| Dogruyu söylemek gerekirse, ben bir psikiyatr olmasam da sana hiç öfkeni disari salman gerektigini söylemediler mi? | Open Subtitles | لأخبركَ الحقيقة، إنّي لستُ مُقيّماًنفسياًأو ما إلىذلك .. لكن أولم يخبروك أنّ تطلق جماح غضبك؟ |
| Doğruyu söylemek gerekirse, ben bir psikiyatr olmasam da sana hiç öfkeni dışarı salman gerektiğini söylemediler mi? | Open Subtitles | لأخبركَ الحقيقة، إنّي لستُ مُقيّماًنفسياًأو ما إلىذلك .. لكن أولم يخبروك أنّ تطلق جماح غضبك؟ |
| Doğruyu söylemek gerekirse, midene bir şeyler girmezse eğer beni yemeye kalkacağından korktum. | Open Subtitles | لأخبركَ الحقيقة, كنتُ أخشى أن تلتهمني إن لم تأكل أي شيء |
| Buraya, bunu söylemek için geldim. Ve işte öğrendin. | Open Subtitles | أتيت هنا لأخبركَ بذلك وكان هذا هو الوقت لفعل هذا |
| Karının ne kadar cesur olduğunu ve sizi ne kadar sevdiğini söylemek için. | Open Subtitles | لأخبركَ كم كانت زوجتكَ شجاعةً وكم أحبت كلاكما كثيرًا |
| Salonum olmasada hocalık yapacağımı söylemeye geldim! | Open Subtitles | أنا هنا لأخبركَ أنـّي سأظل أعلـّم الفنون القتالية حتى من دون مدرسة. |
| Ve doğruyu söylemek gerekirse daha önce kimse benim için yemek pişirmemişti. | Open Subtitles | .و لأخبركَ بالحقيقة , لم يطبخُ لي أحدٌ من قبل |
| Çünkü sana söylemek için geberiyordum. | Open Subtitles | لأنى كنتُ أتحرق شوقاً لأخبركَ بها |
| Evet, aslında buraya seni affettiğimi söylemek için geldim. | Open Subtitles | أجل، لقد أتيتُ إلى هنا لأخبركَ أنّي سامحتُكَ! كلاّ، أقفوا التّصوير! |
| Travis Marshall'ı öldürdüğün gece o kiliseye sana âşık olduğumu söylemek için gelmiştim! | Open Subtitles | لو أحببتُكَ؟ قصدتُ الكنيسة ليلة قتلكَ (ترافس مارشل) لأخبركَ بأنّي مغرمة بكَ |
| Tamam, ben de sana bunu söylemek için en iyi zamanı bekliyordum, ama dün yemeğe çıktığım kişi Google'da çalışıyor. | Open Subtitles | حسناً، لقد كنتُ أنتظر الوقت المناسب لأخبركَ بهذا ولكن الرّجل الذّي التقيتُ به ليلة أمسٍ يعمل لصالح (غووغل). |
| Buraya kendi isteğimle geldim, sana Ross'un hakkında yanıldığını söylemek için. | Open Subtitles | أتيتُ إليكَ بإرادتي لأخبركَ أنكَ مخطئ بشأن (روس) |
| Eşcinsel radarının bozuk olduğunu söylemeye geldim. | Open Subtitles | أتيتُ لأخبركَ أن قدرتكَ على معرفة بالشواذ ليست ناجحة |
| Buraya sana bunu önleyebileceğini söylemeye geldim. | Open Subtitles | انا هنا لأخبركَ انهُ بإمكانكَ إيقافه |
| Töreni ertelemek zorunda olduğunu söylemeye geldim. | Open Subtitles | -إنّي هنا لأخبركَ أنّكَ يجب أن تؤجل الشعائر . |