| Tren garında şekil değiştirdin akabinde babanın öğrettiği numarayı unuttun. | Open Subtitles | تحولتي في محطة القطار فنسيتِ الخدعة التي علمها لكِ أبيكِ |
| Babasının ona öğrettiği numaralar yapabiliyordu. | Open Subtitles | كان يمكنه ان يقوم بالحيل التى علمها له والده |
| Uzaylılar o makineyi kullanmayı sadece bana öğretti. | Open Subtitles | فأنا الوحيدة التي علمها الفضائيون كيفية العمل على هذه الماكنة |
| Evet, av için kızı kullanıyor, doğru, ona ateş etmeyi öğretti; zamanla on yaşından beri birinci sınıf bir nişancı oldu. | Open Subtitles | نعم , وهو كان مُعتاد على اخذها للصيد صحيح , و علمها اطلاق النار. لقد كانت |
| -Bizim Jane Doe haberi olmadan tarih öncesine ait bir mezarın üstüne gömülmüşse ne müthiş olur. | Open Subtitles | أليس من المثير أن تكون جاين دويز من غير علمها تدفن |
| Çoğunlukla evimi geçindirebildiğim, ve bildiği kadarıyla sadık olduğun için memnundu. | Open Subtitles | فى اغلب الوقت بدت راضية على اننى كنت ممول جيد وعلى حد علمها مخلص |
| Ama bilgisi, ya da izni olmadan bunu yaptık. | Open Subtitles | لكننا أعطيناها هذا الدواء بدون علمها أو إذنها |
| -Aynısını ben de yapıyorum. -Eğitmenimin öğrettiği bir numara. | Open Subtitles | أفعل الشيء ذاته قبل أن أتمرن، إنها حيلة علمها لي مدربي |
| Bu dili tek öğrettiği kişi ise ikiz kardeşi Mary. | Open Subtitles | أخته التوأم مارى كانت الوحيدة التى علمها هذه اللغة |
| Sonra Arthur Samuel yine bilgisayarın başına geçer oynar ve kaybeder, oynar ve kaybeder, oynar ve kaybeder ve Arthur Samuel kendi öğrettiği bir işte, kendi becerilerini aşan bir makine yaratmıştır. | TED | ثم رجع سامويل الى الحاسبة و لعب ضد الحاسبة فخسر و لعب فخسر و لعب فخسر عندها صنع سامويل آلة فاقت قدرته في المهمة التي علمها الى الحاسبة. |
| Babamın bana öğrettiği bir hiledir. | Open Subtitles | . خدعة صغيرة علمها لي أبي |
| Bir adamın, ona bir zamanlar öğrettiği gibi, ne zaman zor durumda kalsa eğilir ve beş derin nefes alırdı. | Open Subtitles | كما علمها الرجل مرة . . حينما . . |
| Eski bir arkadaşın bana öğrettiği bir numara. | Open Subtitles | إنها حيله علمها لي صديق قديم |
| Kim onunla yiyeceğini paylaştı ve, söylemek zorundayım, kim ona ticareti öğretti? | Open Subtitles | مَنْ تَشاركَ بغذائه معها... ...و اريد أن أضيف من الذي علمها مهنتها هذه ؟ |
| Hangi sosyopat böyle öğretti? | Open Subtitles | من المريض الذي علمها لك بهذه الطريقة؟ |
| Ölmeden önce ona ispanyolca öğretti. | Open Subtitles | وهو علمها الاسبانيه قبل ان يموت |
| Yani, boğaz ağrısı olan hasta karısının haberi olmadan bir aspirin yutuyor boğazının ağrıdığını fark edince bir aspirin yutuyor boğazı ağrıdığını fark edince... | Open Subtitles | اذن المريض لديه حلق ملتهب يتناول اسبرين دون علمها يدرك ان لديه حلق ملتهب يتناول اسبرين |
| Kızının haberi olmadan tiroid ilaçlarını ona veriyormuş. | Open Subtitles | لقد كانت تعطي ابنتها أدويتها الدرقيه بدون علمها |
| - Çünkü onun haberi olmadan onu kullanmış oluruz, Tommy. | Open Subtitles | لأننا نستغلها دون علمها يا تومي |
| Onlarsız yaşayamayacağını bildiği için omzundan mali yükü kaldırıyor. | Open Subtitles | لقد اراحتك من اعباء مالية كثيرة مع علمها انك لن تستطيع العيش بدونها, انها جيدة بذلك |
| İçimizden çoğunun bildiği tek hayat bu. Fakat daha da fazlasını yapabiliriz. | Open Subtitles | إنها الحياة الوحيدة التي علمها معظمنا ولكن يمكننا أن نكون أكثر من هذا |
| hepsini ve en kotulerini buldum, onun bilgisi olmadan cekilen bir video. | Open Subtitles | وجدتُ كل هذه و لكن الأسوأ من هذه جميعها فيديو قد أخذ لها بدون علمها |
| Alex, Dr. Levine'in hastasını bilgisi dışında ameliyat mı ettin? | Open Subtitles | أليكس ..هل قمتي بإجراء عملية على مريضة الدكتورة ليفين دون علمها ؟ |