| Neyse, birisi ile konuşuyordu ve sizi işaret ediyorlardı. | Open Subtitles | بأي حال، كان يتكلم مع أحد ما، وكانا يشيران إليكما |
| Neyse, birisi ile konuşuyordu ve sizi işaret ediyorlardı. | Open Subtitles | بأي حال، كان يتكلم مع أحد ما، وكانا يشيران إليكما |
| Geri döndüğünde aynı şeyin devam edeceğini sandım... ama daha az konuşuyordu... ve daha çok içiyordu. | Open Subtitles | ظننت أن الامر سيكون نفسه عند عودته لكنه كان يتكلم قليلا و يشرب كثيرا |
| O ve adamlarım arkamdan bunları mı konuşuyor? | Open Subtitles | هل هذا ما كان يتكلم عنه هو و بقية قوادي من خلف ظهري عند منزل العجائز ذاك ؟ |
| Kent, Santa Cruz Üniversitesinde konuşma yapmış. | Open Subtitles | جو كنت كان يتكلم جامعة كاليفورنيا في سانتا كروز |
| İnatçı herifin biriydi. Yüksek sesle konuşur, aptalca şeyler söylerdi. | Open Subtitles | أعرف مو و أعرف كم كان عنيداً و كيف كان يتكلم بوقاحة و غضب |
| Benimle konuşurken kendi kendine mırıldanıp... gözümün içine giren o doktorun sorunu ne? | Open Subtitles | هذا مايعانى منه هذا الدكتور حيث يظل يغمغم ويحدث نفسه كلما كان يتكلم الى؟ |
| O burada düğüne katılıyor. Ama o ölümden söz ediyor. | Open Subtitles | لكنــه كان يتكلم عن المــوت والإختفــــاء |
| Sadece benimle konuşuyordu çünkü ondan bıkmıştı, ama bu konuşmayı severdim. | Open Subtitles | أحببت الطريقة التي كان يتكلم بها أعرف أنه تكلم معي فقط لأنه كان قد سأم منها و لكني أحببت هذا |
| Onlardan bir grupla tam burada konuşuyordu ve hepsi silahlıydı. Silahlılardı... | Open Subtitles | كان يتكلم مع مجموعة منهم كانوا هنا، وكانوا مسلحين |
| Fakat kardeşim Raymond, buradaydı. Telefonla konuşuyordu. | Open Subtitles | لكن، أخي ريموند كان هنا لتوه كان يتكلم على الهاتف |
| Telefonla konuşuyordu. 9 yaşında bir çocuk! | Open Subtitles | كان معها ولد كان يتكلم من كابينة هاتف، ولد بالتاسعة |
| Burada öldürdüğüm herkes çok konuşuyordu. | Open Subtitles | كل من قتلتة هنا كان يتكلم كثيرا |
| Herkes ne hakkında konuşuyordu? | Open Subtitles | إذن , عن ماذا كان يتكلم الجميع ؟ |
| Çünkü mantıklı konuşuyordu. Çıkış yolunu düşünmenizi söylüyordu! Hadi! | Open Subtitles | لأنه كان يتكلم بعقلانية كانيخبركمأن تفكرواكيف تخرجوامنهذاالوضع! |
| O, sanki elinde bir kayıt anlaşması var gibi konuşuyor. | Open Subtitles | كان يتكلم كأنما لديه عقد مع شركة الشرائط |
| Çok konuşuyor diye bir gazateciye işkence edip kazandığı. | Open Subtitles | استحقها بتعذيبه الصحافي الذي كان يتكلم كثيرا |
| Bu sanki sanatçı, bugün bizimle konuşuyor gibi.. | Open Subtitles | أنه كما لو أن الفنان كان يتكلم معنا اليوم |
| Evet. O ilişki sırasında her zaman konuşur. | Open Subtitles | كان يتكلم طوال الوقت أثناء ممارسة الجنس. |
| Hayır, İngilizle konuşurken ona rastladı. | Open Subtitles | صادفها عندما كان يتكلم مع الانجليزية |
| Pazar akşamı aile yemeğinde masada hep senden söz ediyor. | Open Subtitles | كان يتكلم عنكِ كثيرًا في عشاء الأحد مع العائلة |