| Sonra elimin tersiyle vuruyorum, buz kıracağıyla buzu parçalıyormuş gibi. | Open Subtitles | ثم ألكم بظهر يدى كما لو كنت تكسّرين ثلجاً بمثقاب |
| içine kuru buz ve pop rocks koymuştuk ve patlayınca sınıf karışmıştı. | Open Subtitles | و وضعنا ثلجاً جافاً و وضعنا صخوراً داخله, وأنفجرت في أنحاء الفصل |
| Böyle buz da istemiyorum, sadece bardak istiyorum lütfen. | Open Subtitles | ولا أريد ثلجاً في كوبي بل كوباً فارغاً، من فضلك |
| Dün kar yağıyordu. Kulağa bir tiyatro senaryosu gibi geliyor. | Open Subtitles | ،كانت تمطر ثلجاً البارحة بدا كمشهدٍ من مسرحية |
| Dün kar yağıyordu. Kulağa bir tiyatro senaryosu gibi geliyor. | Open Subtitles | ،كانت تمطر ثلجاً البارحة بدا كمشهدٍ من مسرحية |
| Yol 160 kilometre. kar yağıyor. Oraya nasıl gideriz? | Open Subtitles | المسافة مئة ميلاً، والجو ممطر ثلجاً بالخارج، كيف سنصل إلى هناك؟ |
| Ben ona bakarım. Başı için biraz buz bulurum, belki de yastık. | Open Subtitles | سأعتنى به، سأضع ثلجاً على الكدمة وأضع تحته وسادة |
| Ben ona bakacağım.Başı için biraz buz bulacağım, belki birde yastık. | Open Subtitles | سأعتنى به، سأضع ثلجاً على الكدمة وأضع تحته وسادة |
| Baba sigara değil. Birazcık kuru buz hepsi bu, tamam mı? Çok nazik bir müşterimizi, lanetlenmiş olduğu fikrinden kurtarmaya çalışıyoruz. | Open Subtitles | أبي، ليس دخاناً بل ثلجاً جافاً ساعدت عميلاً لطيفاً جداً، بتخليصه من الشعور بأنه ملعون |
| Ve senden içki istediğimde "buz da ister misiniz efendim?" diyeceksin. | Open Subtitles | حينما أطلب شراباً فيتعيّن أن تقول: "أتريد ثلجاً معه يا سيّدي؟" |
| Elinize ayağınıza buz koyun ve dinlenin. | Open Subtitles | ضعوا ثلجاً على أجسادكم ونالوا قسطاً من الراحة. |
| Acımıyor. buz bile koymadım. | Open Subtitles | إنها لا تؤلم حتى أنني لم أضع عليها ثلجاً |
| Ona bir hafta yetecek kadar buz verdim. Şişliğin inmesini sağlayacaktır. | Open Subtitles | أعطيته ثلجاً يكفيه أسبوعاً يفترض أنْ يخفّف الورم |
| - Elimi yaktım. - buz koy o zaman ve beni dinle. | Open Subtitles | حرقتُ نفسي - حسناً ، ضعي ثلجاً عليه ، واصغي لي - |
| Aynı havalı restoranlarda sidik kabına buz koymaları gibi. | Open Subtitles | انها مثل عندما تذهب الى مطعم فاخر ويضعون ثلجاً في المبولة |
| İyi hatırlıyorum çünkü kar yağıyordu. ne tuhaf | Open Subtitles | أتذكر ذلك جيداً لأنها كانت تثلج ثلجاً غريباً |
| Görüyorsun, o buraya gelmeden önce hiç kar yağmazdı. | Open Subtitles | هل ترين؟ قبل أن يأتي إلى هنا، لم تكن تمطر ثلجاً أبداً. |
| O şu an orada olmasaydı, kar yağıyor olacağını sanmıyorum. | Open Subtitles | إن لم يكن هناك بالأعلى الآن، فلا أعتقد إنها كانت ستمطر ثلجاً. |
| İstanbul böyle kar görmemişti. Nasıl çıktın bu karlarda? | Open Subtitles | لم تشهد استانبول ثلجاً كهذا من قبل كيف خرجتَ فى ذلك الثلج؟ |
| - Hava durumuna göre kar yağabilirmiş. | Open Subtitles | ذكرت التوقعات أنّه من المفترض أن تنقلب ثلجاً بحلول الليل حقاً؟ |
| Dışarısını görmediniz mi? Deli gibi kar yağıyor. | Open Subtitles | أرأيتم الأجواء بالخارج، إنّها تُمطر ثلجاً بجنون. |
| Onun verdiği talimatlar mükemmeldi ve kendimi sadece bir gün önce Himalayalar'dan gelen karla buz gibi olan soğuk sulara ulaşmış buldum. | Open Subtitles | كانت توجيهاته دقيقة وسرعان ما خضت خلال مياه جليدية قبل أن تمطر ثلجاً بـ"جبال الهيمالايا" |