| İyi, tamam. test yaptırmamı istiyorsanız, yaptırırım. Saklayacak bir şeyim yok. | Open Subtitles | حسناً, تريدوني أن أخضع للإختبار, سأخضع له ليس لدي شيء لأخفيه |
| Şu anda bir dinozorun ya da herhangi bir hayvanın genç ya da daha yaşlı olup olmadığını test etme imkanımız var. | TED | الاَن توجد لدينا طريقة للإختبار لمعرفة ما إذا كان الديناصور او أي حيوان هو صغير في العمر او كبير |
| Eileen doğru sonucu alsaydı Kathleen de test edilecek ve yumurtalık kanseri önlenebilecekti. | TED | فلو كانت إلين قد شخصت بشكل صحيح لكانت كاثلين قد خضعت للإختبار و لكان سرطان مبيضها قد أوقف |
| Onu gerçekten seviyor ve korumak istiyorsan o teste girmeli. | Open Subtitles | إن كُنتِ تحبيه حقاً، وتريدي حمايته عليّه أن يخضغ للإختبار |
| Hazırdım ben sınava. Üç tane yumuşak uçlu kalemim vardı. | Open Subtitles | لقد كنت مستعدا للإختبار كانت لدي ثلاثة أقلام حادة |
| Daha büyük bir karbondioksit enjekte sorunu ölçek testi için birkaç teklif geldi. | Open Subtitles | تلقينا بعض العطاءات للإختبار على نطاق أوسع بشأن إصلاح حقن ثان أكسيد الكربون |
| Ama bir dondurmacıda iş buldu, böylece babam seçmelere gidebiliyordu. | Open Subtitles | لذا إستلمت عمل شركة للأيس كريم وأبي سيذهب للإختبار |
| Güneşin bir dahaki Salı'ya söneceğini iddia eden her uçuğun test edilebilir bir tahmini vardır. | TED | أي مهووس يدعي أن الشمس ستخرج خارجاً في يوم الثلاثاء وقد حصل على تنبؤ قابل للإختبار |
| Değerli olduğunu sandığı bazı kaya örneklerini test için getirdi. | Open Subtitles | جلب عينات صخور للإختبار و هو مقتنع أنهم ذو قيمة عالية |
| Onlar, yani string teorisyenleri bunu kabullenmek istemezler ama bu konu fiziğin, henüz test edilemeyen bölgesindedir, yani ortaya birtakım öngörüler atıp, sonradan bunları laboratuarda veya uzayda yapılacak deneylerle veya teleskop gözlemleriyle destekleyemezsiniz. | Open Subtitles | هم سينكرون ذلك,علماء نظرية الخيط هؤلاء, لكنها نوع من الفيزياء الغير قابلة للإختبار بعد, |
| Bir test daha yapıp yine hayal kırıklığına uğramak istemiyorum. | Open Subtitles | لذا فأنا لا أريد ان أخضع نفسي للإختبار ويخيب ظني مرة آخرى |
| Hayır, üzgünüm. test sonuçlarına göre, son derece uyumsuzsunuz. | Open Subtitles | آسف و لكن لا ، فطبقاً للإختبار ، كلاكما غير متوافق تماماً |
| Bir test çözmüş olman seni dahi yapmaz, Leo. | Open Subtitles | ليس لأنك خضعت للإختبار فيعتبر أنك ذكي يا ليو |
| Düşündüm ki; belki çocuklardan bazılarına test için yardım edebilirsin. | Open Subtitles | لذا فكرت في أن لربما بإمكانك أن تساعد الاولاد الاخرين للدراسة للإختبار |
| Gelecek cuma günkü teste hazırlık için 26. üniteye bakalım şimdi. | Open Subtitles | لذلك لنراجع الفصل السادس والعشرين تحسبا للإختبار يوم الجمعة المقبل، حسنا؟ |
| Minnessota'da böyle bir teste girmiştim. 600 civarında soru vardı. | Open Subtitles | يستخدمون أسلوب متطور للإختبار .. إنهم حوالى 600 سؤال مُتصلين لكى يكتشف إن كنت تخدعهم |
| Belki de teste benim yerime sen girmelisin. | Open Subtitles | ربما عليك أن تخضعي للإختبار عني |
| Ama sınava girmek istemese bile gidiyordu. | Open Subtitles | لكن مازال كان من الصعب جدا له أن يقرر أخيرا أن يذهب للإختبار |
| Bak, matematik öğretmene gerek yok, sadece testi öğretsen yeter. | Open Subtitles | إسمع ، أنت لا تدرّس الرياضيّات بل تدرسهم للإختبار |
| -Ginuwine. -Hanginiz onun videosu için seçmelere girmek istiyor? | Open Subtitles | جنيويني إذا أي واحد منكم بحاجة للإختبار فيديوه؟ |
| Sodyum amital bir kişinin psikolojisini incelememize yardımcı oluyor. Çekingenliği engelliyor. Bir deneme videosu çekip, hâkime bunu göstereceğiz. | Open Subtitles | قد يفتح هذا النافذة على شيء نفسي ولهذا العرض نصنع فيلم للإختبار |
| O sınavdan geçip dört yıllık bir üniversiteye gireceksin... yoksa bu aileyle bir alakan kalmaz. | Open Subtitles | يجب أن تذهب للإختبار * تي إتش سي * وتصبح فى كلية أربعة سنوات أو سأقاطعك من من هذه العائلة |
| Bizim teknisyenlerimiz testlere katılmadı. | Open Subtitles | فنيينا لم يكونوا موجودين للإختبار. |