاح لى الفرصه لكى اْختبر هذه القوى المزعومه بدلا من الوقوف هنا وأصدق كلامها |
| Tunus'ta yaptığın işle ne kadar gurur duyduğumu söylemeye fırsat bulamadım. | Open Subtitles | لم تتاح لى الفرصه لأخبرك عن مدى فخرى بك فى عملية تونس |
| Kayıp oyun taşlarını bulabilmek için ilk fırsatta cezaevi müdürü ile konuşacağım. | Open Subtitles | سأخاطب المأمور بأوّل فرصة تتاح لي لإيجاد بعض قطع اللعبة المفقودة، اتفقنا؟ |
| Homoseksüellik de öyle, bu burada bir suç, ama çoğu ele geçirdiği ilk fırsatta yapıyor. | Open Subtitles | وكذلك شاذين جنسيا .. كما انهم يستغلون كل فرصة تتاح لهم |
| Ama birine yardım etmek için elime geçen ilk fırsatta... | Open Subtitles | و عندما تتاح لى الفرصة لمساعدة احدهم لأول مرة, |
| - Mulder -- Eline geçen ilk fırsatta öldürecektir, ama o yaşlı çifti öldürmeyecek. | Open Subtitles | إنه سوف يقتل فى أقرب فرصة تتاح له لكنه لن يقتل الزوجين العجوزين |
| Üç dünya lideriyle ilgili bir fıkra var. Tanrı'dan tavsiye isteme fırsatı çıkar önlerine. | TED | هناك قصة تُحكى عن زعماء العالم الثلاث في ذلك الوقت، كلا منهم تتاح له الفرصة لإستشارة إلههم. |
| En iyisini kastediyorum... Benim bir zamanlar önümde olan ama kaçırdığım fırsatı yakalamanı istedim. | Open Subtitles | لقد كنت أعنى الأفضل ، أردت أن تتاح لك الفرصة التى أتيحت لى و لم أغتنمها |
| Kendimi temize çıkarma fırsatı elde etmeden beni vuracaksın. | Open Subtitles | سوف تتركنى ادخل السجن قبل ان تتاح لى الفرصة لأبرئ نفسى |
| Dün gece geldiğinde haneye tecavüz vakasıyla karşılaşmış ve ruhsatlı silahını kullanma şansı bulamadan katil kafasına bununla vurmuş. | Open Subtitles | دخل في وسط عمليّة كسر دخول الليلة الماضية قبل أن تتاح له الفرصة بإستخدام سلاحه الناري المسجل ضربه القاتل على رأسه بذلك |
| Ben fırsat bile bulamadan kim tüm çöpü Flanders'ın avlusuna saçtı? | Open Subtitles | من نثر النفايات بفناء (فلاندرز) قبل أن تتاح لي الفرصة لذلك؟ |
| Aramızı düzeltmeye fırsat bulamadan orduya katılmıştı. | Open Subtitles | قبل أن تتاح الفرصة لتصحيح الأمر |
| Belki de, bu şansı bir daha asla bulamayacağız. | Open Subtitles | فبالطريقة الى يسير بها العالم قد لا تتاح لنا هذه الفرصة مجددا |