| Okullar, öğrencilerin çok dar bir başarı spektrumunda neler yapabileceklerini bulmaları için teşvik ediliyorlar. | TED | يتم تشجيع المدارس على اكتشاف ما يمكن للأطفال القيام به في نطاق ضيق جداً من الانجازات. |
| insanları dünyanın atmosferinden karbonu atacak bir yok için teşvik etmeliyiz. | TED | نحن فى حاجة أن نحاول تشجيع الناس أن يأتوا بطريقة لسحب الكربون من الغلاف الجوي للأرض. |
| Bir amigo salonu açmak, amigoluğun bir spor olarak görülmesi için çabalayacağım. | Open Subtitles | أفتح صالة تشجيع , وأطارد في حقوق كون التشجيع رياضة معترف بها |
| Ülkemde kadınlara araba sürmek için cesaret de ehliyet de verilmiyor. | Open Subtitles | في بلادي ، لا يتم تشجيع النساء أو يُصرح لهن بالقيادة |
| Ve gerçekte, eşcinsel hakları hareketi sevginin doğasından gelen adalet ve eşitlik için destek ister. | TED | و في الواقع حركة حقوق المثليّين تتطلب تشجيع العدل و المساواة عن طريق الحب. |
| Bir sonraki şey, sürü zekâsının gelişimini desteklemek ki işte burada maliyet etkinliği devreye giriyor. | TED | والأمر التالي هو تشجيع تكوين ذكاء السرب، حيث تأتي تتدخل فعالية التكلفة. |
| Daha önce hiç bir amigoluk yarışmasına gittin mi? | Open Subtitles | هل كنت في مسابقة تشجيع من قبل؟ |
| Bu görüş çerçevesinde düşünmeye ve araştırma yapmaya teşvik etmeli ve bunu uygulamalıyız. | TED | نحتاج إلى تشجيع التفكير والبحث حول هذا المفهوم، وتنفيذه. |
| Bunu kabul etmek için doğrunun olduğuna inanmalıyız ve daha aktif bilme yöntemlerini teşvik etmeliyiz. | TED | لقبول ذلك، علينا الإيمان بالحقيقة علينا تشجيع وسائل أكثر فعالية للمعرفة. |
| Satranç, cesur hareketleri ve dramatik oyunlara teşvik eden yaratıcılığın ifadesi olarak görülüyordu. | TED | الآن تُرى لعبة الشطرنج كتعبير للابداع، تشجيع التحركات الجريئة والمسرحيات الدرامية. |
| Ancak azınlık tercihlerini görmezden gelmek ya da insanları sistemi oynamaya teşvik etmek de adil görünmüyor. | TED | لكن لا يبدو عادلاً تجاهل الخيارات المفضلة القليلة ببساطة، أو تشجيع الناس على التلاعب بالنظام. |
| Bu öğrenilmesi için güzel bir yetenek, amigo kızlığın aksine veya... | Open Subtitles | إنها مهارة رائعة لتنميتها بدلا من تشجيع الأندية أو.. |
| İ yi tarafından bak. Sadece amigo takımı. | Open Subtitles | جيّد، أنظري إلى الجانبِ اللامعِ إنه مجرد هتاف تشجيع |
| Ne yazık ki, cesaret verilen çokpotansiyelliler uzmanlarına benzemeye daha yakındırlar. | TED | ولكن للأسف يتم تشجيع ذوي القدرات الكامنة المتعددة ليكونوا مثل أقرانهم من المختصين. |
| Başkan durum raporu istiyor. Ona "Hackerimiz kaçtı" demekten daha çok cesaret artırıcı... | Open Subtitles | الرئيس يريد التقرير أود أن أخبره شيء أكثر تشجيع من أننا |
| O belki etrafındakilerden yeterince destek görmediğini düşünmüş olabilir ama ben görüyorum. | Open Subtitles | أقصد , ربما لم تشعر أن لديها تشجيع كافٍ حولها , لكنني بعكسها |
| Ne arkadaşları, ne de ona yakınlık gösterip destek çıkan bir ailesi vardı. | Open Subtitles | من دون أصدقاء أو عائلة محبة تُوفر أي دفء و تشجيع. |
| Ki bu akademinin amacı ülkenin büyüklüğünü, gelecekteki liderliğini sağlamak, yurt sevgisini desteklemek, güçlü bir dünyanın temelini atmak, onur,özgürlük ve ülke adına işler yapmak olan insan kaynağını sağlamaktır. | Open Subtitles | و التي مهمتها رفع جاهزية هذا الوطن تشجيع المواطن و منحه الثقة بناء مؤسسات قوية و إيجاد الرجال المناسبين |
| Sarah Palin gençken amigoluk seminerime katılmıştı. | Open Subtitles | مرة حضرت ندوة تشجيع للشابة سارا بالين |
| Buna fırsat bulamayacaksınız. Başka cesaretlendirici söz var mı? | Open Subtitles | لن تسنح لك الفرصة امن كلمات تشجيع اخرى ؟ |
| Bence bu yeteneklerini ponpon kızın üzerinde kullanmalısın. Çünkü ikiniz de yanılıyorsunuz. | Open Subtitles | حسناً، وأنت تعتقدين أن المحافظة على طولك في الثانوية يجعلك فتاة تشجيع |
| Yardımdan zarar gelmez, ufak bir cesaretlendirme televizyonda "Dinle dostum." | Open Subtitles | نستطيع أن نستفيد من مساعده بسيطه أو تشجيع بسيط |
| Harika oyun,63bin kişinin destegini almak nasıl bir duygu? | Open Subtitles | أداء قوي ولكن لما إستطعتم الفوز بدون تشجيع الـ62 ألف جنوب إفريقي الذين حضروا اليوم |
| O kaliteli adamlar dediğin insanların eğilimlerini yüreklendirmek istememiştim. | Open Subtitles | لم أكن أنوي تشجيع محبة اثنين الخاطبين الجيدين، كما تقول |
| Elbette hepimiz, konumlarını geliştirmek için az şansı olanları cesaretlendirmeliyiz. | Open Subtitles | أنا أوافق، بالتأكيد يجب علينا جميعاً تشجيع أولئك الذين هم أقلُ حظاً لتحسين أوضاعهم حيثما يُمكنهم |
| Elinde alev makinesi ya da asit püskürtücüsü olan adama tezahürat yapmayı ne zaman bıraktık? | Open Subtitles | متى توقفنا عن تشجيع الرجل الذي يحمل قاذفة اللهب؟ أو سلاحاً يرش الحمض؟ |