Komutanlık bizi daha büyük işler için tartıyordu, benim de kanıtlayacak çok şeyim vardı. | Open Subtitles | كانت القيادة تختبرنا للأشياء الكبيرة و كان لدي الكثير لأثبته |
Neyse, kanıtlayacak bir şeyim yok. | Open Subtitles | على كل حال، ليس لدي شيء آخر لأثبته |
Sa-Sa-Sana kanıtlayacak bir şeyim yok. | Open Subtitles | -أنا أنا أنا ، أنا ليس لدي أي شيء لأثبته لك . |
Belki bu adama kanıtlamam gereken bir şeyler var. | Open Subtitles | ربما علي إيجاد شيء لأثبته لهذا الرجل |
Kusuruma bakma hâlâ kanıtlamam gereken bir şeyler varmış gibi biraz sert çıktıysam. | Open Subtitles | اعذرني اذا انا-ـ انضر جيداً, كأنما لدي شي لأثبته |
Benim kanıtlayacak hiçbir şeyim yok. | Open Subtitles | ليس لدي أي شيء لأثبته. |
Sana kanıtlamam gereken hiçbir şey yok. | Open Subtitles | لا يوجد شئ لأثبته |