| Bu işe yaramıyor. Sadece benim ruhum ve nefesim onu iyileştirebilir. | Open Subtitles | إنها لا تجدي ، لن يعجل بشفاءه سوى نفسي المر المتخثر |
| Biliyor musun babana söylemelisin o "Şimdi sakinim" işe yaramıyor. | Open Subtitles | عليك أن تخبر أباك أن طريقة "السَكينة الآن" لا تجدي. |
| Haplar işe yaramıyor... Çok yakında karaciğerime erişecek... | Open Subtitles | الأدوية لا تجدي نفعاً خصوصا إذا وصلت للكبد |
| Yaşayanlar dünyasının silahı burada bir işe yaramaz. | Open Subtitles | إن الأسلحة العادية لا تجدي .أي نفع في حالتنا |
| Neden gidip emicek başka bir alet bulmuyorsun, çünkü filmimin seçmeleri yapıIdı. | Open Subtitles | اذن لما لا تجدي لنفسك رجل اخر لانني قد اخترت فريق عمل الفيلم |
| Bu bir aşk büyüsü değil. Onun işe yaramadığını biliyorum. | Open Subtitles | ليست تعويذة حبّ فأنا أعرف أنّها لا تجدي نفعاً |
| Haplar işe yaramıyor... Çok yakında karaciğerime erişecek... | Open Subtitles | الأدوية لا تجدي نفعاً خصوصا إذا وصلت للكبد |
| Eğer bu senin cesaret verici konuşmansa, işe yaramıyor tamam mı? | Open Subtitles | إنها فكرتك يا أيها الثرثار وهي لا تجدي نفعاً، مفهوم؟ |
| O-2 ve serum işe yaramıyor. | Open Subtitles | الأكسجين والسائل لا تجدي نفعًا إنه شاحب و متعرق |
| Günlerimi Ark polisinin barbarlığının kurbanı olanları savunarak geçiriyorum ama belli ki işe yaramıyor çünkü hâlâ kapımda silah sesleri duyuyorum. | Open Subtitles | ادافع عن ضحايا وحشية شرطة شركة ارك ولكن يبدوا واضحاً أنها لا تجدي نفعاً بسبب أني لازلت أتعرض للصراص على مدخل منزلي |
| Roketatarlar bunlarda işe yaramıyor. | Open Subtitles | قاذفات الصواريخ لا تجدي نفعا مع هذه الاشياء |
| Üzgünüm tatlım, sanırım tavsiye herkeste işe yaramıyor. | Open Subtitles | آسفة حلوتي اظن النصيحة لا تجدي مع الجميع |
| İşe yaramıyor moruk. ne bok yiyorsun sen? | Open Subtitles | انها لا تجدي نفعاً يا رجل اللعنة، ما الذي تفعله ؟ |
| Başkalarını kontrol etmeye çalışmak işe yaramıyor. Asla. | Open Subtitles | محاولة السيـطـرة على الآخــرين لا تجدي أبداً. |
| İlaç, radyasyon, tedavi işe yaramıyor. | Open Subtitles | الادوية، الإشعاع، الجراحة، لا تجدي نفعاً معهم. |
| İlaç, radyasyon, ameliyat işe yaramıyor. | Open Subtitles | الادوية، الإشعاع، الجراحة، لا تجدي نفعاً معهم. |
| Çekemiyorum. İşe yaramıyor. | Open Subtitles | لا يمكنني امتصاص سحرها، محاولتي لا تجدي. |
| Bu koca birlik ormanda bir işe yaramaz. | Open Subtitles | قواتنا الساحقة لا تجدي نفعا هناك |
| Senin bulduğun yaprak işe yaramaz. | Open Subtitles | الورقة التي وجدتها لا تجدي نفعاً |
| Neden gidip iyi bir yer bulmuyorsun? | Open Subtitles | لماذا لا تجدي لنا بقعة جيدة؟ |
| Neden bana bir çare bulmuyorsun? | Open Subtitles | لمَ لا تجدي لي علاجاً. |
| Hançerlerin Klaus'un üzerinde işe yaramadığını biliyorum ama ya onun ruhunu Rebekah'nın içine koyarsak? | Open Subtitles | أعلم أن الخناجر لا تجدي مع (كلاوس)، لكن ماذا إذا نقلناه لجسد (ريبيكا)؟ |
| -Dua etmenin işe yaramadığını. William. | Open Subtitles | - الصلاة لا تجدي نفعاً ! |