| Beth telefonu benim için Janey'nin yanına koyar mısın lütfen? | Open Subtitles | بيث هل يمكنك وضع الهاتف بجوار جين لأجلي من فضلك؟ |
| benim için mutlu ol. Benim kendi dairemde olmam iyi bir şey. | Open Subtitles | كن سعيداً لأجلي من الجيد أن يكون لديّ منزلي الخاصّ |
| 12 yıllık evliliğimizde, bu açıdan benim için hiç savaşmadı. | Open Subtitles | طوال زيجة استمرت 12 عاماً لم تكافح لأجلي من تلك الزاوية |
| benim için şuna bir göz atsana. | Open Subtitles | ألق نظرة فقط على هذه لأجلي من فضلك, سايمون |
| Bana bir iyilik yap ve artık benim için bir şey yapma, tamam mı? | Open Subtitles | اسديني معروفاً ولا تفعل شيئاً لأجلي من الآن فصاعداً. |
| O benim için değişti. Ve daha önce kimse benim için bunu yapmamıştı. | Open Subtitles | لقد تغير من أجلي لم يفعل ذلك أحد لأجلي من قبل |
| Bu kilise bağlantısı ile benim için yaptıkların için çok müteşekkirim. | Open Subtitles | إنني ممنون جداً لما تفعله لأجلي من أمر حجز الكنيسة |
| Kimse daha önce benim için başkasının gözünü korkutmamıştı. | Open Subtitles | لم يهدد أحد شخص ما لأجلي من قبل |
| Daha önce kimse benim için böyle bir şey yapmamıştı. | Open Subtitles | لمْ يكن لديّ أحد يفعل ذلك لأجلي من قبل. |
| benim için şurada durabilir misin? | Open Subtitles | أيُمكنك الوقوف هنا لأجلي من فضلك؟ |
| Bunu benim için imzalayabilir misin, lütfen? | Open Subtitles | هل يمكن أن توقعي هذا لأجلي من فضلك؟ |
| Şuna benim için bakar mısın? | Open Subtitles | ألق نظرة على هذه لأجلي من فضلك. |
| Yapabilirsen, benim için burayı imzalayabilir misin? | Open Subtitles | وقّع هنا لأجلي من فضلك |
| benim için bunu yapar mısın? | Open Subtitles | هل تفعلين ذلك لأجلي,من فضلك؟ |
| benim için uzanır mısın lütfen? | Open Subtitles | هلا إستلقيتِ لأجلي من فضلك؟ |
| Bunu benim için yap lütfen Peter. | Open Subtitles | افعل هذا لأجلي من فضلك (بيتر). |
| - Araştır benim için, rica ediyorum. | Open Subtitles | -اعرفي لأجلي من فضلك |
| Wisconsin'den benim için almis. | Open Subtitles | (أحضرتها لأجلي من (ويسكونسن |