| Ayrıca işle ilgili bazı huzursuzluklarım da var. Bunu fark etmemiş olabilirsin ama ben çok Hırslı biriyimdir. | Open Subtitles | كما أني لا أشعر بالإستقرار نحو عملي, أنت لا تعرف هذا, لكنني طموحة للغاية |
| Seema gibi Hırslı bir kızın Rahul'la nasıl evlenir anlamam. | Open Subtitles | لا أستطيع أن أفهم شيئا لماذا لفتاة طموحة مثل سيما أن تتزوج راهول؟ |
| Tatlım, akıllısın, hırslısın. | Open Subtitles | عزيزتى ، انتِ ذكية و طموحة لستِ بحاجة إلى مثل هذه الملابس |
| hırslısın, işin hakkında ciddisin. Pasif olmak istemiyorsun, kurban olarak algılanmak. | Open Subtitles | أنت طموحة وجدية في عملك تحبين أن تكوني نشيطة،لا تريدين أن تكوني ضحية |
| Aynen bir zamanlar Madonna'nın dediği gibi "güçlüyüm, hırslıyım ve ne istediğimi biliyorum. | Open Subtitles | أتعلمون , لقد قالت مادونا مرة أنا صلبة , أنا طموحة و أعرف ما الذي أريده |
| Gelecekleri konusunda tutkulu olduğumu söylüyorum. Mutlu olup harika şeyler yapabileceklerini düşünüyorum. | TED | أُخبرهم أنني طموحة في ما يتعلق بمستقبلهم، وبأنهم يستطيعون الحصول على السعادة، وإنجاز امور عظيمة. |
| Senin yaşındayken ben de çok hırslıydım. | Open Subtitles | لقد كنت طموحة للغاية و أنا في مثل سنك أيضًا |
| Hırs, bu kızda çok yoğun. Yanlış anlamayın, bu özelliğini seviyorum. | Open Subtitles | تلكَ الفتاة، طموحة للغاية يروق لي هذا، لا تسيئي فهمي |
| Margaret çok güzeldi, hırslıydı ve gücüne karşı yönelen her tehdidi yok etmekte çok acımasızdı. ve içlerinde en çok da York'un Richard'ına güvenmiyordu. | TED | كانت مرجريت جميلة و طموحة و لاترحم من يلحق بسُلطَتِها أي أخطار وأكثر من كانت تشك به ريتشارد من عائلة يورك |
| Bu çok da iddialı bir plandı, çünkü yerel yönetimlerin bu planı onaylaması gerekiyordu. | TED | حسنا، كان هذا فكرة طموحة لا تصدق طموح لأن المجتمعات يجب عليها أن توافق على تلك الخطط |
| Tüm saygımla, başından beri çok Hırslı bir plandı. | Open Subtitles | مع كل الإحترام الواجب ، إنها كانت دائماً خطة طموحة منذو البداية |
| Tabii çok Hırslı düşünceler bunlar. | Open Subtitles | بالتأكيد إن هذه طريقة طموحة بالتفكير بالامور |
| Bakın, benim saldırgan, Hırslı, duygusuz bir cadı olduğumu düşündüğünüzü biliyorum. | Open Subtitles | أعرف بأنكم تعتقدون بأنني مندفعة و طموحة, باردة القلب, سافلة |
| Akıllı, Hırslı, kendini işe adıyor. | Open Subtitles | انها ذكيّة ، طموحة ، ومتفانية جدا بعملها |
| İşe döndüğün ilk gün gece boyunca hastanede kalıyorsun. Çok hırslısın. | Open Subtitles | أول أيام عودتك و ها أنت تعملين طوال الليل يا لك من طموحة أنت |
| Bunun için fazla hırslısın. | Open Subtitles | فأنتِ طموحة جداً لذلك |
| Çok hırslısın. Buna bayılıyorum. | Open Subtitles | أنتِ طموحة جداً ، أنا أحب هذا |
| hırslıyım ve özür dilemeyeceğim. | Open Subtitles | انا طموحة ولن اقدم اعتذار على هذا ...ولكن |
| hırslıyım. | Open Subtitles | أنا إنسانة طموحة |
| - Ben de senin kadar hırslıyım David. | Open Subtitles | - لإنتقال للبيت الأبيض? - أنا أيضاً طموحة مثلك, (ديفيد). |
| Zeki, zarif, tutkulu, Fransızca biliyor. | Open Subtitles | هي ذكية هي راقية هي طموحة ، هي تعرف الفرنسية |
| Çok hırslıydım. | Open Subtitles | لقد كنت طموحة أكثر من اللازم |
| Hırs küpü müdüremizin bu kadar ucuz taktiklere başvurması tam da o kadına göre bir iş! | Open Subtitles | بل هي مجرد حيلة من مديرة طموحة أكثر من اللازم ... و هو أمر نوذجي من هذا المرأ! |
| Ama annem hırslıydı. | Open Subtitles | لكن والدتي كانت طموحة |
| Bizi 2 derece sınırında tutacak iddialı hedefleri belirlemekte pek de hevesli değillerdi. | TED | فإنهم غير متحمسين لوضع أهداف طموحة بما يكفي ولوضعنا في طريق الأقل من درجتين. |
| Bunlar evrensel, umut vadeden dönüşümsel hedefler; amaç, dengeli bir dünya sisteminde katılımcı ve ekonomisi güçlü bir insanlık. | TED | هذه أهداف انتقالية عالمية طموحة من أجل ازدهارٍ شامل للبشرية على نظامٍ مستقرٍّ للكوكب. |