| Bu ufak kazançlar, en sonunda size iyi bir jet motoru getirecek. | TED | الآن، فكرة المكاسب الهامشية في النهاية ستجلب لك محرك نفاث جيد . |
| Beyninizi ömrünüzün geri kalanında size sonsuz mutluluk getirecek olan bir makineye bağladığınızı hayal edin. | TED | تخيل أنه بإمكانك ربط عقلك في ألة، ستجلب لك متعة لامتناهية لبقية حياتك. |
| Bunun unutulmaz bir gece olacağını ve bana hep istediğim şeyi getireceğini söylemiştim. | Open Subtitles | قلت هذا ستكون ليلة لا تنسى، انها ستجلب لي كل شيء كنت اريده دائما. |
| Sen yönlendirmediğin sürece, kül bulutu dünya çapında nükleer kışı getirir. | Open Subtitles | لكن غيمة الرماد ستجلب على العالم شتاء نووي مالم انت تحرفها |
| Soyle, odaya insanları getiriyor, burada bir sicim asılı duruyor, ve burada da diğer bir sicim asılı duruyor, | TED | قالت أنها ستجلب أناسا إلى الغرفة ستكون هناك سلسلة تتدلى في هذا المكان، وأخرى هنا |
| O memnun edilmeli yoksa kötü şans getirecek. | TED | يجب أن تظل سعيدة وإلا فإنها ستجلب الحظ السيء. |
| Annen şimdi dükkana gidip sana harika oyuncak askerler getirecek. | Open Subtitles | أمّك ستذهب للمتجر الآن. ستجلب لك لعبة الجنود. |
| Bence, bu gece sana bir çok cevaplar getirecek. | Open Subtitles | أعتقد ان اللّيلة ستجلب لكم العديد من الأجوبة |
| Topyekün savaş, Alman halkına zafer getirecek, ve bu çelik fırtınasından büyük ve saf olarak yeniden doğacak. | Open Subtitles | الحرب ستجلب النصر للشعب الألماني وهم سيخرجون عظماء وصافيون من هذه العاصفة الرعدية الصلبه |
| Kızımız bu kurtuluşu getirecek, ancak sen onun babası olarak rolünü kabul edersen. | Open Subtitles | طفلتنا ستجلب تلك النجاة , لكن فى حالة تقبلك لدورك |
| Parçalar birleşiyor. Dünyaya barışı getirecek mücevher benim. | Open Subtitles | ان كان كذلك فأنا الجوهرة التي ستجلب السلام للعالم |
| Amerikadaki herkesin kalçasına bir gülümseme getireceğini söylemiştin ırk, din ve renk ayırt etmeksizin. | Open Subtitles | قلت لك انك ستجلب ابتسامة لكل وسط في امريكا دون عنصرية لون او نسب |
| - Bir tesisatçı getireceğini söyledin sanıyordum. - Rose, bu Homer. | Open Subtitles | أعتقد أنك قلت بأنك ستجلب لنا سباك روز هذا هومر |
| Parayı getireceğini biliyordum. | Open Subtitles | كنت اعرف انك ستجلب النقود،كنت اعرف انك ستفعل |
| Bize şans getirir. Hayır, çıkar şu şeyi buradan. | Open Subtitles | ربما تكون فأل حسن، ستجلب لنا الحظ السعيد |
| Bana getirdiği gibi sana da şans getirir diye. | Open Subtitles | ترى , جلب لي الحظ , لذا اعتقد ربما ستجلب لك الحظ |
| Beklediğiniz gemi kurtuluş değil, felaket getiriyor! | Open Subtitles | الهاتاك التي تنتظرها ستجلب لك الهلاك, ليس النجاة |
| Ben....bunun bir önemi yok. Doğum günü için babana ne alacaksın? | Open Subtitles | هذا لايهم ماذا ستجلب لـ والدك في عيد ميلاده؟ |
| Ayakkabı alacağını bilseydim, kaç numara giydiğimi söylerdim. | Open Subtitles | ,كنت سأخبرك بالمقاس الصحيح لو كنت أعلم أنك ستجلب لى حذاء |
| Ama o aşağılık herifler kurtulursa sen bana bir tane bulacaksın. | Open Subtitles | لكن إذا لم يقوموا بالحكم عليهم, عندها ستجلب لي فتاة بيضاء جميلة |
| Düşünüyordum da belki biz bunları okurken, sen bize biraz kahve getirirsin. | Open Subtitles | خلال قيامِنا بهذا ربما ستجلب لنا جميعا بعض القهوة |
| Barış ve sevgiyi getirebileceğini söylemiştin, görünüşe bakılırsa, başardın. | Open Subtitles | قلت إنك ستجلب لهم السلام والحب ويبدو أنك نجحت في ذلك. |
| Bunu unutup kristali bencil amaçlar için kullanmak büyük talihsizlikleri beraberinde getirecektir. | Open Subtitles | إذا نسيت هذا ثم استخدمت طاقة البلورة لأغراض أنانية ستجلب مأساة كبيرة |
| Eski yol artık yok, o yüzden elinde olan ne varsa bana getireceksin. | Open Subtitles | لايمكنك الذهاب مع الوسيلة القديمة لذلك ستجلب كل شيئ لديك الي |
| - Yarın öğlene kadar atları buraya getireceksiniz yoksa hepiniz vurulacaksınız. | Open Subtitles | ستجلب الخيول الى هذا المكان قبل ظهر غد أو سترمون جميعكم بالرصاص |