| O yüzden evli oldukları hâlde birbirleriyle konuşmuyorlar. | Open Subtitles | لذا هما لا يتحدثان مع بعضهما البعض على الرغم من أنهما متزوجين. |
| Dava stratejisi hakkında konuşmuyorlar, Diane'i atma hakkında konuşuyorlar. | Open Subtitles | إنهما لا يتحدثان عن استراتيجتهم في المحاكمة إنهم يتحدثون عن تنحية دايان من منصبها |
| Ama ne yazık ki aslında birbirleriyle konuşmuyorlar. | Open Subtitles | للأسف لا يتحدثان إلى بعضهما البعض |
| - Bu harika! Dilimizi bilmeyen küçük bir kaç doğulu adamla kalacağımı sanıyordum. | Open Subtitles | هذا عظيم لقد ظننت أننى سأعلق مع اثنين من الشرقيين لا يتحدثان الإنجليزية |
| - Bu harika! Dilimizi bilmeyen küçük bir kaç doğulu adamla kalacağımı sanıyordum. | Open Subtitles | هذا عظيم لقد ظننت أننى سأعلق مع اثنين من الشرقيين لا يتحدثان الإنجليزية |
| konuşmuyorlar. | Open Subtitles | انهما لا يتحدثان إلى بعضهما |
| Birbirleriyle konuşmuyorlar. | Open Subtitles | هما لا يتحدثان إلى بعضهما |
| Cristina ve Burke hala birbirleriyle konuşmuyorlar. | Open Subtitles | كريستينا) و (بورك) لا يتحدثان إلى بعضهما) |
| konuşmuyorlar. | Open Subtitles | حسنٌ .. إنهما لا يتحدثان |
| Chuy öldü ve olay yerinde tutukladığımız iki çete üyesi konuşmuyorlar. | Open Subtitles | حسنـًا، (تشوي) ميّت والإثنان اللذان أُعتقـلا لا يتحدثان |
| konuşmuyorlar işte. Bunda büyütecek ne varsa? | Open Subtitles | إنهما لا يتحدثان ما المشكلة؟ |
| - Ne zamandan beri konuşmuyorlar? | Open Subtitles | كم صار لهما لا يتحدثان معاً؟ |
| O ve Axl birbirleriyle konuşmuyorlar. | Open Subtitles | وهي وأكسل لا يتحدثان مع بعض |
| konuşmuyorlar. | Open Subtitles | لا يتحدثان |