| Ölürse yine yürüyemez. Hazır. | Open Subtitles | لو مات ، فلن يتمكّن من المشي أيضاً تفريغ |
| - Hazır! Tekrar şarj et. Hazır! | Open Subtitles | تفريغ اشحنوا مرّة أخرى تفريغ قوة صدمة كُسوركِ مزّقَت بعض الأوعية في حوضِكِ |
| Ve erkeklerin beni terk edip durduğu saçma bir sebepten... onu terk edeceğim. | Open Subtitles | ثم تفريغ له في واحدة من الطرق محرجة مخيف الرجال قد ألقى لي دائما. |
| boşaltmak için sana bir zenci veremediğim için üzgünüm. | Open Subtitles | آسف ، لم يمكنني ترك زنجي معك ليساعدك في تفريغ حمولتك |
| Tüm gün boyunca süren boşaltma çok fazla para getirir. | Open Subtitles | توجد الكثير من الأموال تُجنى من تفريغ المراكب طوال اليوم |
| Geri kalanınız kamyondakileri boşaltmaya yardım etsin. Kampı burada kuruyoruz. | Open Subtitles | أمّا الباقي يمكنهم تفريغ الشاحنة نحن سنقوم بصنع المخيم |
| Bu sabah üç çöp kamyonu gemideki çöpü almışlar ve saat | Open Subtitles | ثلاث شاحنات تفريغ افرغت حمولة النفايات من سفينتنا السياحية هذا الصباح |
| Kızlar, babanıza market poşetlerini boşaltmasına yardım edin. | Open Subtitles | يا بنات، ساعدوا بابا على تفريغ المشتريات بالمطبخ |
| - Kalbi durmuş bir hasta. - Hazır. | Open Subtitles | المريض في حالة توقّف تنفّس - تفريغ - |
| - Hazır! | Open Subtitles | ـ تفريغ ـ بئس الامر |
| - Hazır. | Open Subtitles | تفريغ - انتظر، انتظر - |
| Hayır, onu bu gece veranda da terk edeceksin. | Open Subtitles | لا، كانوا في طريقهم ل تفريغ له على الشرفة الليلة. |
| Nişan tarihimiz yayılana kadar seni terk edeceğim. | Open Subtitles | حالما يتم الإعلان عن الاشتباك، سوف تفريغ لك. |
| Onu terk etmek istemiyorum. | Open Subtitles | أنا دون أبوس]؛ ر تريد تفريغ له. اعتقد انه أمر رائع. |
| Burası Brownfield Fund, Kredi Sigortalarımı boşaltmak istiyorum. | Open Subtitles | سيد براون فيلد فان اريد تفريغ ائتماني الى تحويلات زائفة |
| Ama önce oturma odasındaki bütün kutuları boşaltmak istiyorum. | Open Subtitles | أريد تفريغ غرفة المعيشة من الصناديق أولا |
| Gemilere siz bizzat imzalamadan boşaltma yapmamalarını söyledik. | Open Subtitles | علمنا أن السفن لا يمكن تفريغ حمولتها إلا إذا وقعتَ على ذلك أنت شخصياً |
| Ve onları boşaltmaya devam edeceğiz, çünkü siz, santim santim ve kilo kilo, ve dolar dolar hiçbiriniz 'Boston Karıştırıcısı'nın yaptığı gibi o boşluktan o geliri çıkaramayacak. | TED | اقصد عملية تفريغ ناطحات السحاب لأن كل بوصة تعني بوصة من الأموال ودولاراً و جنيهاً استرليني ولا أحد يستطيع ان يكسب من كل مساحة مالاً مثلما يحدث في بوسطن شفلر |
| Biliyorsun, Mongkok'taki çöp sahası hep benim sorumluluğum altında oldu. | Open Subtitles | تعلم, تفريغ القمامة في "مونغ" و "كوك" دائماً تحت تصرفي |
| Deposunu boşaltmasına engel olan neymiş görmek için kateterle girip bakın. | Open Subtitles | قوموا بقسطرته لنرَ ماذا يمنعه عن تفريغ جوفه ليس أنتِ، بل (تشايس) |
| Çocukken, bir adam vardı çöplükte bi kutuda yaşıyordu bana tanrı olduğunu söylemişti. | Open Subtitles | عندما كنت طفلا , كان هناك رجل الذين عاشوا في مربع من تفريغ الذي قال لي أنه هو الله. |
| Kamyon boşaltıldı. Şoförün imzaya ihtiyacı var. | Open Subtitles | تم تفريغ الشاحنة، ويحتاج السائق لتوقيعك. |
| Çok fazla deneyim gerektiren, yerlerin silinip çöplerin boşaltılması değildir. | TED | وهم لا يعنون هنا خبرة مسح الأرضيات أو كيفية تفريغ صناديق القمامة |
| Ama odayı boşaltabilirim, az da olsa bir yer ayarlayabilirim. | Open Subtitles | لكن بإمكاني تفريغ مكان على الارض, مكان صغير. |
| - 360a şarj edin. Açılın. | Open Subtitles | اشحني إلى ثلاثمئةٍ وستين تفريغ |
| Marie, bir saniye bekle, olur mu? Sonra poşetleri boşaltmana yardım edeceğim. | Open Subtitles | امهليني ثانية وسأساعدك على تفريغ هذه الأكياس |
| Erkekler her zaman kızların içine torbalarını boşaltmakla meşgul olurlar. | Open Subtitles | الرجال دوماً يبحثون عن تفريغ الحقيبة في الفتاة |