| Böylece bu bütçe tasarufuna odaklanmanın sonucunda hastayı unutup unutmadığımızı kendime sordum. | TED | لذا، بهذا التركيز على تخفيض التكاليف، سألتُ نفسي، هل قد نسينا المرضى؟ |
| Bu soruyu kendime defalarca sordum. | TED | سألتُ نفسي هذا السؤال أكثر من مرة وبوضوح. |
| Son zamanlarda üçüncü sınıf öğrencilerime eşitlik sorunlarını öğrenmek için çok küçük olduklarını düşünen yetişkinlere ne söyleyeceklerini sordum. | TED | سألتُ مؤخرًا طلابي في الصف الثالث ماذا سيقولون لكبار السن ممن يعتقدون بأنهم صغار جدًا للتعلم عن قضايا مثل المساواة. |
| Daha sonra yalan söyleyene sorduğumda, doğru söyleyenin yalan söylediğini söyleyecek. | Open Subtitles | و إذا سألتُ الذي يكذب فـ سيكذب عن الذي تقولهُ الحقيقة وسوف تكون في الواقع كذبه |
| Alt kata sordum. Sizin olabileceğinizi söylediler. | Open Subtitles | لـقـد سألتُ بالأدوار السفلى . و قالوا لي ربما تكون أنت |
| Annesinin ne yaptığını çocuğa sordum kendi yanında yatması için annesinin neredeyse yalvardığını söyledi. | Open Subtitles | سألتُ الطفل عن حالة أمه أخبرني أنها عملياً ترجّته لأن ينام معها في فراشنا |
| Defalarca kez kendime sordum. Neden benim küçük kızım? | Open Subtitles | اللعنة، سألتُ نفسي ألف مرّة، لمَ ابنتي الصغيرة؟ |
| Bankaya gittim, Ve sordum, başka bir hesap var mı diye. | Open Subtitles | ذهبتُ للمصرف، سألتُ أنّ كان هناك حسابٌ آخر، |
| Tanri'ya sordum, ben oarada olmasaydim babam ölmezdi. | Open Subtitles | سألتُ الله، أيجب أن أبعدهُ من على المسارات حتى لا يُصاب |
| Ben de kendime aynı soruyu sordum. Bunu ben seçmedim, ama artık nedenini anlayabiliyorum. | Open Subtitles | سألتُ نفسي ذات السؤال ما كان خياريّ، لكن الآن عرفتُ السبب |
| Barmene onu sordum. Haftada neredeyse her gece, gece kulübüne geliyormuş. | Open Subtitles | سألتُ ساقي الحانة، إنّها تذهبُ إلى النادي، تقريباً كل ليلةً في الأسبوع |
| - Bir arkadaşıma sordum ama... - ...yapıp, yapmayacağımı bilmiyordu. | Open Subtitles | لقد سألتُ صديقة لكنها لم تكن تعرف إنني سأفعل هذا الشيء. |
| Ulusal Park Güvenliği'ne ve Metro Polisi'ne bölgede hiç güvenlik kamerası görüntüsü olup olmadığını sordum. | Open Subtitles | سألتُ دائرة الحدائق الوطنية و المترو إذا كانوا يملكون أي تغطية بكاميرات الفيديو للمنطقة. |
| Polis memuruna orada neler oluyor diye sordum, bana sokağın sonundaki evin yandığını söyledi. | Open Subtitles | لقد سألتُ الضابطه بما يجري وأخبرتني أن هنالك منزل بآخر الشارع حدث به إطلاق نار.. |
| Weathersby'ye bu Nesbitt'i sordum biraz. | Open Subtitles | أتعلمون, لقد سألتُ ويذرزبي حيالَ هذا المدعوِ نيزبت |
| Beraber çalıştığı inşaat işçilerine de sordum. Sevgilisi olmadığını söylediler. | Open Subtitles | حتى عندما سألتُ الأشخاص في موقع البناء الذي كان يعمل به هم قالوا بأنه لم يكن لديه امرأة |
| Bir gün Kerabai'ye sordum; ''Nasıl şarkı söylemeye başladın?'' | TED | سألتُ كيراباي ذات يوم: "كيف انتهى بك المطاف إلى الغناء؟" |
| Patronuna en az kime güvendiğini sorduğumda gözleri bir anlığına sana döndü. | Open Subtitles | عندما سألتُ مُديركِ عمّن يثق به بشكل أقل، انطلقت عينيه صوبكِ. |
| Bir keresinde yayınevi temsilcisine en çok ne tür yazılara para ödendiğini sormuştum. "Fidye hakkında olanlar" demişti. | Open Subtitles | سألتُ ذلك العميل الأدبي، أيّ ملاحظات المدفوعة جيدة، قال ملاحظات دفع الفدية. |
| Muhtemelen işlerini böyle yürütmüyorsundur ama biraz araştırdım. | Open Subtitles | على الأرجح أنكَ لا تدير العمل بهذه الطريقة لكنني سألتُ في الأرجاء |
| Etrafta soruşturdum. Kamp iki gün önce ayrılmış. | Open Subtitles | لقد سألتُ عنهم في المكان لقد غادر المخيم قبل يومين |
| Asistanıyla konuştum sonra da Radyoloji Departmanıyla görüştüm. | Open Subtitles | لقد تحدّثتُ إلى مساعدته، ثم سألتُ بقسم الأشعّة ولا أحد يمكنه تفسير سبب إرتفاع مستوى الإشعاع إنّه لغز |