Biliyorum bu iş zordur ve elinizi kalem etrafında sarmak size Zor gelecek, fakat bu gerçekten önemlidir. | TED | أنا أعلم أنه صعب، وقد تواجه وقتا عصيبا في جعل يدك تلتف حوله، لكن هذا فعلا ضروري. |
O korkunç Carol Templeton yüzünden zaten Zor saatler yaşadım. O da kim? | Open Subtitles | لقد كان صباحا عصيبا استمعت الى كلاما سيئا من كارول تيمبلتون |
Çalması çok Zor olmuştu çünkü... kesik, elinin oynak yerindeydi. | Open Subtitles | كان هذا وقتا عصيبا ليعزف فيه لأن الجرح كان في يده المتحركة |
Amber buraya bir amaç uğruna geldim ve amacım babana sıkıntı vermek değil. | Open Subtitles | أمبر أنا جئت هنا لسبب, وما كان ليسبب لوالدك وقتا عصيبا |
Bu kez kimsenin size sıkıntı vereceğini sanmıyorum. | Open Subtitles | في هذا الوقت، لا أعتقد أن أحدهم سيعطيك وقتا عصيبا. |
Söylediklerini dinlemekte zorlanıyorum bugün çünkü saçın dikenli ot yığını gibi görünüyor. | Open Subtitles | أنا أواجهـ وقتا عصيبا للإستماع لأي شيء تقولهـ اليوم لأن شعرك يبدو مثل مستنقع من الشوك |
Onun yerine, adama olduğu kişi olduğu için Zor bir zaman yaşatıyorum. | Open Subtitles | بدلاً من ذلك ، أعطيت ذلك الرجل وقتا عصيبا لأنه كان على سجيته |
Burada olma konusunda sana oldukça Zor zaman geçirttim. | Open Subtitles | لقد تم إعطاء لك وقتا عصيبا يجري حول هنا. |
Britta arkadaşı hapiste olduğundan Zor zamanlar geçiriyor. | Open Subtitles | بريتا تواجه وقتا عصيبا لأن صديقتها في السجن |
Randevum Mickey Mouse gibi konuşuyor, ve her konuştuğunda kendimi zar Zor tutuyorum. | Open Subtitles | تاريخ بلادي الأصوات مثل ميكي ماوس، وأواجه وقتا عصيبا إبقائها معا في كل مرة يتحدث. |
Şaşmamalı... adamın açılması için Zor bir zaman geçirdin. | Open Subtitles | لا عجب أنه كان لديك وقتا عصيبا لتحصل على رجل بعقل عصري |
Yaptığı onca şeyden sonra bu Zor olmasa gerek. | Open Subtitles | حسنا , بعد كل ما فعله لا يجب أن يكون هذا عصيبا |
Noeller her zaman çok Zor olmuştur benim için. | Open Subtitles | والسنة الجديدة و دائما وقتا عصيبا بالنسبة لي. |
Uçuş 197 deki tüm o insanları öldürürsem, ölen bir adamı öldürmekle hayatımın Zor geçmeyeceğini söyledi. | Open Subtitles | وقال انه اذا أنا قتلت كل هؤلاء الناس على الرحلة 197، لا ينبغي انه وقتا عصيبا مما أسفر عن مقتل رجل يحتضر |
Zor zamanlar geçiriyordu ve tehdit ediliyordu onun tarafından. | Open Subtitles | انها كانت تواجه وقتا عصيبا واقنها تعرضت للتهديد من قبلها |
Yeni yıllar benim için hep Zor olmuştur. | Open Subtitles | والسنة الجديدة و دائما وقتا عصيبا بالنسبة لي. |
Eğer onunla çıkıp onu üzersen, kolunu bacağını kopartırım ve kendini rahatlatma konusunda büyük sıkıntı çekersin. | Open Subtitles | الان اذا حاولت مغازلتها كثيرا ساقتلع يديك و رجليك وسيكون لديك وقتا عصيبا لتخفف عن نفسك. |
Başka insanların onun hakkında ne söylediklerini umursamama konusunda sıkıntı yaşıyordu. | Open Subtitles | قضى وقتا عصيبا غير آبه بآراء باقي الناس إليه |
İşim yüzünden insanlara yakınlaşmakta zorlanıyorum. | Open Subtitles | لدي وقتا عصيبا لترك الناس بسبب منصبي العالي |
Bazı cümleleri takip etmekte zorlanıyorum. | Open Subtitles | اواجه وقتا عصيبا بعد بعض من ذلك |