| Bunların hiç birini yapmadı. Bunları yapmaya çalışmadı bile. | TED | هو لم يفعل ذلك البتة و حتى أنه لم يحاول فعل ذلك |
| Oğlunuz için o kadar önemsizdi ki size bahsetmeyi düşünmedi bile. | Open Subtitles | أنه كان غير مهم لإبنك حتى أنه لم يفكّر في ذكره لك |
| Nüshaları alacak kadar bile aklı yok! | Open Subtitles | حتى أنه لم يملك المسؤولية لكي يحتفظ بنسخة. |
| Şu an itibariyle, standart CST yeterlik sınavına girecek... durumda bile değil. | Open Subtitles | حتى أنه لم يعد يتمتع بالفطنة للخضوع لاختبار الكفاءة. |
| Alışverişten gelir gelmez banyoya girdi. Mektuplarını bile okumadı. | Open Subtitles | إنه هناك منذ أن عاد من المحل، حتى أنه لم يقرأ خطاباته |
| Ona, onu sevdiğimi söyleme şansım bile olmadı. | Open Subtitles | حتى أنه لم تسنح الفرصة لي لأخبره بأني أحبه |
| Başkan olmak bile istemedi.Ama kasabalılar ısrar ettiler. | Open Subtitles | حتى أنه لم يرغب فى العُمودية حاول أن يرفض لكن قساوسة البلدة أصروا على تعيينه |
| Sekizinci sınıfta, teknik resim dersinde yapman gereken o kahrolası lambayı eve getirmiştin, ama içinde bir tane bile kablo yok. | Open Subtitles | أحضرت الى المنزل ذلك المصباح ..الملعون الذي يجب عليك صنعه في الصف الثامن صف الفنون الصناعية حتى أنه لم يكن هناك سلك فيه |
| Parayı senin aldığını düşünüyor Lee. Sana güvenmiyor bile. | Open Subtitles | إنه يظن أنك استوليت على الأموال حتى أنه لم يعد يثق بك |
| Onu timsah olduğu halde seviyorlar her zaman iyi olmadığı ya da çocuklara nazik davranmadığı halde bile. | Open Subtitles | لقد أحبوه بصرف النظر عن أنه تمساح حتى أنه لم يكن لطيفا دائما وليس جيدا مع الأطفال |
| Onu timsah olduğu halde seviyorlar her zaman iyi olmadığı ya da çocuklara nazik davranmadığı halde bile. | Open Subtitles | لقد أحبوه بصرف النظر عن أنه تمساح حتى أنه لم يكن لطيفا دائما وليس جيدا مع الأطفال |
| Bu geminin hâlâ var olduğunun aklımın ucundan bile geçmemesi şöyle dursun, geri dönüş yolunu kendi bulabilir. | Open Subtitles | حتى أنه لم يخطر قط لي أن هذه السفينة لا تزال موجودة , ناهيك عن أنها يمكن أن تجد طريق عودتها. |
| Bana bakmadı bile, sadece size baktı. | Open Subtitles | حتى أنه لم ينظر في وجهي، فقط لأنك الثلاثة. |
| "Nişanlı"sını bir kez bile aramak istemedi. | Open Subtitles | حتى أنه لم يحاول أن يتصل بخطيبته و لا حتى مرة واحدة. |
| Dün ameliyat listesinde bile değildi. | Open Subtitles | حتى أنه لم يتبع جدولة جراحته لتكون بالأمس |
| Bel altı esprilerden bile nefret etmez oldu. Bir anda Marshall GUB'u sevivermişti. | Open Subtitles | حتى أنه لم يعد يكره النكات المخلة بالآداب |
| Arkasına bile bakmadı. | Open Subtitles | وهو ترك يدي وحسب. حتى أنه لم ينظر إلى الوراء. |
| - Tertemiz çıktı. Üç yıldır bir porno sitesine bile girmemiş. | Open Subtitles | حتى أنه لم يدخل لمواقع الاباحة منذ ثلاثة سنين |
| Her yıl gösterdikleri film de bile yok. | Open Subtitles | حتى أنه لم يظهر في الفيلم الذي يعرض في كل سنة لعينة |
| Gerekli olmadıkça insanlara adını bile söylemez. | Open Subtitles | حتى أنه لم يكن يخبر الناس باسمه حتى وقت قريب |