| Harika görünüyor. Peg, başlatmak ister misin? Bu harika. | Open Subtitles | تبدو رائعة امسكي هذا، وابدأوا توزيع الكعك؟ ذلك رائع |
| Bu harika Charlie. Senin adına sevindim. | Open Subtitles | ذلك رائع يا تشارلى أنا حقاً سعيدة من أجلك. |
| - Jim. Yo, yo, yo, Bu harika. | Open Subtitles | لا , لا , لا ذلك رائع هناك نقص كبيرٌ منهم |
| Peki o zaman, Çok güzel dostum. Biz bu konuyu konuşuruz o zaman. | Open Subtitles | نعم, ذلك رائع يارجل حسناً, تعلم ذلك, سوف نتحدث انا وهو حول الأمر |
| Bu muhteşem.Bu çok feci ama muhteşem demek istiyorum. | Open Subtitles | ذلك رائع . أقصد، إنّه فظيع، لكنه رائع |
| - Harika. Seninle tutuklanmayacağım, o yüzden satın al. | Open Subtitles | ذلك رائع, لكنني لن يتم إعتقالي بسببك لذا, إشتريه |
| Birkaç telefon etmem lazım. Bu arada sen mutfaktaki işleri bitirirsen Bu harika olur. | Open Subtitles | يجب ان اجري بعض الاتصالات , لذا اذا انتهيتي سيكون ذلك رائع |
| Bak, Bu harika. Ve bir anda aklına geldi. | Open Subtitles | انظر، ذلك رائع ربما تكون أفضل فكرة خرجت بها مطلقاً |
| Sevişebiliriz gibi hissediyorum ve Bu harika. Yani, gerçekten harika. | Open Subtitles | عندما نتبادل القبل, و ذلك رائع رائع حقاً |
| Bu harika, fakat cevabın bunu göstermiyor. | Open Subtitles | ذلك رائع ، ولكن لا تدعي ذلك يغيّر أجابتك. |
| Biliyorsun Bu harika çünkü ben seni sonra alıyım mı? | Open Subtitles | أوتعلمين، ذلك رائع لربما بإمكاني المرور لإقلالكِ لاحقاً؟ |
| Bu harika ama artık 5. sınıfta değilsin ve bunu senin için yapmıyor Zoe. | Open Subtitles | مهلاً أنها تعرف الجمهور لقد فزت ذلك رائع ولكن هذا ليس الصف الخامس وهي لا تقوم بهذا من أجلك زوي |
| Aman tanrım Kurt. Bu harika. Senin adına çok mutlu oldum. | Open Subtitles | ياإلهي كورت ذلك رائع أنا سعيد جداً من أجلك |
| Oh, Baş Müfettiş, Bu harika. | Open Subtitles | أوه، يا رئيس المفتَشين ذلك رائع |
| - Birliğe dönebilirmişim! - Nordberg, Bu harika! Frank! | Open Subtitles | و تعود إلى القوة نوردبرج ، ذلك رائع |
| Bak, Bu harika, Shane. Eğer işler Ariana Huffington la iyi giderse, sonra... belki bikaç film müşterin olabilir. | Open Subtitles | ذلك رائع يا (شين) لو سارت الأمور على ما ينبغي مع (أريانا هافنقتون)، ربما إستطعتي العمل في أحد الأفلام |
| Çok güzel, Hightower, ama... saat sabahın 2:30'u. | Open Subtitles | ذلك رائع ، هايتاور ، لكن إنها ال 2: 30 في صباحا |
| Sağolun hanımlar. Çok güzel. Oldu işte. | Open Subtitles | شكرا لكم أيتها السيدات لقد كان ذلك رائع انصراف ياجماعة |
| Su Çok güzel kızlar, gerçekten girmelisiniz. | Open Subtitles | المياه يشعر ذلك رائع. يا رفاق يجب أن تذهب حقا في |
| Bay Chiang ve Bay Mao oturup, konuşabiliyorsa, Bu muhteşem birşey demektir. | Open Subtitles | سيّد "شيانغ"، سيّد" ماو" أستطيعُ أن أجلسَ وأتكلم. سيكون ذلك رائع |
| - Harika, şimdi senin için de hayal kırıklığı oldum. | Open Subtitles | ذلك رائع,اذن انا خيبة امل بالنسبة لك ايضا |
| Bu mükemmel çünkü bu sayede hem onları eğitip hem heyecanlandırabiliriz. | Open Subtitles | إنّ ذلك رائع, لأن حينها يمكننا تعليمهم ونجعلهم يتحمّسون بالوقتِ نفسه. |
| Sahneden de böyle iyi görünebilirsem, bu Çok iyi olur. | Open Subtitles | لوأبدوا بهذا الجمال من على خشبة المسرح ايضاً,سيكون ذلك رائع. |
| Her yerde Çok etkileyici kuleler var. | Open Subtitles | ,من المفترض أن يكون ذلك رائع قلاع مثيرة في كل مكان |