| - Bunu sırtında bir çantayla ata binmek gibi hayal etmiştim. | Open Subtitles | لقد تخيلت الركوب علي ظهر حصان بحقيبة مليئة بالنبيذ تعلمين ؟ |
| Bunu oğlumun küçük sandalyesini gördüğümde beynimde hayal etmiştim, onun patlayıp dağıldığını gördüm. | TED | لقد تخيلت هذه الصورة عندما نظرت إلى كرسى ابنى الصغير , وتخيلته ينفجر متحولاً إلى قطع صغيرة متناثرة بعيدا . |
| Kabul etmeliyim ki biraz hayal etmiştim. | Open Subtitles | حسنا، أنا يجب أن أعترف لقد تخيلت قليلا. |
| Aslında kendimi bu mülakatı yaparken binlerce kez hayal ettim. | Open Subtitles | في الحقيقة لقد تخيلت نفسي وانا اقوم بهذه المقابله الالاف المرات |
| Sen, "Oğlumuz olsaydı" dediğinde bir oğlumuz olduğunu hayal ettim. | Open Subtitles | عندما قلت لو كان لدينا ولداً لقد تخيلت بأن لدينا ولداً |
| Ben ettim aslında. Bunu hayal etmiştim. | Open Subtitles | لقد تخيلت هذا حقا تنبأت بهذا مسبقا |
| Daha az durup dikilme hayal etmiştim. | Open Subtitles | لقد تخيلت وجود أشخاص أقل من المعتاد |
| Daha az durup dikilme hayal etmiştim. | Open Subtitles | لقد تخيلت وجود أشخاص أقل من المعتاد |
| Aslında çok tuhaf bir şey hayal etmiştim. | Open Subtitles | في الحقيقة, لقد تخيلت شيئاً غريباً جداً |
| Burasını farklı hayal etmiştim. | Open Subtitles | لقد تخيلت هذا المكان بشكل آخر |
| Cenazemi bile hayal etmiştim. | Open Subtitles | لقد تخيلت بالفعل جنازتي |
| Ölümümü birçok kez hayal ettim ama hiçbir zaman duvardan duvara halı kaplı bir yerde güneşle buluşacağımı düşünmemiştim. | Open Subtitles | لقد تخيلت موتي عدة مرات, ولكنّي لم اتخيل اني قد ارى الشمس في مكان فيه جدران وكاربت. |
| Bir kapı hayal ettim ve sonra da kapının anahtarını. | Open Subtitles | ... لقد تخيلت أن هنـالـك بـاب و بعد ذلك تخيلـت أن معـي ... مفتـاح للبـاب |
| Evet. Binlerce farklı hayat hayal ettim. | Open Subtitles | أجل، لقد تخيلت آلاف الحيوات المختلفة |