| dairene "feng" muamelesi yaptıktan sonra yine de gelmeme izin verdiğin için teşekkür ederim. | Open Subtitles | شكرا لأنكِ دعيتني أتي بعد أن أنا كما تعلمين أعدت ترتيب شقتكِ |
| Senin dairende bu koltukta oturup TV izlediğimiz ve... patlamış mısır yediğimiz günü hatırlıyor musun? | Open Subtitles | أتذكرين حين كنا نجلس على هذا الكرسي في شقتكِ ونأكل الفشار ونحن نشاهد التلفاز |
| evine gizlice girdi ve dosyayı buldu. | Open Subtitles | لقد إقتحمت شقتكِ ووجدت الملف الذي لديك عني كان من الواضح أنه تم إرسالكِ |
| Güzel evin, güzel araban, haftada yedi gece boyunca kocamı aldım, yetmedi mi! | Open Subtitles | الا يكفيك شقتكِ وسيارتكِ الفاخرتين زوجي سبع ليالي في الإسبوع؟ أخرجي من بيتِي |
| Üniversiteni, harçlarını arabanı, yeni daireni ve tüm masraflarını ben çektiğime göre, hayır diyorum. | Open Subtitles | كليتكِ الطبية، سيارتكِ، والآن شقتكِ ونفقاتكِ الحية، عليّ أن أقول لا. |
| dairenden aldıkları parmak izini ve DNA'yı bilinen bütün veritabanlarında arattılar. | Open Subtitles | لقد أجروا تحليلاً للبصمات من شقتكِ وكذلك عينات الحمض النووي |
| Ayağa kalkar, zorla dairene yönelir. | Open Subtitles | لقد تحامل على قدميه وأخذ يتمايل إلى أن وصل إلى شقتكِ |
| Keşke Gögeler Kitabını dairene götürmeseydik. | Open Subtitles | أتمنى لو أننا لم نأخذ كتاب الظلال إلى شقتكِ |
| Ondan sonra işimden bahsetmek için sana dairene kadar eşlik etttim. | Open Subtitles | بعد ذلك، أوصلتكِ إلى شقتكِ لكي أخبركِ بشأن وظيفتي. |
| Ben amiralin evinde kalacağım. Sen de kendi dairende. Şartsız şurtsuz. | Open Subtitles | سأبقى في بيت الأدميرال، ستحصلي على شقتكِ الخاصه، بلا قيود |
| Senin dairende kalıyorum. Benimkisi gözlemleniyor ve yeterince ayak altı oldu. | Open Subtitles | . أسكن في شقتكِ تخضع شقتي للحراسة وربما لأجهزة التصنت |
| Sonra sen birdenbire şehri terkettiğinde, ben senin dairende saldırıya uğradım. | Open Subtitles | ثم غادرتِ المدينة بشكل غامض وتعرضت للهجوم في شقتكِ |
| Yakmadan önce onun cesedini senin evine bıraktık. | Open Subtitles | تركناها في شقتكِ قبل أن نحرقها |
| Sahte birliktelik yaşadığın adamla, sahte evine yemeğe mi geleceğim? | Open Subtitles | من المفترض أن أذهب إلى العشاء في شقتكِ الزائفة -التي تعيشين فيها زيفة مع الرجل؟ |
| Hiperaktif bozukluk mu? - Evet. evin çok sıcak. | Open Subtitles | ـ أجل، شقتكِ رائعة للغاية ـ أأنتِ تمزحين؟ |
| Biliyorum böyle düşünmemiştin evin ilaçlanırken burada kalmayı istediğinde. | Open Subtitles | أعرف أنّ هذا لمْ يكن ما توقعته عندما طلبتِ المكوث هنا بينما يتمّ تطهير شقتكِ. |
| Selam. Ee, of evet, tabii ki daireni boyarken sana yardım edeceğim. | Open Subtitles | مرحباً، بلى، بالطبع سأساعدكِ فى طلاء شقتكِ |
| Sonra da bu adam Amanda Tanner'ı dairenden kaçırdı ardından kadın medyanın yoğun ilgisiyle birlikte suçlamalarından vazgeçmeyince kadını öldürdü ve cesedini adamlarım bulabilsin diye nehre mi attı? | Open Subtitles | من شقتكِ وقتلها عندما لم تقبل فكرة مواجهة تشريح الإعلام لها جراء إدعاءاتها |
| - Peki neden senin evini seçti? | Open Subtitles | أذن لماذا أختار شقتكِ أنتِ بالذات |
| Kapı kolundaki kan kapıyı yaralı elle açtığını yani dairenin dışında bıçaklandığını gösteriyor. | Open Subtitles | وجدت بسبب أنه فتح الباب بيدهالمجروحة.. وهذا يشير إلى أنه قد تم طعنه خارج شقتكِ |
| Bu benim suçum mu? Ülkeye sizinle giriş yapmış ve dairenizde kalıyor. | Open Subtitles | لقد دخل البلاد معكِ ويعيش في شقتكِ |
| Henüz bir evin olmayabilir ama dairen gayet güzel. | Open Subtitles | ربما ليس لديكِ منزل بعد ولكن شقتكِ رائعة |
| Unutma, evinde bayıldığını söyledin. | Open Subtitles | الآن ، تذكري ، قلت أنكِ كنتي في شقتكِ وقد ضُربتي |
| Dairendeki o fotoğraflarımızı gördükten sonra, evet. | Open Subtitles | بعد رؤية صورنا تلك في شقتكِ , نعم |
| Birinin dairenize zorla girdiğini ve sana saldırdığını söyledi. Bir de seni ölürken izlemiş. | Open Subtitles | أن شخصاً ما أقتحم شقتكِ وهاجمكِ |