| - Hayır. Ama Avusturya'daki hayatı çok farklıydı. bırakıp gelmesi zor olmuş olmalı. | Open Subtitles | كلا، ولكن لابد أنه أمر شاق أن تهجر الحياة التي اعتادتها في النمسا |
| Ama anneni ve bebeğini yüzüstü bırakıp gitmezsin. - Ne bebeği? | Open Subtitles | لكن من دون أن تهجر امك وطفل |
| Kraliçe B.'nin İşçi Bayramından önce iki babasını bırakıp gelmesini ne sağlamış olabilir? | Open Subtitles | (مالذي سيجعل الملكة (بي تهجر والدها وتعود قبل أيام العمل؟ |
| Sevgililerini terk etmek üzereyken annenin yüzündeki ifadenin aynısı. | Open Subtitles | نفس التعبيرات الذى تبديها أمك عندما تهجر أحد من عشاقها |
| Sana en fazla ihtiyaç duydukları zaman, insanları yüzüstü bırakıyorsun. | Open Subtitles | تهجر الناس عندما يكونون فى أشد الحاجه لك |
| Kensi arabayı bırakıp yürüyerek gitmediyse orada olacaktır. | Open Subtitles | وما لم تهجر (كينزي) السيارة وترحل، فهي ستكون هناك. |
| Bu sefer kız kardeşimi bırakıp kaçamayacaksın. | Open Subtitles | لن تهجر شقيقتي! |
| Bir kraliçeyi bırakıp gitme. | Open Subtitles | .لا تهجر ملكة |
| Hatta yaban arıları bile karıncalar geldiğinde yuvalarını terk etmek zorunda. | Open Subtitles | حتى الدبابير تهجر بيوتها حين يصلها النمل |
| Gemiyi terk etmek zorundasınız. | Open Subtitles | يجب عليك ان تهجر السفينة |
| Meredith, Walter'ı terk etmek istiyordu. | Open Subtitles | لقد أرادت ان تهجر والتر |
| - İnsanları yüzüstü bırakıyorsun! | Open Subtitles | أنت تهجر الناس |