| Mutfak Kraliçesi'nin zenci bir mahkum ile romantik ilişkisini gösteriyor. | Open Subtitles | تضبط ملكة المطبخ في عناق رومانسي. مع سجينة إفريقية أمريكية. |
| Söyle bana eger bir mahkum Engizisyondan birinin çocuguna hamile kalirsa çocuga ne olur? | Open Subtitles | أخبرني اذا سجينة ولدت في زنزانات محكمة التفتيش |
| Senin tutsağınım, ama benden mutlu bir tutsak olmamı istiyorsun. | Open Subtitles | أنا سجينتك، لكنك تريدني أن أصبح سجينة سعيدة |
| Korkuyorum. Biliyorsun. tutsak olmak beni ürkütüyor. | Open Subtitles | كنت خائفة، بوسعك أن تفهم أنا سجينة وهذا ما يخيفني |
| O kulübe de 3 gün geçirdiniz ama siz bir mahkûm değildiniz. | Open Subtitles | لقد قضيتِ 3 أيام في هذه الحجرة , لكنك لم تكوني سجينة |
| Ben tutuklu değilim, bana öyleymişim gibi davranmayı kesin. | Open Subtitles | لست سجينة ، لذا كفّوا عن معاملتي و كأنني كذلك |
| Ben Kalor, burada revire gitmesi gereken bir mahkum var. | Open Subtitles | . كارول هنا .لدينا سجينة تحتاج للذهاب للعيادة |
| mahkum olduğum için rıza göstermezmişim. | Open Subtitles | لقد قالوا ليس بمقدوري قبول هذا لأنني كنتُ سجينة. |
| Sifacin seni benim icimde tutmayi kabul etse bile, ben hâlâ bir mahkum olacagim. | Open Subtitles | حتى لو وافق مُعالجك على ابقائك بداخلي سأظل سجينة |
| Bir mahkum gibi hissettiğinin farkındayım. | Open Subtitles | أنا أعرف بأنكِ حتماً تشعرين بكونكِ سجينة |
| Bayan Grant, çölün 100 mil ötesinde tutsak halde. | Open Subtitles | السيدة. جرانت سجينة على بعد 100 ميل داخل الصحراء. |
| Hepsi de hastaneye gitmek içindi. tutsak gibiyim. | Open Subtitles | و كلها للذهاب إلى المستشفى فقط أنا سجينة |
| 8 yıl tutsak olan bir kadının nasıl bu kadar çabuk avukat tutabileceğini aklım almıyor. | Open Subtitles | لو مقابل حياتي لم أتمكن من معرفة كيف لإمرأة احتجزت سجينة لأكثر من 8 سنوات ان توكل محاميا بتلك السرعة |
| Burada olmak istiyorsan, bir mahkûm sayılmazsın. | Open Subtitles | أنت لست سجينة, إذا كنت تريدين أن تكونى هنا. |
| Diyelim ki bir mahkûm bir kamera ya da bir telefon falan saklıyor. | Open Subtitles | أعتقد بأن هناك سجينة تخفى كاميرا أو هاتف خلوى أو شئ ما |
| Yatakta yatıyorsun ters giden bir CIA operasyonunun kazazedesi olarak kısacası bir tutuklu olarak ama hâlâ düşmanın benim. | Open Subtitles | ،ها أنتِ ذا ضحيّة عملية استخباراتية ،ذهبت في مجرى سيّء جداً ،تقريباً سجينة |
| Sen sadece mahkumu oynuyorsun. | Open Subtitles | ما أنتِ تفعلي ؟ تلعبى دور سجينة ، هذا هو |
| Kendi evimde mahkumum, nasıl davranmamı bekliyorsun? | Open Subtitles | .أنا سجينة في منزلي كيف يفترض بي التصرف؟ |
| Ben şehirde büyümeyi tercih ediyorum ama onun yerine burada hapis hayatı yaşıyorum. | Open Subtitles | حسنا ، أفضل أن أكبر في المدينة لكن في المقابل ، أنا سجينة هنا |
| Bize yardım edersen hapiste olduğun süre boyunca... seninle yazışmaya devam ederim. | Open Subtitles | اذا قمتي بمساعدتنا , سأستمر في مراسلتك طالما أنتي سجينة. |
| - Burada Esir değilsin. - Kendi güvenliğin için buradasın. | Open Subtitles | أنتِ لستِ سجينة هنا أنتِ هنا حفاظًا على سلامتكِ الشخصية |
| Hatta akıl hastaları koğuşundaki bir mahkumun sözüne inanıyorsunuz. | Open Subtitles | بحيث أنكِ تصدقين كلام سجينة في مصحّة أمراض عقلية |
| Onun gibi çaresiz, saldırgan bir esiri götürmek oldukça zor bir iş gibi görünüyor. | Open Subtitles | نقل سجينة مجرمة بائسة مثلها يبدو أمرا صعباً ألن يكون من الأسهل نقلها |
| Silah sesine kadar esirim. | Open Subtitles | أنا سجينة على المنصة إلى أن تحررني طلقة المسدس |
| - Bir memur, mahkûmu rizasi olmadan sikti. | Open Subtitles | عسكري يضاجع سجينة ..بدون إرادتها؟ |
| Uzak dur ondan! Biricik aşkımın tutsağı o! | Open Subtitles | ابتعد عنها، إنّها سجينة الرجل الذي أحبّه |
| - Her mahkûma bir döşek atanır. Bir form doldurabilirsin. | Open Subtitles | حسناً, إننا نمنح فراش واحد لكل سجينة يمكن أن تعبئي الطلب |