Bir cevabı gerektirmiyor ama Başkan ya da First Lady açıklama yapmak isterlerse ilk öğrenen siz olacaksınız. | Open Subtitles | الأمر لا يستلزم ردًا لكن إن قرر الرئيس أو السيدة الأولى القيام بالرد فستكونون أول من يعلم |
Eğer başarılı olursanız düşmana, hayati bir darbe indirmiş olacaksınız. | Open Subtitles | فستكونون قد أوصلتم الدمار الشديد... لواحد من أهم القطاعات الحيويه للعـدو |
Hayır, kurşunlarınız var ve silahlarınızın boş olduğunu fark ettiğinizde ölmüş olmama dair umudunuz var, çünkü hala yaşıyorsam silahlarınızı tekrar doldurmadan ölmüş olacaksınız. | Open Subtitles | -كلا، ما لديكم هو "رصاصات"، مع الأمل أنّه لما تفرغ أسلحتكم.. لن يمكنني الوقوف، لأنّي لو فعلتُ.. فستكونون جميعا ميّتين قبل أن تعيدوا تلقيمها. |
"Kıpırdama" kelimesini duyduğunuzda hepiniz futbol oyuncusu olacaksınız. | Open Subtitles | عندما تسمعون كلمة "اثبت مكانك" فستكونون لاعبي كرة قدم |
"Kıpırdama" kelimesini duyduğunuzda hepiniz futbol oyuncusu olacaksınız. | Open Subtitles | عندما تسمعون كلمة "اثبت مكانك" فستكونون لاعبي كرة قدم |
Bize katılırsanız güvende olacaksınız. | Open Subtitles | إن انضممتم لنا، فستكونون آمنين. |
Siz kendinizi geri çekerseniz Leslie, Teksas'ta oraya gitmeyen bir siz olacaksınız. | Open Subtitles | إذا لم تحضروا (ليزلـي)، فستكونون الوحيدون في تكساس الغير متواجدين هناك |
Eğer Enzo konuşursa hedefte sizler olacaksınız. | Open Subtitles | لو اعترف (إينزو)، فستكونون هدفه التالي. |