| Naziktik Ama sen hala hiçbir şeyin yolunda gitmediğini biliyordun. | Open Subtitles | كنا مؤذبين، لكنك كنت تعلم دائما .أن الأمور ليست بخير |
| Buraya geldim Ama sen işe gitmiştin. Bir kulüpten diğerine dolaşıp durdum. | Open Subtitles | لقد أتيت إلى هنا و لكنك كنت قد ذهبت إلى العمل |
| Gitmeyi planlamıyordum, Ama sen de gidiyordun. | Open Subtitles | لم أكن أنوي السفر لكنك كنت بعيداً طوال الوقت |
| - Ama bir zamanlar küçük bir kızdın. | Open Subtitles | لكنك كنت فتاة صغيره في احد الايام لا يوجد دليل على ذالك |
| İki yılda sana 7-8 milyon kazandırdım ve durmanı söyledim, Ama sen açgözlülük ettin! | Open Subtitles | أكسبتـُك خلال عامين سبعة أو ثمانية ملايين وقلت لك حينها توقف لكنك كنت طماع جداّ |
| Tabiki "Hayır" derdim Ama sen dürüst davrandığını düşünürdün. | Open Subtitles | أنا متفهم. كنت سأقول كلا، لكنك كنت ستشعر أنك صادق |
| Bana aşık olmanı istedim Ama sen ona aşık oldun. | Open Subtitles | لقد حاولت أن أجعلك تقع في حبي, لكنك كنت تحب تلك التي في المصعد. |
| Boynumu kırabilirdim Ama sen sürekli beni izliyordun. | Open Subtitles | كنت على وشك كسر عنقى, و لكنك كنت تراقبنى طوال الوقت |
| Ve önemli olan da bu. Senin için işleri her zaman kolaylaştıramadık Ama sen daima bizimleydin. | Open Subtitles | لم نستطع دائماً إراحتك لكنك كنت دائماً بجانبنا |
| Senin için işleri her zaman kolaylaştıramadık Ama sen daima bizimleydin. | Open Subtitles | لم نستطع دائماً إراحتك لكنك كنت دائماً بجانبنا |
| Tetiği çekmemiş olabilirsin Ama sen de burada duruyordun ve beni yaparken gördün. | Open Subtitles | ربما انك لست من سحب الزناد لكنك كنت تقف هناك ورأيتني افعلها |
| Müdür yardımcısı ve ben ikinizin çok yakın olduğunuzu biliyorduk, bu yüzden o ve ben soru sormak için geldik Ama sen okulu asmıştın. | Open Subtitles | أنا والنائب عرفنا أنكما كنتما مقربين لذا فأنا والنائب أتينا لطرح الأسئلة لكنك كنت متغيّب |
| Ben sana ne zamandır şarkı söyle diyorum Ama sen söylemiyordun, şimdi aniden ne oldu böyle? | Open Subtitles | لطالما طلبت منك أن تغنى لكنك كنت دوماً ترفض وفجأة يدفعك مزاجك للغناء |
| Bu sana haksızlık. Ama sen çok tecrübelisin. | Open Subtitles | هذا كان ليس عادلاً بالنسبة إليك و لكنك كنت صبوراً |
| Ama sen böyle çok bi acayiptin o düğünde. Ne bileyim böyle büyük adam gibi. Ne bir konuşmak, ne bir şey. | Open Subtitles | لكنك كنت غريباً في ذلك العرس بدوت كرجل بالغ |
| Gelecekte, insanlara bundan bahsettiğinde, bir şansımız olduğunu söylersin Ama sen insanlığın en iyisi olmaktan öyle uzaktın ki... | Open Subtitles | سيأتي يوم عندما تتحدثين عن هذا ستخبرين الآخرين أنه كانت هنالك فرصة لانجاح الأمر لكنك كنت أسوأ بكثير من نخبة الإنسانية |
| Ama sen benzerliklerin olan bir insanla tanışabilecek kadar şanslıymışsın. | Open Subtitles | لكنك كنت محظوظ بـما يكفي لإيجاد شخصاً ما تشعر معه بالتكافؤ |
| - İlk seferim seninleydi. - Ama çok iyiydin. | Open Subtitles | مرتي الاولى كانت معك انت لكنك كنت جيد حقا |
| - Sizin bildiğiniz gibi. - Ama tanıyordunuz ? | Open Subtitles | بالطريقة التي عرفتها أنت بها - لكنك كنت تعرفها ؟ |
| Evet, buraya sizi yemeğe götürmek için geldi Ama siz yoktunuz. | Open Subtitles | نعم، لقد كان هنا ليدعوك لتناول الغداء، لكنك كنت خارجا |
| Fakat sen dişli deliklerini saymağa dalmıştın. | Open Subtitles | لكنك كنت مشغول في حساب ثقوب التصوير |
| Ama benim için sen önce bir avukattın. Ve ben avukatlardan nefret ediyordum. | Open Subtitles | لكنك كنت محامية ,وأنا أكره المحامين |