| Yalnızca geriye doğru yaslandı ve kaderini kabullenen bir bakışı vardı. | TED | هو ببساطة رجع للخلف و كانت له نظرة قبول علي وجهة |
| Çok güzel yeşil gözleri vardı. İlk bakışta onun hayatımın erkeği olduğunu anladım. | Open Subtitles | كانت له عينين خضراوتين جميلتين، منذ اللحظة الأولى أدركتُ أنه نصيبي في الحـياة. |
| Biraderin saçlarını bir görseniz, korkunçtur. Fakültede bazı tasfiyeler yapılacakmış. | Open Subtitles | أخي كانت له تسريحة شعر سيئة وكان لنا تنظيف آخر |
| Seni kurtaran aynı ilacı ona enjekte ettiğimiz an bazı görüleri oldu. | Open Subtitles | في اللحظة التي حقن بنفس المخدر الذي أنقذ حياتك، كانت له رؤى |
| Ben de öyle düşünmüştüm ama oradaki adamların benimle ilgili bir sorunları varmış. | Open Subtitles | اعتقد ذلك لكن فريق الاختيار كانت له مشاكل معي |
| Evet. Oradan bir müşterimiz vardı, bir iki iş hallettik. | Open Subtitles | اجل ، اعرف رجلاً كانت له وظيفه في هذا المستشفى |
| Neandertal değiller. Gerçi büyük amcam Wilhelm'in Cebelitarık kadar kocaman bir alnı vardı. | Open Subtitles | بالرغم من ان عمي الكبير كانت له مقدمة رأس بحجم، يشبه، جبل طارق. |
| B.J., hapishanedeki çok sayıda arkadaşımdan biriydi ve gelecek için büyük planları vardı. | TED | بي جي كان واحدا من زملائي المساجين كانت له خطط كبيرة للمستقبل. |
| Nakamoto'da çalışıyordu ama benimle özel ilişkisi vardı. Babamın kuruluşu ona daha iyi bir gelecek verecekti. | Open Subtitles | ولكن كانت له علاقة خاصة بي والدي كان سيعرض له مستقبل |
| Gördüğünüz bu su tankının bu iki adam için özel bir anlamı vardı. | Open Subtitles | اعلم ان هذا الخزان كانت له ذكرى لدى كلا الطرفين |
| Fotoğrafik bir hafızası vardı. Yani tüm bu yavru, onun fikriydi. | Open Subtitles | كانت له ذاكرة فوتوغرافية كل هذا كان فكرته |
| Soğuk füzyonun zorlu bir çocukluk dönemi geçirdiğini hepimiz biliyoruz. | Open Subtitles | كلنا على علم بان الانشطار البارد كانت له ميلاد صعب |
| Şimdi de, kocanızın başka bir kadınla ilişkisi olduğunu üstelik bu kadının hamile olduğunu öğrendiğinizde tepkiniz ne oldu? | Open Subtitles | الآن لنتحدث عن ردة فعلك حين سماعك بأنه ليس فقط زوجك كانت له مغامرة، بل جعل إمرأة اخرى حبلى. |
| Pekâlâ. Sonra onun aldattığını ortaya çıkarıyorsun. Senden ayrı hep bunu yapıyormuş. | Open Subtitles | ثم تكتشفين أنه خانك وكانت و كانت له حياة أخرى |
| F-22 projeleri onun içindi. Sanırım buna kızdı. | Open Subtitles | لقد كانت بشأن طائرات أف 22 لقد كانت له اعتقد انه غاضب |
| Saçma geleceğini biliyorum ama kendimi ona yakın hissettirmeyi çok iyi biliyordu. | Open Subtitles | أعرف أنّ هذا سيبدو حماقة لكنّه كانت له طريقته التي تجعلني أشعر .. |
| İlk bakışta şansı varmış gibi görünebilir... ama ağzını açana kadar bekleyin. | Open Subtitles | , آه , يا إلهى .ربما كانت له الغلبة الآن لكن أنتظروا حتى يفتح فمه |