| Adalet Bakanı, acil bir iş için çıkmak zorunda kaldı. | Open Subtitles | المدّعي العام يعتذر عن مغادرته لأجل عمل طارئ لقد غادر؟ |
| Son raporlarına göre, bir iş için kamyonu yüklüyormuş. | Open Subtitles | آخر تقرير عنه أنه كان يحمل عربه طعام لأجل عمل |
| Hayır, hayır. Buraya gezmeye gelmedik. Söyle ona, resmi iş için buradayız! | Open Subtitles | لا، قولي له أننا لم نأتي لمشاهدة المناظر بل لأجل عمل رسمي! |
| İş için buralardaydım. Birkaç şey almam gerekiyordu. | Open Subtitles | ،لقد كنتُ بالجوار لأجل عمل .فأحتجتُ أن أشتري بعض الأشياء |
| Bir iş için buralardayım. Bir süre buralarda olacağım. | Open Subtitles | أتيت للمدينة لأجل عمل بسيط سأمكث هنا لفترة |
| Kocam seni ilgilendiren bir iş için market yerine gitti. | Open Subtitles | زوجي في السوق لأجل عمل يتعلق بك |
| İş için seyahat etmen gerektiğini söyledim. | Open Subtitles | أخبرتها أنك اضطررت للسفر لأجل عمل |
| Belki de başka bir iş için aramıyordur. | Open Subtitles | حسناً، ربما هو لا يتصل لأجل عمل جديد |
| - Önemli bir iş için gelmişler. | Open Subtitles | . لقد قال بأنّهم جاؤوا لأجل عمل طارئ |
| İşin aslı iş için batıya taşınacağım ve Max'le beraber çok zaman geçirdik. | Open Subtitles | سوف أنتقل غرباً لأجل عمل أنا و " ماكس " قضينا كثير من الوقت معاً |
| Bir saatlik bir iş için 100 Dolar. | Open Subtitles | إنها 100د لأجل عمل ساعه |
| Bir iş için şehirden ayrılıyorum... | Open Subtitles | سوف اغادر المدينه ... لأجل عمل |
| Kızı evdeydi ama kocası iş için Las Vegas'taymış. İlk uçakla geliyor. | Open Subtitles | كانت ابنتها هُناك لكن زوجها في (فيغاس) لأجل عمل. |
| Aslına bakarsan buraya bir iş için geldim. | Open Subtitles | ...في الحقيقة أنا هنا لأجل عمل |
| İş için mi yoksa gezmek için mi buradasın, Kevin? | Open Subtitles | أأنت هنا لأجل عمل أم سياحة؟ |
| - İş için. | Open Subtitles | لأجل عمل. |
| İş için. | Open Subtitles | لأجل عمل. |
| - İş için gitmiştim. | Open Subtitles | -ذهبت لأجل عمل |