| uyum içinde; hareketi arkaplanla kaynaşıyor. Bu hareket eden kaya oyunu. | TED | إنه يندمج ببساطة، حركته تندمج مع محيطه خدعة الصخرة المتحركة. |
| Çünkü Tardis uyum oluşturmak için tasarlandı. | Open Subtitles | لأن التارديس مصممة بحيث تندمج في البيئة المحيطة |
| Çünkü Tardis uyum oluşturmak için tasarlandı. | Open Subtitles | لأن التارديس مصممة بحيث تندمج في البيئة المحيطة |
| Burada mesele akıllı olmak dikkatleri üzerine çekmemek, göze batmamak. | Open Subtitles | انهُ متعلق بتصرفنا بذكاء وان لا تجلب الانتباه لنفسك ، ان تندمج |
| İçeride, karbon ve oksijen atomları birleşmek üzeredirler ve bu da kötü haberdir. | Open Subtitles | في الداخل، توشك ذرّات الكربون والأوكسجين أن تندمج معًا وهذه أنباء سيّئة |
| Futbol topu benzetmesindeki yıldızda olduğu gibi hidrojen atomları, yıldızın enerjisini üreten helyumu yaratarak birbiriyle birleşiyor. | Open Subtitles | تماماً كما تخيلنا سابقاً النجم في حجم كرة القدم , ذرات الهيدروجين تندمج معاً منتجة الهيليوم الذي يولد طاقة النجم |
| Brezilya São Paulo'daki ofis binası yarı transparan OPV paneller cam yüzeye entegre edilmiş, değişik ihtiyaçlar sunuyor. | TED | في مبنى المكاتب في ساو باولو، البرازيل، حيث تندمج اللوحات شبة الشفافة مع زجاج الواجهة، ما يخدم حاجات مختلفة. |
| Çok karmaşık reseptörlere bağlanan çok karmaşık kimyasallarla çok karmaşık süreçler. | TED | عملية معقدة جداً مع مركبات كمائية معقدة والتي تندمج مع مستقبلات معقدة |
| Güneş'te bu nesneler, Helyum atomları oluşturmak üzere muazzam bir basınçla birbirine çarpan hidrojen atomlarıdır. | Open Subtitles | تلك الجسيمات بالشمس هي جزيئات الهيدروجين تندمج مع بعضها تحت ضغط مرتفع لتكوين جزيئات الهيليوم |
| Köylüleri korkutmak değil onlara uyum sağlamak istiyorsun, değil mi? | Open Subtitles | أتقصد أنك تريد أن تندمج معم و ألا تخيف أولئك القرويين ؟ |
| Hep bir yerlere ait olma arzusuyla büyüyüp hiçbir yere uyum sağlayamadın mı? | Open Subtitles | هل كنت ترغب دائماّ أن تندمج مع الوسط ولكنك لم تفلح |
| Etrafa uyum sağla. Buraya aitmişsin gibi. | Open Subtitles | كل ماعليك فعله أن تندمج وتتظاهر بأنك تنتمي لهنا |
| O şekilde takıldı. Normalde uyum sağlaması lazım ama bozuldu. | Open Subtitles | اها، إنها عالقة، من المفترض ان تندمج ولكنها معطوبة |
| Ama sen bunu uyum sağlamak için yaptın. | Open Subtitles | لكن أنت فعلتها لتتناسب بالمكان و تندمج |
| Gizli görevdeyken normal tabii. uyum sağlaman gerekmiştir. | Open Subtitles | اذا كنت متخفي فهذا ضروري عليك ان تندمج |
| Burada mesele akıllı olmak dikkatleri üzerine çekmemek, göze batmamak. | Open Subtitles | انهُ متعلق بتصرفنا بذكاء وان لا تجلب الانتباه لنفسك ، ان تندمج |
| Diane bizimle birleşmek istiyor. | Open Subtitles | تريد دايان أن تندمج معنا |
| - birleşmek mi istiyorsun? | Open Subtitles | أتريدُ بأن تندمج معي؟ |
| Şirketim Lockhart/Gardner ile birleşiyor. | Open Subtitles | سو تندمج شركتي مع لوكهارت وغاردنر |
| Bina bir insanla birleşiyor. | Open Subtitles | عندما تندمج بناية مع شخص ما |
| Klinik ortamda sürekliliğe ihtiyacı var sosyal genç ortamlarına entegre olması çok önemli geri akranlarının arasına dönebilmesi için. | Open Subtitles | هي تحتاج إلى أن تستمر في بيئتها هذه من المهم أن تندمج مع تحدياتها في سن المراهقه والعوده الى مجتمع الزملاء.. |
| En güçlü alkaloidlerinden biri, beyinde aynı reseptörlere nikotin olarak bağlanan fakat en az on kat daha güçlü olan kimyasal epibatidindir. | TED | إحدى أقوى مركباتها القلوية هي المادة الكيميائية "إبيباتيدين"، التي تندمج مع المستقبلات التي تستقبل مادة النيكوتين في الدماغ ولكنها أقوى منها بعشر مرات على الأقل. |