| - Hayır, seçme hakkın yok. Bedava yemek yiyeceksin. | Open Subtitles | لا يحقّ لك الإقتراح، ولكن يحقّ لك تناول وجبة مجانية |
| Vicdanlı biri olabilirsin ama bana ne yapmamı söylemeye hakkın yok. | Open Subtitles | قد تكون ضميراً حيّاً، لكن لا يحقّ لكَ أن تملي عليّ أفعالي. |
| Bilgisayarıma gizlice girip onu çalmaya hakkın yok senin. | Open Subtitles | لا يحقّ لك استراق النظر لمحتوى حاسوبي فضلاً عن سرقته |
| Hatta hiçbir şey yapma hakkınız yok. | Open Subtitles | لا يحقّ لكِ أن تفعلي أيّ شيء. |
| Bunu yapmaya hakkınız yok. | Open Subtitles | لا يحقّ لك فعل ذلك. |
| İşte nasıl davranacağımı söylemeye her türlü hakkın var ama evde ne yapacağımı söylemeye hiç hakkın yok. | Open Subtitles | لكَ الحقّ في أن تأمرني بما أفعل في العمل لكن لا يحقّ لكَ ذلك في المنزل |
| Eğer öyleyse süprizler konusunda fikir sahibi olmaya hakkın yok Bay Rumplestiltskin'in oğlu. | Open Subtitles | إذ لا يحقّ لك أنْ تبدي آرائك عن المفاجآت يا بن (رامبل ستيلسكن) |
| Kız haklı. Senin hakkın yok. | Open Subtitles | إنّها محقّة لا يحقّ لك إبداء رأيك |
| Onun adını ağzına almaya hakkın yok. | Open Subtitles | لا يحقّ لكَ أن تنطق اسمه |
| O dağa varmaya hakkın yok. | Open Subtitles | لا يحقّ لك دخول ذلك الجبل |
| Kimseyi buradan kovmaya hakkın yok. | Open Subtitles | لا يحقّ لك أن تطرد أحد. |
| Burada olmaya hakkın yok. | Open Subtitles | لا يحقّ لكِ التواجد هنا |
| Onda da hiçbir hakkın yok. | Open Subtitles | و لا يحقّ لكِ أنْ تأخذيه |
| Böyle konuşmaya hiç hakkın yok! | Open Subtitles | لا يحقّ لك قول ذلك! |
| Buna hakkın yok. | Open Subtitles | لا يحقّ لك... |
| Hayır, sizin konuşma hakkınız yok. | Open Subtitles | لا يحقّ لكِ الكلام . |