| Tahminimizce, Clark'a bunu yapan çocuk hafızasını sildirmek için bir tür tedavi görüyor. | Open Subtitles | أعتقد أن الشاب الذي فعل هذا بكلارك يخضع لعلاج ما لكي تمحى ذاكرته |
| Kim bilir, belki büyük bir doz hafızasını tekrar silebilir. | Open Subtitles | ومَن يدري، قد تمحو الجرعة الكبيرة ذاكرته كلها من جديد |
| Doktorların, hafızasını yerine getirmemiz için çabalamamız gerektiğini söylediğinde dehşete kapıldım. | Open Subtitles | عندما أخبرني الطبيب أنه علينا التعاون معه لاسترداد ذاكرته كنت مرعوبة |
| Eğer Hub burada kendini evinde hissederse, belki hafızası canlanabilir. | Open Subtitles | إن شعر هو وكأنه في بيته هنا سينشط ذلك ذاكرته |
| hafızası herhalde 24 veya 48 saat içinde geri gelecektir. | Open Subtitles | من المحتمل أن تعود ذاكرته خلال 24 إلى 48 ساعة |
| hafızasının geriye gelmesi yerine yanında başka bir gelecek tutuyor. | Open Subtitles | أشعر بالدف ينتشر بـ قلبي المثلج ♪ هو بدلاً من إسترجاع ذاكرته |
| İşte tarih böyle ilerler; hafızasını, kulaklarını tıkar gibi tıkayarak. | Open Subtitles | بتلك الطريقة يتقدم التاريخ مغلقا ذاكرته كما يغلق الشخص أذن الشخص الآخر |
| Hatırlamazsa, Kayıp Çocuklar hafızasını yerine getirecek. | Open Subtitles | ولو لم يفعل ، هؤلاء الاطفال الضائعين سينعشون ذاكرته |
| Baban kısa süreli hafızasını 1972 de kaybetti. | Open Subtitles | أبوكِ عندما إنفجرت ذاكرته على المدى القصير في عام 1972م |
| Şimdi tüm hafızasını geri kazandı, sıradaki ne? | Open Subtitles | الان بعد أن استعاد ذاكرته كلياً، ماذا بعد هذا؟ |
| Geçmişte gittiği yerlere giderse, hafızasını tetikleyecek bir şey gördüğü an hatırlamaya başlıyor. | Open Subtitles | حينما يكون فى موقف مماثل أو أنعش شخص ذاكرته فإنه يتذكر |
| Hepimiz onu kazada öldü sandık ama sadece hafızasını kaybetmiş meğer. | Open Subtitles | لقد اعتقدنا انه مات فى الحادث لكنه فقد ذاكرته فقط |
| Yani hafızası gelmeye başladı. Yalnızca, "Yoğun Jim Clancy Kursu"na ihtiyacı var. | Open Subtitles | أعني، ذاكرته تعود، لذا الآن أنه بحاجه لبرنامج مكثّف في جيم كلانسي |
| hafızası o kadar kötü ki, bir hafıza problemi olduğunu bile hatırlamıyor, bu inanılmaz. | TED | كانت ذاكرته سيئة جداً لدرجة أنه لم يتذكر أن لديه مشكلة في الذاكرة وهو أمر مدهش |
| Ama bir sorun vardı: hafızası. | TED | لكن كانت هنالك مشكلة واحدة: لقد أُصيبت ذاكرته. |
| Her düzeni, Victor'un hafızasının sağlamasını engellemeye çalıştım. | Open Subtitles | أردت أن أتجنب أي ربط بين الإثنين في ذاكرته وقد حققت ذلك عبر التغيير المستمر لأماكن الرسومات |
| Kendimi suçlu hissedecek hiçbir şey yapmadım ben. Babanın, hafıza seviyesi çok düşük. | Open Subtitles | لم أفعل شيئاً لأشعر بالذنب عليه والدكِ ذاكرته صغيرة, يتنكر بزي ضمير حي |
| - Dokuyu tamir edebilirler, evet , ama hasta anılarını, konuşma yeteneğini, | Open Subtitles | و يمكن إصلاح الأنسجة ، نعم لكن المريض سيفقد ذاكرته ، و مهاراته اللغوية |
| Denizkızı ise adam yeniden kendisini aramaya gelmesin diye onu öperek hatıralarını silmiş. | Open Subtitles | من أجل منع الشاب من البحث عنها مرة أخرى محت كل ذاكرته بتقبيله |
| Bu odada, çocukluk anıları ve çocukluğun saflığı geri dönmüştü. | Open Subtitles | في هذه الغرفة ، كل لحظة من طفولته و براءته النقية قد عادت إلى ذاكرته |
| Beni hafızasından kaç defa silmeye çalıştığın umurumda bile değil. | Open Subtitles | لا أهتم بعدد المرات التي حاولتِ فيها مسحي من ذاكرته |
| Öteki saklanmış. Görsel hafızasında olmamak için buna bakmamış. | Open Subtitles | واحد مخفى والآخر سيتجنّب النّظر إليه حتّى لا يكون خلال ذاكرته |
| Bu fotografik hafızasına bitiyorum, acayip seksi. | Open Subtitles | أحب ذاكرته التصويرية ، إنها مثيرة للغاية |
| Zihnini silip, sonra da tüm deneyimi gizleyecek bir anı yerleştirmeliydiniz. | Open Subtitles | كان من المفترض ان تمسحوا ذاكرته وبعدها تزرعوا غطاء من الذاكرة |
| Öyleydi zaten, ama Tabitha hafızasıyla biraz oynamış olabilir. | Open Subtitles | لقد كان . لكن تابيثا جددت ذاكرته |
| Bazen eski anılarının tamamını hatırlıyor ve bazen de anılara ait her şey yok oluyor. | Open Subtitles | أحياناً ذاكرته واضحة فعلا وأوقات أخرى ذاكرته بتروح |
| Tekrar çalıştırabilsek bile belleğinin ne şekilde olduğunu söyleyemem. | Open Subtitles | لا أعلم كيف ستكون ذاكرته بعد ذلك |