| Ancak küçük bir detay mantıklı gelmiyor. | Open Subtitles | لكن تفصيلاً واحدًا صغيرًا لا يبدو منطقيًا بالنسبة لي |
| Ancak küçük bir detay mantıklı gelmiyor. | Open Subtitles | لكن تفصيلاً واحدًا صغيرًا لا يبدو منطقيًا بالنسبة لي |
| Kimse gücenmesin ama bunu daha detaylı tartışmak isterim. | Open Subtitles | بدون إساءة. أريد أن .أناقش هذا الأمر تفصيلاً |
| Daha detaylı bilgi aldığımda sizinle de paylaşacağım. | Open Subtitles | بمجرد أن يكون معلومات اكثر تفصيلاً سوف تكون على اطلاع تام. |
| - İki gündür benimle tek kelime etmedin ve aniden her detayı ister oldun, öyle mi Joni? | Open Subtitles | -لم تتحدثي إليّ منذُ يومين , فجأه تريدين تفصيلاً لكل شيء جوني)؟ ) |
| Birdenbire her detayı bilmek mi istedin Joni? | Open Subtitles | فجأه تريدين تفصيلاً لكل شيء جوني)؟ ) |
| Küçücük bir ayrıntıyı unutmadık mı? | Open Subtitles | ألم ننسى تفصيلاً صغيراً صغيراً لكنه هام ؟ |
| Dizideki bir anı çıkarırsan, bir ayrıntıyı değiştirip... sağa döneceğine sola dönersen, bütün yaşam değişir. | Open Subtitles | تأخذ لحظة واحدة من الخيط خارجاً تُغيّرُ تفصيلاً واحداً، تَستدير لليسار بدلاً مِنْ اليمين كُلّ الحياة تتغير |
| Abel çok kıskanç ve güvensiz ve o overcompensates, ama gözden kaçırdığınız bir detay. | Open Subtitles | (أبيل) غيور جداً وغير آمن ويُعوّض بشدّة، لكنّك فوّت تفصيلاً واحداً. |
| Çok sevimli bir detay olduğunu sanıyordum... | Open Subtitles | اعتقدت أن ذلك سيكون تفصيلاً جميلاً... |
| O zaman köpeği daha detaylı incelemeliyim. | Open Subtitles | عندها يتوجب عليّ القيام بفحوص أكثر تفصيلاً للكلب |
| Ben de ona detaylı olarak gösterilen şiddetten yapılan şeylerden nasıl acı çektiğimizden bahsettim. | Open Subtitles | فأخبرتها تفصيلاً عن العنف وعما جرى وعن معاناتنا |
| Bu çok daha detaylı bir diseksiyon. | Open Subtitles | هذا قطاع أكثر تفصيلاً |
| Küçük bir ayrıntıyı unuttun. Hamilesin. | Open Subtitles | لقد نسيتي تفصيلاً صغير انت حامل |
| Ayrıca bu defa en ufak ayrıntıyı dahi atlama. | Open Subtitles | و هذه المرّة لا تهملي تفصيلاً واحداً |
| "Bir ayrıntıyı değiştirirsen... | Open Subtitles | "تُغيّر تفصيلاً واحداً |