| Bunu kaldıramam artı akşam yemekleri, ne bileyim bir sürü şey pat diye. | Open Subtitles | لا أستطيع تحمّل هذا. بالإضافة إلى ذلك، لديّ العشاء ، ولديّ زيارتهما الإضافيّة |
| Bu sahneyle başa çıkamam, biliyorsun... ben... lanet bir keşiş olmalıyım. Evet. | Open Subtitles | لا أستطيع تحمّل هذا الأمر سأكون ناسكاً لعيناً .. |
| Ama yetişkin flamingolar uzun ve pullu bacakları sayesinde bu bataklıkla baş edebilirler. | Open Subtitles | لكن بوسع النحام البالغ تحمّل ذلك في هذا المستنقع، بسبب سيقانهم الطويلة القشرية. |
| Ama bir şekilde bu insanları kurtaramayacağımız gerçeğini kabul etmelisin. | Open Subtitles | أحياناً يجب عليك تعلّم تحمّل حقيقة أننا لا ننقذ الناس |
| üstesinden gelemiyormuşsun. Dayanamıyormuşsun. | Open Subtitles | لا تستطيع التعاون, ولا تستطيع تحمّل الغضب, قُل ما عندك |
| Bunu üzerime dökmeden durdur beni. dayanamıyorum artık. Pekâlâ. | Open Subtitles | أوقفني من إسكاب هذا على نفسي لا يمكنني تحمّل هذا بعد الآن |
| Çoğunlukla buna gücümüz yetmez. | Open Subtitles | نحن لا نستطيع تحمّل تكاليف الخروج في العادة كما تعلم |
| Bak, bir şeyler çalarken yakalanırsan işimi kaybederim ve kovulmayı kaldıramam. | Open Subtitles | انظري، إن قُبض عليكِ بالسرقة سأفقد عملي ولا أستطيع تحمّل الطرد |
| Hayır, boş ver. Bunu şu an kaldıramam. | Open Subtitles | لا ، لا ، لا تشغلي بالكِ لا أستطيع تحمّل مثل هذا الآن |
| Departmanın başarısız olmasını kaldıramam şu an. | Open Subtitles | لا يمكنني تحمّل تهاوي هذا القسم من حولي الآن، مفهوم؟ |
| İblis, insani duygularla başa çıkamaz. Sen çıkabilirsin. | Open Subtitles | إنَّ الشيطان لا يمكنه تحمّل العواطف البشرية، لكن يمكنكِ أنتِ |
| Ama galiba korkuyla başa çıkabilen insanlar var. | Open Subtitles | أعتقد أن الجميع شعر بالخوف وأعتقد أن هناك من يستطيع تحمّل الخوف |
| İcraatlerimizle baş edemiyorsan şuracıkta söyleyebilirsin. | Open Subtitles | إن لم تستطيعي تحمّل ما نفعله هنا، فهذا وقت إطلاعي على ذلك |
| Sanırım ufaktan Jerry'i kabul edebilirim, eğer bu bana daha çok Elaine sağlayacaksa. | Open Subtitles | أظنني أستطيع تحمّل القليل من جيري إن جلب لي الكثير من إلين. |
| Sadece kendi evliliğinin sorumluluğunu değil aynı zamanda diğer sorumluluklarının da üstesinden gelebileceğine inanıyor musun? | Open Subtitles | هل تعتقدين حقاً أنك قادرة على تحمّل المسؤولية ليس لك ولزواجك فحسب |
| Lütfen,dayanamıyorum artık. | Open Subtitles | أرجوك، لم أعد أستطيع تحمّل هذا، لنذهب فحسب، حالا. |
| Evet, 20 yaşındayım. Buraya gücüm yetmez. | Open Subtitles | أجل، عمري 20 سنة لا أستطيع تحمّل مصاريف هذا المسكن |
| Başka birisiyle birlikte olmasına tahammül edemedin. | Open Subtitles | أظنّكِ لم تستطيعي تحمّل رؤيتها مع شخص آخر |
| Teşekkürler ama kolej ücretini karşılayamam ve Cohen'lardan da bu ücreti karşılamalarını isteyemem. | Open Subtitles | شكرا، لكنّ لا أستطيع تحمّل مصاريف الكليّة ولا أود أن تدفع عائلة كوهين. |
| param olsa şimdi Paris'te olurdum. | Open Subtitles | كم أودّ أن أكون في باريس الآن لو كان بإستطاعتي تحمّل المصاريف |
| Şube öyle meteliksiz ki, kahve filtresi almaya bile paramız yok. | Open Subtitles | ميزانيّة القسم محدودة جدّاً، بل لا يمكننا تحمّل تكاليف مرشحات القهوة |
| Bu sokakta benden nefret eden bir aileye daha dayanamam. | Open Subtitles | لا يسعني تحمّل كره عائلة أخرى لي في هذا الشارع |
| Yeni doğan bir bebek, başka bir ameliyat macerasını daha kaldıramaz. | Open Subtitles | طفلة مولودة حديثاً لن يمكنها تحمّل رحلة أخرى بغرفة العمليات |
| Bu herife bir dört yıl daha katlanamam, olmaz. | Open Subtitles | تباً، لا أعتقد بأننا نستطيع تحمّل هذا الشخص أربعة سنوات أخرى. |
| Bunu kaldıramayız. Salı günü onun desteğine ihtiyacımız var. | Open Subtitles | لا يمكننا تحمّل هذا نحتاج منظمته يوم الثلاثاء |