| Bütün bu bilgiler serbest kalırsa, özgür irademiz de kalmaz. | Open Subtitles | مع انكشاف كل تلك المعلومات لن تكون لدينا إرادة حرّة |
| Yani bir katil birini öldürdüğünde özgür iradesiyle öldürmez mi diyorsun? | Open Subtitles | أتقصد أن قاتلاً لا يكون له من إرادة حرّة حينما يقتل؟ |
| Şunu bil ki burada özgürsün, İstediğin zaman girip çıkabilirsin. | Open Subtitles | اود ان تعرفي انك حرة هنا يمكنك ان تتجولي حيث تشائين |
| Artık özgürsün. Doğru ve yanlış, iyi ve kötü arasında seçim yapmakta özgürsün. | Open Subtitles | أنتِ حرة في الإختيار بين الحق والباطل، الخير والشر |
| özgürüm ve sen ilk değilsin. | Open Subtitles | أنا حرة وسعيدة, وأنت لست أول من أفعلها معه. |
| Ama ben şu an bile konuşabilirim. Bu dehşetle bir başıma mezara gömüldüğümden bu yana ilk kez bu kadar özgürüm... | Open Subtitles | لا يمكنني التحدث الآن، أنا حرة للمرة الأولىعندمادفنتمعهذاالإرهابي.. |
| Gerçek özgür olmak istiyor ve bizde onu kurtarmak istiyoruz. | Open Subtitles | حقيقةً تريدُ أن تكونَ حرّة و نحنُ نريدُ أن نحرّرها. |
| özgür ve arıtılmış olarak diğer ruhlarla görüşür. | Open Subtitles | ـ ـ ـ حرّة من المعاناة، طاهرة، نقية ـ ـ ـ ـ ـ ـ تنتقل إلى جسد آخر |
| Biz özgür ve güvende olunca, o da özgür ve güvende olacak. | Open Subtitles | حالما نتحرّر ونكون بمأمن تكون هي حرّة وبمأمن |
| Bu, gardiyan gitmekte özgürsün dediğinde onu sorgulamak gibi bir şey. | Open Subtitles | هذا مثل استجواب حارس السجن عندما يقول أنتِ حرة للذهاب. |
| "O pantolonun içinde çok şişman gösteriyorsun." Gitmekte özgürsün. | Open Subtitles | انتي سمينة جدا في ذلك البنطال انتي حرة للانصراف |
| Parayı alınca, istediğin yere gitmekte özgürsün. | Open Subtitles | عندما أحصل على نقودى فأنت حرة تفعلين ما تريدين |
| Nihayet özgürüm, teşekkürler Yüce Tanrım, nihayet özgürüm. | Open Subtitles | حرة أخيراً, حرة أخيراً. أشكرك يا الهى أنا حرة أخيراً |
| Buna özgüven derler. İlk kez duygularımı bastırmıyorum. özgürüm. | Open Subtitles | تُسمى ثقة بالنفس، لأول مرة، لا أقمع مشاعري، أنا حرة |
| bu yüzden yaşadıklarımı kitap olarak yazmakta özgürüm. | Open Subtitles | هذا حكم بأنه غير دستوري لذا أنا حرة بقراءة كتب عن هذا |
| Tabii ki eşin kiminle isterse beraber olmakta serbest artık. | Open Subtitles | و بالتأكيد ، هي حرّة في مواعدة أي شخص تريد |
| ve sen Rachael'e gidersen, Bonnie bu akşam boş. | Open Subtitles | و اذا ذهبت مع رايتشل هل ستكون بونى حرة الليلة؟ |
| hür Osterlich'e göçeriz. | Open Subtitles | نستطيع الذهاب إلى أوسترليتش انها ما زالت حرة |
| Kocanız bana istediğimi verir vermez, özgürsünüz. | Open Subtitles | أريد ما يعطيني زوجك حالما للذهاب حرة أنتِ |
| Sen ikimizi ayıracak büyük özgürlük gibi konuşuyorsun. | Open Subtitles | حَسناً، أنت ِتبدين مثل امرأة كبيره حرة لى ول مجموعه طاقمى. |
| Ülkemizin istilası... bağımsız bir ülkeye karşı yapılmış... bir saldırıdan başka bir şey değildir. | Open Subtitles | ان احتلال بلادنا يعد شكلا واضحا من أشكال العدوان على بلد حرة |
| Orient Ekspres'e binmek üzere Münih'te indiğimizde serbestsin. | Open Subtitles | سنهبط مرة واحدة قرب قطار الشرق السريع أنت حرة بالذهاب |
| Cumartesi günü boşum. O zaman deneriz. | Open Subtitles | سأكون حرة يوم السّبت القادم ويمكننا تجربته حينها |
| Vahşi atların özgürce koştuğu zamanları, güneşin, gökyüzünün ve rüzgarın adımı seslendiğini hala hatırlıyorum. | Open Subtitles | لا زلت أذكر الشمس والسماء والرياح وهى تنادى باسمى فى ذلك الوقت عندما كانت الخيول البرية تنطلق حرة |
| The Village ücretsiz efendim. Onu istiyorsanız gidip kendiniz almalısınız. | Open Subtitles | جريدة صوت القرية حرة يا سيدى, إذا أردت أن تبتاعها فلتفعل |
| Diğer elin boşta kalsın da... belki kıç deliğine sokmak istersin. | Open Subtitles | أترك اليد الأخرى حرة في حال رغبت في لمس الطرف الآخر |
| Çok özgürdü, cazibesi vardı. Ona tutuldum. | Open Subtitles | كانت مستقلة حرة وفي طاقتها الجنسية انجذبت لها بعمق |