| İlk bir iki gün aynaya baktı ve gördüğü şey çok hoşuna gitti. | Open Subtitles | و أول أو ثاني يوم نظر في المرآة كان سعيدًا جدًا بما رأه |
| Memurun paranın üstünde gördüğü Bolivya değildi. | Open Subtitles | ما رأه المسئوول في المحطة في الملاحظة لم تكن بوليفيا |
| Gözlerinin önünde yere düşüp öldüğünü gördü. | Open Subtitles | رأه يموت, و هو يقع على الأرض أمام عينيه تماماً |
| Albay haklı. Belki onu olduğunu söylediği yerde bir gören olmuştur. | Open Subtitles | إنه محق، ربما رأه أحد حيث قال أنه كان موجود |
| Direkt tuzağın üzerine gitti ve onu gördüğünü gördüm. | TED | ثم توجه مباشرة نحو الفخ، وفهمت أنه قد رأه. |
| Çıkarken kimse görmemiş. | Open Subtitles | لا أحد رأه وهو يغادرالغرفة وملابسه غير موجودة |
| İnsanlar her zaman gelir ve gider, oradaki biri onu mutlaka görmüştür. | Open Subtitles | الناس يخرجون و يدخلون دائما لذلك يمكن لأحدهم أن يكون قد رأه |
| Polisin tek gördüğü sensin. | Open Subtitles | لأن الشيء الوحيد الذي رأه الشرطي كان انت. |
| Şimdi, daha da garip olan şey moleküler yapısının patalojistin herhangi bir insanda veya hayvanda gördüğü hiçbir şeye benzememesi. | Open Subtitles | الآن ما أغرب من ذلك أن التركيب الجزيئي لا يبدو كشئ رأه إخصائي الأمراض في أي إنسان أو حيوان |
| Bence hayatında pek çok kez gördüğü bir şeyden bahsediyordu: | Open Subtitles | اظن انه يتحدث عن شئ قد رأه تقريبا مرات كثيرة فى حياته |
| Peki ya Kafkasyalı görgü tanığının plazada gördüğü? | Open Subtitles | ماذا عن الرجل الأبيض الذي رأه الشاهد في الساحة؟ |
| Ve etrafındaki hayatın devam ettiğine dair kanıtlar gördü, | Open Subtitles | وفي كل شي رأه كان دليلا على ان الحياه مستمره |
| Kim bilir o gizemli ışıkta ne gördü. | Open Subtitles | ♪ لا أحد يعلم ما رأه ♪ ♪ في الضوء السحري ♪ |
| 2 gece önce Alonzo Pierce onu tekrar ara sokakta gördü. | Open Subtitles | وبعد ليلتين رأه ثانيةً فى الزقاق بعد ان كان قد سقط بواسطة الونزو بيرس |
| Onu bir kadınla gören olmuş mu yaralamış olabileceği kadın? | Open Subtitles | أجل، أقصد هل رأه أحد مع تلك المرأة؟ المرأة التي آذاها؟ |
| Sonra ofis bloguna geri gitti ve kendisini gören herkesi öldürdü. | Open Subtitles | ثم شق طريقه عائداً من بناية المكاتب و قتل كل من قد رأه |
| Okul derneğinden sarhoş bir çocuğun gördüğünü söylediği şey hariç. | Open Subtitles | .. عدا ما قاله احد الفتيان المخمورين انه رأه |
| Onu okulda görmeye gittiğinde ne gördüğünü söyledi mi? | Open Subtitles | هل أخبرك من الذى رأه عندما قمتى بزيارته فى حديقه المدرسه |
| Kirli durumda ve üstünde bir sürü şey var ama belli ki yıllardır kimse görmemiş. | Open Subtitles | أعني ... إنه قذر ومغطى بالركام من الواضح أن لا أحد رأه منذ سنوات |
| - Onu ara sokakta terk etti, biri birşey görmüştür. | Open Subtitles | - عذرا - لقد كان ملقا في ذلك الزقاق شخص ما قد رأه |
| Adam keşiş gibi. Yıllardır buradan kimse onu görmedi. | Open Subtitles | ذلك الرجل منعزل، لم يسمع عنه أحد أو رأه حتى منذ سنوات |
| Her ne gördüysen, Bernie ne gördüyse, belki olmayacak. | Open Subtitles | ،(أيا كان ما رأيتيه، أو رأه (بيرني ربما لن يحدث |
| gördükleri yüzünden korkudan saçları beyazladı. | Open Subtitles | ما رأه جعل شعره أبيض. |
| Matt onu kendi başına öldürdüğü vakit, hastaneden birisi onu görmüş olabilir. | Open Subtitles | حيث أنه توجب على "مات" أن يقتلها بنفسه لابد أن أحد في المستشفى رأه |
| Birisi kazara yüzünü görürse veya adını anarsa o kişi hayatta kalamaz. | Open Subtitles | إن عرف رأه أحد او ذكر اسمه لا يظل على قيد الحياة |