| Mahkûmların bilekleri buraya konur ve bağlanırdı. | Open Subtitles | أيدي الضحايا توضع هنا، و يتم تقييدها بواسطة قطعة أخرى تظهر فجأةً |
| Bir yılda kaç kuruş atılıyor ya da kavanozlara konuyor biliyor musun? | Open Subtitles | تعلم هل تعلم كم تسـاوي عدد البنسـات التي ترمى أو التي توضع في الحصالة كل سـنة ؟ |
| Büyük aranjmanlar bara koyulacak. Küçük olanlar masanın üstüne koyulacak. | Open Subtitles | توضع التشكيلات الكبيرة عند البار والصغيرة عند المائدة. |
| Bu devre, bu içine giren şeylerden biri, bu teknolojinin çalışmasını sağlıyor. | TED | على اليسار. هذا لوح للرسم . وهذة احد الاجزاء التي توضع بالداخل وتسهم في عمل هذة التكنلوجيا. |
| Kraliçe olma hakkı olabilir, lâkin kanunlarımız fani insanlar tarafından konulur. | Open Subtitles | قد تكون ملكة بالحقّ، لكنّ قوانيننا توضع من قبل رجالاً ضعفاء |
| Ksenon gazı pozitif iyonlaştırılır, sonra motorun pozitif yüklü gövdesine karşı yerleştirilir. | Open Subtitles | غاز الزينون هو المتأين مع شحنة موجبة, ثم توضع ضد محرك مع بدن موجب الشحنة. |
| Üst üste yerleştirilen iki zıt biyo-eterik dalganın birbirini iptal ettiği bir gerçek. | Open Subtitles | من الثابت أن موجتين متضادتين توضع إحداها فوق الأخرى،.. فـستلغي كلٌ منهما الأخرى |
| Bunların bileşik bir araç yapmak için bir çeşit kabzaya yerleştiriliyor olması daha muhtemeldir. | Open Subtitles | يبدو وأن هذه الشفرات توضع في ماسكة لصنع أداة مركبة |
| Bir çorbamız olabilir, ve çorba genellikle ilk olarak geldiği için, tutmada sağ elimizi kullanmamızdan dolayı, çorba kaşığı bıçakların dışına konur. | TED | ربما نتناول بعض الحساء، وبما أن الحساء عادة ما يأتي أولاً، ملعقة الحساء توضع خارج السكاكين بما أننا نستخدم يدنا اليمنى لكي نمسك بها. |
| İşin aslı, parasal ilkeler bağımsız bir Federal Rezerv Sistemi, diğer adıyla Fed tarafından konur. Fed, ülke çapındaki büyük şehirlerde bulunan 12 bölgesel bankadan oluşmuştur. | TED | في الحقيقة، السياسة المالية توضع من قبل نظام الاحتياطي الفيدرالي المستقل، أو ذا فيد، المكون من 12 بنك محلي في المدن الرئيسية حول البلد. |
| Kayda geçmeyen kanıtlar duman bölmesine konur. | Open Subtitles | أدلة غير مسجلة توضع تحت غطاء التبخير |
| Organik bir mikroçip deri altına konuyor. | Open Subtitles | توضع رقاقة عضويّة معدّلة تحت الجلد |
| Ne zamandan beri dosyalar kafese konuyor? | Open Subtitles | منذ متى توضع الملفات في القفص ؟ |
| - Buna ne kadar tereyağı konuyor? - Yarım. | Open Subtitles | ما كمية الزبد التى توضع هنا؟ |
| Babamın verdiği, Noel ağacının en üstüne koyulacak olan yıldızı. | Open Subtitles | النجمه التي توضع في اعلى شجرة عيد الميلاد التي أعطاني أيها والدي |
| Küçük ev aletleri dolabın yanına koyulacak. | Open Subtitles | -الأجهزة الصغيرة توضع بجوار الثلّاجة . |
| Mekanizma bu tırnağın içine girer. | Open Subtitles | إبرة ضرب النار توضع في خزانة مجرى الطلقة |
| Connie, bu şeyin içine ne kadar granit koyman gerektiğini anlamalısın. | Open Subtitles | كونى , يجب أن ترى كمية الجرانيت الذى يجب أن توضع بهذا الشىء |
| Üniversite laboratuvarlarının ürettiği biyolojik atıklar özel bir işlem için kilitli bidonlarda konulur. | Open Subtitles | المخلفات الحيوية التي تنتجها معامل الجامعة توضع جانباً في سلات مقفلة لأغراض خاصة |
| Kavanozlar mancınığa konulur ve düşmana fırlatılır. | Open Subtitles | هذه الاواني توضع في المنجنيق وتقذف علي العدو |
| Siyah, her zaman önce yerleştirilir. | Open Subtitles | القطع السوداء توضع أولاً دائماً. |
| Küçüklerse içeriye yerleştirilir. | Open Subtitles | \u200fبينما توضع القطع الصغيرة في الداخل. |
| Evin üstüne yerleştirilen uydu antenlerinden haberi yok mu? | Open Subtitles | ألم يسمع بالأطباق الصغيرة التي توضع أعلى المنزل؟ |
| Bu, bir bıçak olarak kullanmak için bir tutamaç içine yerleştirilen küçük kesiciler dizisi. | Open Subtitles | هذه مجموعة من الشفرات الصغيرة توضع في ماسكة لتستخدم كسكينة |
| Gerekli tüp yerleştiriliyor ve gaz salınıyor. Saniyeler içinde de kehribar katılaşıyor. | Open Subtitles | حالما توضع القنينة بالمكان، يطلق الغاز، وفي غضون ثوانٍ، يتجمّد الكهرمان |
| Sabitleyici, hastanın kafasını çevreliyor ve bu şekilde yerleştiriliyor. | Open Subtitles | هاته الدعامة توضع حول راس شخص ما و توضع هكذا |