| Birkaç saat önce arabanız, günlük hayatınızda ona bel bağladığınız kullanışlı bir makineydi. | TED | قبل بضع ساعات، كانت سيارتكم آلة مفيدة، تعتمدون عليها في حياتكم اليومية. |
| Harikalar koridorunda gezerken ne yazık ki arabanız defalarca soyula- | Open Subtitles | بينما تقومون بالتنزه في قاعة العجائب سيارتكم سيتم حجزها لسوء الحظ |
| Arabanızı uçuran bomba yanlış eve konmuştu bence. | Open Subtitles | أظن أن القنبلة التي فجَّرت سيارتكم, وضِعَت في المنزل الخاطيء |
| Bir Aston Martin test sürücüsünün size Arabanızı nasıl kullanacağınızı öğreteceği, istediğiniz herhangi bir yarış pistine tüm masrafları ödenmiş bir seyahat. | Open Subtitles | وهى أنك ستحصلُ على رحلة مدفوعة التكاليف إلى مضمارِ مِن اختيارك حيثُ يقوم سائقٌ مِن الشركة بتعليمكم كيفية قيادة سيارتكم |
| Siz üçünüz, arabanıza yaslanın ve bekleyin. | Open Subtitles | أنتم الثلاثة، قفوا بجانب سيارتكم وانتظروا |
| Arabanı yolun yanında terk edilmiş bulduk. | Open Subtitles | عثرنا على سيارتكم مهجورة على جانب الطريق |
| Araçlarınızı kullanma yetkisi olanları öğrenmemiz gerekiyor. | Open Subtitles | نريد أن نعرف من كان يقود سيارتكم |
| Bakalım. Arabanızla kaza yapmışsınız. Sagamore'da yakalanmışsınız, | Open Subtitles | إنها هنا أنتم أوقفتم في ساجانو بعد تعطل سيارتكم |
| Kesinlikle araçlarınızdan çıkmayın! | Open Subtitles | لا تخرجوا من سيارتكم |
| arabanız, üretim hattında hazırlanıyor. | Open Subtitles | سيارتكم ستخرج الآن من مرحلة التجميع |
| Tanrı korusun arabanız bir bozulursa... | Open Subtitles | لا سمح الله، إن تعطلت سيارتكم.. |
| arabanız geldi, beyler. | Open Subtitles | هذه سيارتكم ياساده |
| arabanız hazır, memur beyler. | Open Subtitles | هذه سيارتكم أيها الضباط |
| Yolda bir tane var." Lütfen Arabanızı eve üzerinden sürün," dese, "Pediatristler nasıl köprü yapılır bilmez. | TED | أرجو أن تقودوا سيارتكم إلى المنزل عبره،" فسيقولون، " حسناً، طبيب الأطفال لا يعرف كيف يبني جسور. |
| Arabanızı Le Blanc gölünden çıkarıyorlar. - Yapma. | Open Subtitles | - يتم اصطياد سيارتكم من بحيرة ليبلانك الآن |
| Evet, dışarda Arabanızı göremedik.. | Open Subtitles | نعم، لم نرى سيارتكم عندما وصلنا. |
| Şimdi siz çocuklar, neden şu boktan arabanıza binip alışveriş merkezimden gitmiyorsunuz? | Open Subtitles | ـ لماذا يا أطفال ؟ .. لا تتكوّمون في سيارتكم القذرة |
| arabanıza kızlar, beklemekten sıkıldık. | Open Subtitles | إركبوا سيارتكم لقد سأمنا من القيام بعلمكما |
| Şimdi dizlerinizin üstüne çöküp arabanıza gidin. | Open Subtitles | و الآن ازحفوا على ركبكم لتذهبوا إلى سيارتكم. |
| Arabanı tanıyorlar. Otobandan uzak durmalısın. | Open Subtitles | حسناً، أنهم يعرفون سيارتكم عليكم البقاء بعيداً عن الطريق الرئيسي |
| Araçlarınızı kullanma yetkisi olanları öğrenmemiz gerekiyor. | Open Subtitles | نريد أن نعرف من كان يقود سيارتكم |
| dün akşam otel odamda, kapımı iki defa kilitlemeye karar verdiğimde, ya da siz Arabanızla buraya gelirken, yemeğe gittiğimizde yemeğin zehirli olmadığına karar verip yediğimizde. | TED | البارحة في غرفتي الفندقية، عندما قررت أن أضاعف قفل الباب، أو عندما قدتم سيارتكم إلى هنا، عندما نذهب لتناول الغداء و نقرر أن الأكل ليس مسموم لنأكله. |
| Kesinlikle araçlarınızdan çıkmayın! | Open Subtitles | لا تخرجوا من سيارتكم |