| Ne korkunç bir talihsizlik! İkisi de öyle iyiydi ki! | Open Subtitles | يا له من سوء حظ مخيف لقد كانا لطفاء جداً |
| Nihayetinde Seo Yi Soo için çok talihsizlik olurdu bu. | Open Subtitles | سيكون هذا من سوء حظ سيو يي سو فى النهاية. |
| Anlattıklarınıza bakılırsa, talihsiz kardeşiniz geri dönüşü için gereken yaşam gücünün kaynağı olmuş. | Open Subtitles | عن ماذا أخبرتني أنه كان سوء حظ أخيك اللذين قدموا قوة الحياة لقيامته |
| O zengin, talihsiz adam, diğerlerinin talihsizliğinin dışında yaşıyor. | Open Subtitles | إنه يكسب الكثير من المال، و ذلك بفضل سوء حظ الآخرين |
| Lotoda 100 milyondan fazla kazandı. Bunu kötü şans olarak değerlendirmek zor. | Open Subtitles | لقد ربح أكثر من 100 مليون دولار في اليانصيب ولا يوجد إمرئ سيعتبر ذلك بالكاد سوء حظ |
| Jack Lauderdale'in talihsizliği, bana şans getirdi galiba. | Open Subtitles | اعتقد ان سوء حظ جاك لودردايل هو حسن حظ لى |
| Ama Ne yazık ki yenilgi Bree'nin seçenekleri arasında değildi. | Open Subtitles | (لكن من سوء حظ (بري أن الاعتراف بالهزيمة ليس في قاموسها |
| Babası kaçırıldığı sırada Audrey'in orada bulunması büyük şanssızlık. | Open Subtitles | بالطبع، من سوء حظ (أودري) أنها كانت هناك عندما أختُطِفَ والدها |
| Neden soyadımın seninkine yakın olma gibi bir talihsizlik yaşıyorum? | Open Subtitles | لماذا لديّ سوء حظ لأمتلاك اسم أخير قريب من اسمكِ؟ |
| Bu sizin için çok büyük talihsizlik olur, çünkü ödeme olmazsa ikiniz de ölürsünüz. | Open Subtitles | ذلك سوء حظ لكم , لأنه إذا لم يدفع احد كلاكما سيموت |
| Kelownalılar'ın bu bilgiyi daha önce paylaşmamış olması talihsizlik. | Open Subtitles | لقد كان سوء حظ الكيلونانيين أنهم لم يكشفوا هذه المعلومات قريبا. |
| Başına ne talihsizlik gelmiş olursa olsun hala dostuz, değil mi? | Open Subtitles | مهما يحدث لكِ من سوء حظ فنحن لانزال صديقتين صحيح؟ |
| Başına ne talihsizlik gelmiş olursa olsun, hala dostuz, değil mi? | Open Subtitles | مهما يحدث لكِ من سوء حظ فنحن لانزال صديقتين صحيح؟ |
| talihsiz bir olaydı çünkü avukatların bunu intihar saymasına neden oluyor. | Open Subtitles | نعم حسنا ذلك كان سوء حظ لأن محاموه يريدون ان يصنفوا هذا كإنتحار |
| Zavallı genç bir adam dün gece talihsiz bir şekilde öldürülmüş demiştin. | Open Subtitles | كما كنت تقول إنه من سوء حظ ذلك الشاب أن ... يموت بتلك الطريقة ليلة أمس |
| Siz ikiniz düzüşmenin eğlenceli olduğu zamanlarda... eğlenirken meydana gelen talihsiz sonuçlarsınız. | Open Subtitles | أنتما نتيجة سوء حظ... ثمرة فاسدة عندما كان النكاح متة |
| Sumner'lar haricinde birisi o koltuğa oturursa kötü şans getireceğine inanır. | Open Subtitles | يشعر بأنه سوء حظ إن جلس فيه "أحد غير عائلة "سامنر |
| Eskilerimiz hakkında konuşmamalıyız. kötü şans falan getirebilir bence. | Open Subtitles | اعتقد ليس علينا ان نتحدث بشأن خليلتك او خليلي لمجرد انه سوء حظ او شيئاً ما |
| Kadimlerin geliştikçe her türden cihaz geliştirdiğini biliyoruz yani bu lab'a daha önceden rastlamamamız sadece kötü şans. | Open Subtitles | و نحن نعلم أن الإنشنتس إكتسبوا مختلف أنواع القدرات أثناء تطورهم انها مجرد مسألة سوء حظ أننا لم نصل الى هذا المختبر في وقت سابق |
| İlk meteor yağmuru geldiğinde babası cam işçiliği yapılan bir yerde olma talihsizliği yaşamış. | Open Subtitles | أبوها كان عنده سوء حظ التواجد في ورشة زجاج ملون عند السقوط النيزكي الأول |
| Emekli Üsteğmen Grunfeld'in talihsizliği birçok çocuğun kurtarıcısı olabilir. | Open Subtitles | سوء حظ الملازم أول المتقاعد جرانفيلد قد يكون سبب فى انقاذ العديد من الأطفال |
| Ne yazık ki Juanita, savaşın birinci kuralını unutmuştu. | Open Subtitles | (من سوء حظ (خوانيتا أنها تجاهلت القاعدة الأولى بالحرب |
| Bu büyük şanssızlık. | Open Subtitles | هذا سوء حظ. |
| Eğer ölümü trajik bir talihsizlikten fazlasıysa büyük bir sorunumuz olacak. | Open Subtitles | وإذا إتضح أن وفاته هي أكثر من سوء حظ مأساوي. فستواجهنا مشكلة حقيقية. |