| 'Farece' konuşmuyoruz tabi ki. Bunun yerine bir mandalımız var. Hayvan eğitimlerinde standart bir yöntem ki onu şurada görüyorsunuz. | TED | نحن لا نتحدث بلغة الجرذان، ولكن لدينا الطقاقه، طريقة قياسية لتدريب الحيوانات، الذي تراه هناك. |
| Bilirsiniz, çalıştırmak için standart motor ve pil, yerinde kenetleyecek ve düşük voltajlı güç alacak minik solenoidler. | TED | منصة قياسية بمحركات وبطارية عندما تعمل، يقوم لولب صغير بحجزها في مكانها باستهلاك طاقة ذات جهد منخفض. |
| Bu standart ticari bir güneş pilidir ve diz üstü bilgisayara bağlanmıştır. | TED | وهذه خلية شمسية قياسية انها متصلة بجهاز الكمبيوتر المحمول |
| Uzak Jura dönemiyle birlikte bazı hayvanlar rekor büyüklüğe eriştiler, | Open Subtitles | بعض الحيوانات من أواخر العصر الجوراسي تصل الى أحجام قياسية |
| 2 altın madalya aldım. 2'li ve 4'lü yarışlarda dünya rekoru kırdım. | Open Subtitles | أنا أتيت من عند ميداليتين ذهبيتين أتيت من عند تسعة أرقام قياسية |
| Bir baro avukatı için ücretimiz standarttır... dava başına 135 dolar. | Open Subtitles | رسومنا قياسية للمحامي المعين 135 دولار للقضية |
| 1950'lere kadar araştırmacılar plaseboları standart bir araç olarak yeni tedavileri test etmek için kullanıyordu. | TED | في الخمسينيات من القرن الماضي، استخدم الباحثون علاجات وهمية كأداة قياسية لاختبار علاجات جديدة. |
| Analiz etmek için dört yıl harcadım, ne olacağını tahmin etmek için standart akademik araçlar kullandım ve ne bulduğumu söylemek için buradayım. | TED | قضيتُ أربعة أعوام محاولًا تحليلها، مستخدمًا أدوات تعليمية قياسية لتخمين ما سيحدث، وأنا هنا لأخبركم ماذا وجدتُ. |
| Bize göre, standart olan öğeleri standart olmayan yollarla nasıl kullanabileceğimizi test ettiğimiz bir laboratuvar olan ev. | TED | منزل بالنسبة لنا كمختبر حيث يمكننا أن نختبر الكثير من العناصر القياسية بطرق غير قياسية. |
| Ancak tekrar düşününce, eğer ben yapmazsam, buraya, her hâlükârda, standart şehir kuleleri inşa edecekler. | TED | ولكن تفكيري الثاني كان، إذا لم أفعل ذلك، سوف يبنون أبراج عمرانية قياسية علي أية حال. |
| Hepinizin kanı standart ve kolay bulunur. | Open Subtitles | لديكم فئات دم قياسية يسهل إيجاد فئات متطابقة. |
| Bogart. O gerçek hayat değil. Çok yüksek bir standart koymuşsun. | Open Subtitles | هذه ليست الحياة الحقيقية انت مررت بمستويات قياسية عالية |
| Bunlar standart kavrayış ve algı testleri. | Open Subtitles | هذة إختبارات قياسية ادراكية و نفاذ البصيرة |
| standart Babil Yaratılış Metni'nin anlatılışı. | Open Subtitles | انها رواية قياسية أسطورة الخلق البابلية. |
| Ordu donatımın standart havadan havaya roketleri gibi. | Open Subtitles | المدفعية تبدوا قياسية بالنسبة لمواصفات قذائف السفن |
| Çakıl taşı gayet standart ama neyle kaplanmış olduğuna bak. | Open Subtitles | حسناً الحصى كان ذو مواصفات قياسية لكن ألق نظرة على غلافه |
| Dünyanın en iyi şirketlerini kurarken ayrıca rekor sayıda çocuk aç geziyor. | TED | شيدت أفضل شركات العالم وأعلى أرقام قياسية من الأطفال الجوعى. |
| Japan arabaları orada rekor sayıda satıyor. | TED | السيارات اليابانية تباع بأعداد قياسية هناك. |
| Milyonlarca Amerikalı bir gecede aktivist hâline dönüştü ve çok kısa bir zamanda, rekor sayıda insan sokaklara döküldü. | TED | أصبح الملايين من الأمريكيين نشطاء بين عشية وضحاها، يتدفقون إلى الشوارع بأرقام قياسية في زمن قياسي. |
| Geçen yıl, Louisiana Eyalet Şampiyonluğu kazanmış. Beş tane okul rekoru mu ne kırmış. | Open Subtitles | لقد فاز ببطولة الولاية السنة الماضية في لويزانا حطم حوالي خمس أرقام قياسية مدرسية |
| Ama şu anda bir üst düzey NATO toplantısında değilse kara hız rekoru kırma peşinde değilse veya bir boz ayıyla güreşmiyorsa. | Open Subtitles | او كانت تسجل ارقام قياسية فى السرعة. فى مصارعة دب امريكى ومن المصارع الدب الأمريكى؟ |
| Ücret standarttır, 135 $, ilk gün, | Open Subtitles | أتعابي قياسية 135 لليوم الأول |