"كلهُ" - Translation from Arabic to Turkish

    • Hepsini
        
    • tüm
        
    • Bütün
        
    • şey
        
    • bu
        
    • kadar
        
    • şeyi
        
    • tamamını
        
    • çok
        
    • hep
        
    • sadece
        
    • bir
        
    • koca
        
    • tamamen
        
    • Hepsi
        
    Benim durumumda bu çok zor. Hepsini birden aklımda tutamam. Open Subtitles مع قسوة حالتي لا يمكني تذكر هذا كله مرة واحدة
    Sana parayı tutman için ihtiyacım var. paranın Hepsini harcamamam için. Open Subtitles بكل بساطه أحتاجك للحفاظ على المال لكي تمنعني من إنفاقه كله
    tüm öğleden sonramı güneşin altında bir ambardan manken atarak geçirdim. Open Subtitles أمضيتُ المساء كلّه تحت الشمس في إلقاء الدمى عن أحد المستودعات
    Benimle birlikte gelecekten geliyor. Bütün bunlar tesadüf mü sizce? Open Subtitles يأتي برفقتي من المستقبل، أتعتقد حقّاً أنّ هذا كلّه صدفة؟
    Benim var olmadığımı söyleyen şey cinsiyet konusundaki bu kısıtlayıcı, ikilem düşüncesidir. TED كله بسبب هذا التفكير الثنائي المقيّد عن الجنس والذي أفتى بعدم وجودي.
    Yani, her şeyden önemlisi, tüm bu işler onun döneminde oldu. TED انا اعني، بعد كل شيء، هذا العمل كله حدث في عهده.
    Her ne kadar haftanın bir günü tamamen dine adanmış olsa da o zaman bile, İsa'nın havarilerinin balıkçı olduklarını anlatırdı. Open Subtitles وعلى الرغم من أنه صحيح أن يوم واحد بالأسبوع يعطى كله للتعبد ثم حتى قال لنا انا تلاميذ المسيح كانوا صيادين
    İspanyolcan daha iyi olsaydı, bunların Hepsini sen de anlardın. Open Subtitles لو كانت لغتك الأسبانية أفضل من هذا لأدركتي هذا كله
    Büyük, yumuşak bir şey gibi pişirip Hepsini yemek istiyorum. Open Subtitles أريد فقط أن أخبزه في شيء، كبير منتفخ وآكله كله
    Bunların Hepsini tekrar yapacağız ve iki doğum günün varmış gibi olacak. Open Subtitles سوف نعيد هذا كله مجدداً و سيبدو الأمر كأنه لدينا عيدين ميلاد
    Evet, biraz beklemeye çalışıyorum böylece işe başlamadan Hepsini içmem. Open Subtitles أجل، أحاول الحفاظ عليه كي لا أشربه كله قبل العمل.
    Daha küçük odalar da var, ama ben Hepsini almayı tercih ediyorum. Open Subtitles السيده تسأل إن كنا نريد غرفه جانبيه.. ولكن أود أخذ المكان كله.
    Kız kardeşim Hepsini ödemek zorunda kalmasın diye burada çalışıyorum. Open Subtitles إنني أعمل هنا حتى لا تضطر أختي لدفع المبلغ كله.
    Tanımadığınız bir kız için tüm geleceğinizi riske atmaya gerçekten hazır mısınız? Open Subtitles أأنت مُستعدّ حقاً للمُخاطرة بمُستقبلك كلّه من أجل فتاة لا تعرفها أبداً؟
    Sonunda Bütün parayı alıyor ve hayatının şahane olduğunun farkına varıyor. Open Subtitles حيث ينال المال كلّه في النهاية، ويكتشف أن حياته رائعة بحقّ.
    Hatırlıyorum! Bunu da yazmıştın. Ama böyle bir şey olmayacak! Open Subtitles لقد قلت هذا كله بالرسالة لكن هذا الزواج لن يتم
    dediler. Dolayısıyla onlar bunu yapıyor ve gelecek yıl başlatıyoruz. Ve bu tamamıyla bir deneme ve tamamıyla gönüllülüğe dayanıyor. TED لذلك هم يفعلون هذا ، وسنقوم باطلاقها لاحقا في هذه السنة، و كل هذا عبارة عن تجربة،و كله من متطوعين.
    Çünkü erken bıraksaydım o kadar da komik olmazdı. Zamanlama önemlidir, Har. Open Subtitles لاني لم اكن لاحصل على المتعه لو توقفت الامر كله حول الوقت
    Yeniden her şeyi inkar etsem bir işe yarayacağını sanmıyorum. Open Subtitles افترض انه لن يكون مفيداً لو أنكرت الامر كله مجدداً؟
    Keşke senin tamamını alabilseydim aşkım, ama ne yazık ki yapamam. Open Subtitles أود ان آخذ جسدك كله يا حبيبي و لكني لا أستطيع
    Fakat çok ilginçtir ki, tüm bu zaman boyunca... bir daha matematik ile meşgul olamayacağı iddia edilse de, Open Subtitles لكن المثير للإهتمام، خلال هذا الوقت كله على الرغم من مطالبه بأنه لم يعد قادراً على مزاولة الرياضيات مجدداً،
    Şu eski gazeteci. Ne vücut, ne de ses, hep akıl. Open Subtitles ذلك مراسل أخبار السفينة السابق لا جسم، لا صوت، كله عقل.
    Bana sadece bir hafta daha verin. Ödemeyi yapmanın bir yolunu bulacağım. Open Subtitles , أعطني أسبوع واحد فقط سأبحث عن وسيلة لأسدد لك المال كله
    Eğer ilaç kullanmadan yaşamayı başarabilirsem bir şekilde aslında zihinsel bir hastalığa sahip olmadığımı, hepsinin bir hata olduğunu kanıtlayabilirmişim gibi hissediyordum. TED شعرت بأنني لو استطعت أن أعيش دون العقاقير سأثبت بعد ذلك كله بأنني لم أكن مريضة عقلياً و أنه كان خطأ فادح
    Ek olarak ebeveyn odasında rezilliklerini yıkayıp arınabileceğin koca bir duşu var. Open Subtitles بجانب أنه في الصباح يمكنك الإستحمام في الحمام الرئيسي لتغسل عارك كله
    Ve bu makine, değişmek için yapılanmıştır. bu tamamen değişimle ilgili. TED وهي مصممة لتتغير. يتعلّق الأمر كلّه بالتغير.
    Hepsi sinir hastası olan bir adamın kafasında yarattığı şeyler. Open Subtitles هذا كلهُ في عقل رجل يعاني من إنهيار عقلي بالكامل

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more