| Jüri suçlu olduğumuz kararını altı saatte verdi. | Open Subtitles | إستغرقت هيئة المحلفين ست ساعات لتصدر الحكم بأننا مذنبين |
| Jüri suçlu olduğumuz kararını altı saatte verdi. | Open Subtitles | إستغرقت هيئة المحلفين ست ساعات لتصدر الحكم بأننا مذنبين |
| Geçen hafta tamamen çalıştım, belki Altı saatlik uykuyla duruyordum. | Open Subtitles | عملت أكثر من الأسبوع الماضي على ست ساعات من النوم. |
| Spor merkezi kompleksinin açılmasına altı saatten daha az bir vakit kaldı. | Open Subtitles | علي الذهاب الى افتتاح المجمع الرياضي سيكون خلال اقل من ست ساعات |
| Ama en önemlisi, bu köy, en yakın yola altı saat mesafede. | TED | ولكن الأهم من ذلك، هذه قرية تبعد ست ساعات عن أي طريق. |
| On yaş gençleşip iki kilo zayıflamak için altı saatim var. | Open Subtitles | أمامي ست ساعات لأصغر عشر سنوات وأفقد خمسة أرطال |
| Bu araba yaklaşık altı saattir bana bir sorun çıkarmamıştı. | Open Subtitles | لم تكن بهذه السيارة أي مشكلة خلال ست ساعات. |
| altı saatimiz kaldı. Köpek işini bitirdi mi? | Open Subtitles | لدينا ست ساعات مضت هل الكلب عمل عمله لحد الآن؟ |
| Her altı saatte bir hap almam lazım yoksa kendimi komik hissediyorum. Önemli değil. | Open Subtitles | على أن آخذ قرص كل ست ساعات وإلا أشعر بالمرح، ليس بالأمر الهام. |
| altı saatte bir ilaç almazsam, kendimi bir acayip hissediyorum. Önemsiz bir şey. | Open Subtitles | عليّ أن آخذ قرص كل ست ساعات وإلا أشعر بالمرح ، ليس بالأمر الهام |
| Yumurtlamanın tamamlanması tam olarak altı saatte. | Open Subtitles | , من فترة الإحتضان إلى الإكمال بالضبط ست ساعات |
| Onların dokuz saatte yaptığını ben altı saatte yapmak zorundaydım. | Open Subtitles | كان علي أن أفعل في ست ساعات ما يفعلونه في تسعة |
| Altı saatlik zorbalık karşıtı bir bir vidyo ile çıkıyorsun. | Open Subtitles | أنت يمزح مع شخص شاهد ست ساعات فيديو لمكافحة البلطجة. |
| Tobias! Birleşik Devletler'den Altı saatlik ödemeli konuşma mı kabul ettin? | Open Subtitles | هل قبلت مكالمة ست ساعات من الولايات المتحدة؟ |
| Ama Altı saatlik kıvranma sonunda, Samantha tekrar doğuşunu keşfetti. | Open Subtitles | لكن ست ساعات من العمل الشاق في وقت لاحق، شهدت سامانثا لها نهضة الخاصة. |
| altı saatten daha az bir sürede Beyoncé'den tam bir canavara dönüştün. | Open Subtitles | لقد ذهبتي من بيونسيه حتي بيجفوت في اقل من ست ساعات لعينه |
| Sen kısa zamanda getirildin ama onlar altı saatten beri oradalar. | Open Subtitles | لقد أُحضرتَ إلى هنا مباشرة أما هم فقد كانوا هناك بالفعل منذ ست ساعات |
| Çok fazla pancar yiyorsun, elektrikli diş fırçası kullanıyorsun, ve günde altı saatten az uyuyorsun. | Open Subtitles | أنتَ تأكل الكثير من الشمندر لديك فرشاة أسنان كهربائية وتنام أقل من ست ساعات يومياً |
| Tüm bildiğim, orada altı saat geçirmiş olmam ve hala hayatta olmam. | Open Subtitles | كل ما أعلمه بأنني قضيت ست ساعات بداخله ومازلت على قيد الحياة |
| - altı saat içinde Hamburg'da olacağız. - Çok güzel. | Open Subtitles | ـ في ست ساعات سنكون في هامبورج ـ جيد جدا |
| Borcumu ödemek için altı saatim daha vardı. | Open Subtitles | لقد حصلت على آخر ست ساعات لتسديد المبلغ |
| Bir ay burada olmayacak. altı saatim var. | Open Subtitles | ستسافر لمدة شهر ولكن لديّ ست ساعات. |
| Tam altı saattir, hiç durmadan, tek bir tanrı kuluna rastlamadan. | Open Subtitles | ست ساعات أمضيتها في الطريق ولم ألتق أي مخلوق |
| Benim uzmanlığımsa güneş batana kadar altı saatimiz var. | Open Subtitles | كل ما أعرفه هو لدينا ست ساعات حتى تغرب الشمس |