| Eyaletin tarihin belirlenmesi... talebinin geçerli bir nedeni vardır. | Open Subtitles | الولاية لديها سبب وجيه للقيام بتقديم موعد المحاكمة |
| Eminim burada olmamasının iyi bir nedeni vardır. | Open Subtitles | انا متاكده بان لديها سبب وجيه لكونها لم تاتي |
| Eminim çalılarla kaplı bir drenaj çukurundan kaçıp Terra Nova'dan ayrılmak için geçerli bir sebebi vardır. | Open Subtitles | أنا متأكّدةٌ بأنّ لديها سبب جيّد بأن تتسلّل خارج "تيرا نوفا" خلال حفرة الصرف |
| Öyle ve itiraf edelim Bayan Robinson* ve genç aşığının bize yalan söylemeleri için geçerli bir sebebi var. | Open Subtitles | أجل, و عليك ان تعترفي أن السيدة (روبينسون) لديها سبب مقنع لما هي و الولد الدمية قاموا بالكذب علينا |
| Ondan omurilik biyopsisi yapmayı isteyebilirsin. İzin vermesi için bir sebebi yok. | Open Subtitles | يمكنك أن تطلب منها نسيج العصب - ليس لديها سبب لتعطيني إياه - |
| Timsahların, suaygırlarından çekinmesi için iyi sebepleri var. | Open Subtitles | التماسيح لديها سبب وجيه لتحذر من فرس النهر البالغ |
| - Eminim haklı nedenleri vardır. | Open Subtitles | - 00: 23: 49,543 أنا متأكد بأن لديها سبب |
| Dinle, eminim sana o adamdan bahsetmemesinin haklı bir nedeni vardır. | Open Subtitles | أنّ لديها سبب وجيه لعدم إخبارك بذلك يا رجل - أجل, مثل أنها مازالت تحب الرجل |
| Belki zıtlaşmak için iyi bir nedeni vardır. | Open Subtitles | ربّما لديها سبب وجيه للعراك. |
| Eminim bunun bir nedeni vardır. | Open Subtitles | أنني واثقة أنها لديها سبب. |
| - Belki başka bir sebebi vardır, Jane. | Open Subtitles | ربما لديها سبب قوي للكذب يا جين ماذا.. |
| - Belki iyi bir sebebi vardır. | Open Subtitles | لربما لديها سبب جيد |
| Belki vermemesinin bir sebebi vardır. | Open Subtitles | ربما لديها سبب لذلك؟ |
| Bu adamın bizimle çalışmak için geçerli bir sebebi var. | Open Subtitles | هذا الرجل... يبدو أن لديها سبب مشروع أن تريد العمل معنا. |
| Saklı kalmasının bir sebebi var. | Open Subtitles | لديها سبب لتبقى مخفيّة |
| Bir dakika, Barry Schickel'a zarar vermek için sebebi yok ki. | Open Subtitles | انتظر,انتظر ليس لديها سبب لإيذاء (باري شيكل) |
| Balıkların kaçmak için iyi sebepleri var. | TED | وتلك الأسماك لديها سبب وجيه للهروب. |
| Beni daha iyi nedenleri vardır. | Open Subtitles | لديها سبب أفضل منى |
| Beni bırakmamasını gerektiren kati bir nedeni var o yüzden gururunu düşünecek lüksü yok. | Open Subtitles | لديها سبب واضح لعدم تركي لذا ليس لذيها احترام للذات تهتم به |
| - Bu işi kendisinin kurması için bir neden yok, değil mi? | Open Subtitles | حسناً ، لايوجد لديها سبب لتختلق ذلك ، ألديها سبب؟ |
| Ona güvenilir mi? Bize ihanet etmesi için bir nedeni yok. | Open Subtitles | ليس لديها سبب لخيانتنا |
| Duyduğum kadarıyla, sebepleri varmış. | Open Subtitles | من وجهة نظري , لديها سبب |