"سُبل" - Translation from Arabic to Turkish

    • yolları
        
    • yollar
        
    • yollarını
        
    • yolunu
        
    Neden bu kadar zalimsin? Çok zalimsin. İstediğini almanın başka yolları da var. Open Subtitles لماذا انت قاسي جدًا انت مجرد قاسي هناك سبل اخرى للحصول على ماتريده
    Kuvvetli bir altyapı,belediyelerin... ...hem altyapıyla hem de sosyal ihtiyaçlarla... ...başa çıkması için maliyetten tasarruf yolları sağlayabilir. TED مشاريع البنية التحتية الذكية يمكن أن توفر سبل توفير التكاليف للبلديات للتعامل مع البنية التحتية والحاجات الاجتماعية.
    Bunlar çok kolay düzeltilebilir. Bunlardan kurtulmanın yolları var. Gerçekten güzel görseller yapmanın yolları var. TED ويمكن التعامل معهم بسهولة بالغة. هناك طرق فعلية للتخلص منهم. وهناك بالفعل سبل فقط لعمل صور فائقة الجمال.
    ..rüşvetçi çocuklar için yeni yollar mı düşüneceğim? Open Subtitles في مخبأ، أفكر في سُبل جديدة لرِشوة الأطفال؟
    ..rüşvetçi çocuklar için yeni yollar mı düşüneceğim? Open Subtitles في مخبأ، أفكر في سُبل جديدة لرِشوة الأطفال؟
    Dilini çözmenin yollarını biliyorum, Henry Morgan. Open Subtitles لدي سبلٌ لأطلاق سراح لسانك، هنري مورغان
    Araştırmacılar ayrıca kaşınmayla ilgili genleri araştırıyor ve aşırı vakalarda görülen, kaşıntının yolunu kesecek tedaviler geliştiriyorlar. TED يفتش الباحثون أيضًا عن الجينات المسؤولة عن الحكة ويطورون علاجات تحاول كبح سبل الحكة في الحالات الشديدة.
    Sihir pratiği yapmanın başka yolları da var biliyorsun. İlgilenirsen tabii. Open Subtitles ثمّة سبل أخرى لمزاولة السحرِ هذا إذا كنتِ مهتمّة بالأمرِ
    Elimizde olmayan yasal çözüm yolları sebebiyle anlaşmazlık alevleri Kuzey ve Güneyde daha da büyüyor. Open Subtitles نيران الفتنة تحرق كل مدينة الشمال والجنوب، حيث سبل الانتصاف القانونية ليست في متناول اليد.
    Hado'yu keşfetmenin başka yolları olduğuna siz de katılıyorsunuz yani. Open Subtitles لذا توافق بأنّ هناك سبل أخرى لاستكشاف الهادو؟
    Ama geçmişe gitmenin başka yolları da olabilir. Open Subtitles ولكن قد تكون هناك سبل للوصول الى الماضي.
    Eğer bunlara sahip değilsem yapabileceğim başka yolları bulmalıyım: Komşularımla, arkadaşlarımla, ailemle konuşabilir, bir kuruma katılabilirim. TED وإن لم يتوافر ذلك لدي، سأقوم بإيجاد سبل أخرى صغيرة تمكنني من القيام بذلك: التحدث إلى جيراني، التحدث إلى أصدقائي، التحدث إلى عائلتي، الانضمام للمنظمات.
    O zaman diğer yolları deniyoruz. Open Subtitles لذا فنحن نحاول العثور على سبل أخرى
    - Beni korkutma yolları mı arıyorsunuz? Open Subtitles معرفة سبل لتخويف الجحيم من لي؟
    Bir kadın için onu vazgeçilmez yapan çocuk doğurmaktan başka yollar da var. Open Subtitles وهناك سُبل كثيرة للمرآة لأن تكون لا غني عنها، أكثر من الإنجاب
    Bu kolları kullanabileceğim yeni yollar arayacağım. Open Subtitles إيجاد سُبل جديدة لاستغلال هذه الذراع
    Lakin şimdi yeni bilim sonunda soruyu yanıtlayabilecek yeni yollar ortaya koyuyor, zamanda yolculuk mümkün mü? Open Subtitles ..... لكن الآن يكشف العلم الحديث عن سُبل غريبة ........
    - DARPA'dan* da bir sonuç çıkmadı, ama zorlayabileceğimiz başka yollar var. Open Subtitles -لا حظ مع "داربا" أيضاً ، لكن لا تزال لدينا بضع سُبل لمُتابعتها.
    Başka yollar da var. Open Subtitles هناك سُبل أخرى
    Dilini çözmenin yollarını biliyorum, Henry Morgan. Open Subtitles لدي سبلٌ لأطلاق سراح لسانك، هنري مورغان
    Sürekli Barry'i daha hızlı yapmanın bir yolunu bulmaya çalışıyoruz. Open Subtitles نحن نستمر في المحاولة للتوصل إلى سبل لجعل باري أسرع و

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more