| Sakın dokunma, hayır! Buna değmez, dostum. Dokunursak Jack bizi öldürür. | Open Subtitles | لا , لا , لايستحق الأمر جاك قال لنا أن لانلمسهم |
| Adam her ne yaptıysa yapsın kanunları çiğnemek buna değmez. | Open Subtitles | حسنٌ، اختراق القانون لايستحق ذلك مهما فعل هذا الشخص .. |
| Bak sevgilim, hiçbir şey aramızda sorun olmaya değmez. | Open Subtitles | اسمعينى يا حبيبتى, هذا الأمر لايستحق ان نتشاجر حوله |
| Bana karşı nazik ve dürüsttü ve ölmeti hak etmiyor. | Open Subtitles | لقد كان لطيفا , وصريحا معي انه لايستحق ان يموت |
| Robin, sana öyle davrandıktan sonra bu adam ikinci bir şansı haketmiyor. | Open Subtitles | ذلك (سايمون) الذي التقينا به؟ (روبن) هذا الشخص لايستحق فرصة ثانيه |
| Bundan ne yarar sağlamayı beklediğini bilmiyorum ama inan bana buna değmez. | Open Subtitles | إذا , لا أعلم مالذي ستحصل عليه من هذا لكن صدقني إنه لايستحق |
| Meredith Festivaline kendimiz olarak gidemiyorsak güvenin bana, gitmeye değmez. | Open Subtitles | اذا ام نستطع الذهاب لحفلة ميرديث على شروطنا الخاصه اذن ثقو بي.. انه لايستحق العناء. |
| Birazdan gideceğim. Buna değmez. | Open Subtitles | سأغادر بعد قليل لايستحق تكبد العناء لهناك |
| Buna değmez. Aşırı kilo aldırır. | Open Subtitles | الامر لايستحق هنالك الكثير من الكربوهيدرات |
| Bu hikâye, Başbakanlık'la düşman olmaya değmez. | Open Subtitles | هذا سيجعلنا عدو رئيسة الوزراء الخبر لايستحق هذه المجازفة |
| - Asla son bulmayacak. Bizi öldürecekti. Buna değmez. | Open Subtitles | لن ينتهي هذا ابدا ، سيحاولون قتلنا ذلك لايستحق كل هذا العناء |
| Zamanını boşa harcıyorsun! O keş için değmez! | Open Subtitles | أنت تهدر وقتك ذلك الاحمق لايستحق هذا |
| Birkaç kuruş fazla ya da aza ölmeye değmez. | Open Subtitles | روكو اكثر او اقل لايستحق الموت من اجله |
| Hadi, çocuklar. Bu aptal için harcadığımız zamana değmez. | Open Subtitles | هيا ياأولاد ، هذا الأحمق لايستحق وقتنا |
| Henry'yle vakit geçirmeyi seviyorum, ama buna değmez. | Open Subtitles | أحب قضاء الوقت مع هنري, لكن ذلك لايستحق |
| Kafaya takmaya değmez. | Open Subtitles | انسي ذلك هذا لايستحق انزعاجك بشأنه |
| Bilhassa da bana. Buna değmez. | Open Subtitles | وليس علي أنا أيضاً الأمر لايستحق. |
| O adam göz yaşlarına değmez, inan bana. | Open Subtitles | ذلك الرجل لايستحق دموعك,صديقيني |
| Ama yanında getirdiği şu Bay Darcy denilen adam Derbyshire'ın en zengin adamı olsa da ilgimizi hak etmiyor. | Open Subtitles | لكن السيد الذى أحضره معه الذى يدعو نفسه السيد دارسى لايستحق أهتمامنا رغم أنه قد يكون أغنى رجل فى ديربشاير |
| Vicdanı olmayan kişiler merhameti hak etmez, Madam. | Open Subtitles | قلبك بارد حقا يامدام والذى لايستحق اى رحمة |
| O kişi böyle muhteşem bir kadını üzebiliyorsa aşkınızı hak etmiyor demektir. | Open Subtitles | من المؤكد ان هذا الشخص لايستحق حبك ان كان قادراً على ايذاء مثل هذه المرأة الجذابة |
| Onursuz bir şekilde ölmeyi haketmiyor. | Open Subtitles | إنه لايستحق الموت بدون مجد |