Biz geleceğe onu göndermek için gerekiyordu, bir kara ışıklı onu açın. | Open Subtitles | كان من المفترض أن نعيده للمستقبل لا أن نحوله إلى مرشد أسود |
Kız arkadaşın hiç giymediğin, orijinal Zemeckis onaylı "geleceğe Dönüş" tişörtünü giymiş. | Open Subtitles | ولكن صديقتك تلبس حالياً الذى لم يرتدى من قبل قميص العوده للمستقبل |
geleceğe taşımak için, müziğin sizlere ihtiyacı var genç hayırseverler. | Open Subtitles | الموسيقى بحاجة اليكم ، مانحينا الشباب لضمان بأنها ستعيش للمستقبل |
Bunun yerine, gelecek için plan yapıp 22. yüzyıl aydınlanmasını başlatacaklar. | TED | وبدلاً عنه، سيخططون للمستقبل ويبدأوا في بناء تنوير القرن الثاني والعشرين |
Bununla birlikte, siyasetin içindeki biri geleceği de düşünmek zorunda. | Open Subtitles | وفي نفس الوقت في السياسة، ينبغي للمرء أن ينظر للمستقبل |
Bu, geleceğin ışıldayan şehriydi ve gücünü, Nikola Tesla'nın buluşlarından alıyordu. | Open Subtitles | وكانت هذه هي المدينه الجديده اللامعه للمستقبل وكانت مضاءه بإختراعات تيسلا |
O, ikisini de geri iyi için değiştiremezsiniz böylece gelecekte onu almak istiyor. | Open Subtitles | إنه يريد أن يأخذه للمستقبل . حتى لا يمكننا أن نحولهما إلى الخير |
O zamanlar her iki ülkede çok gençti ve geleceğe umutla bakıyorlardı. | TED | كلاهما كانا بلدين فتيين آنذاك و مليئين بالأمل للمستقبل |
EM: Bence şu var -- geleceğe olasılıklar açısından bakıyorum. | TED | أعتقد أن هناك.. أنا أنظر للمستقبل من ناحية الاحتمالات. |
Bu çok bulutlu resimden bile, muhtemel bir geleceğe dair ipuçları edinebiliyoruz. | TED | ولكن حتى من هذه الصورة الغائمة جداً، بدأنا نحصل على دلائل للمستقبل المحتمل. |
Green New Deal kendimizi sürdürülebilir ve adil bir geleceğe taşıyabilmemiz için bir çerçeve oluşturmakta. | TED | إن الاتفاقية البيئية الجديدة هي الإطار الذي يبين لنا كيفية الانتقال للمستقبل بطريقة مستدامة ومتكافئة. |
Beni beklemeyeceksen, bunu doğru yap arkana bile bakma kalbimi geleceğe adadım | TED | وإذا كانت هي لن تنتظرني، فافعلها بشكل صحيح، ولا تفكر في الماضي، اجعل قلبي للمستقبل. |
Ve bu devrimlere bayılıyorum Milo'nun getireceği geleceğe bayılıyorum. | TED | بالنسبة لي هذه ثورة .. وانا احب الثورات وانا متحمس جدا للمستقبل الذي سيجلبه مايلو لنا |
Planlarım, gelecek için bazı planlarım, olası iş beklentilerim var. | Open Subtitles | لدي بعض ، بعض الأفكار للمستقبل بعض فرص العمل المحتمله |
Bir gelecek hayaline ve savaşacak bir şeye sahip olmaktı, çünkü biliyorum bu mücadele bana ait değil. | TED | كان كامتلاك رؤية للمستقبل وشيء تكافح من أجله لأنني أعرف هذا الصراع ليس صراعي. |
Bu gerçekten gelecek ile ilgili tahminler yapmamı zorunlu kılıyor. | TED | وهذا يعني في الواقع أنّه عليّ وضع توقعات للمستقبل. |
İş alanı yaratan ekonomik yatırımlarla değil geleceği vermek istiyor. | Open Subtitles | ليس بشأن إنشاء الوظائف والإستثمار الإقتصادي، ليس ذلك بل للمستقبل |
Her şeyle alakası var. Bebek geleceğin anahtarı olabilir ve korunması gerekir. | Open Subtitles | كل شىء ، قد يكون ذلك الطفل المفتاح للمستقبل و تجب حمايته |
Ve odaklanmalısın, gelecekte gittiğin tam tarihe bütün dikkatinle odaklan. | Open Subtitles | وضع كامل تركيزك على نفس التاريخ الذي سافرت به للمستقبل |
Geçmişe işlerken olduğumuz yerde sayıyoruz... | Open Subtitles | أتطلّع للمستقبل* *تاركًا الماضي وراء ظهري |
Kenya'nın yaratıcı endüstrisi kuvvetli, çok uluslu, ileri görüşlü ve kuşkusuz yakın geleceğin esaslı bir üretim sektörü. | TED | الصناعة الإبداعية الكينية نشيطة وعالمية ومتطلعة، وبلا شك، صناعة حقيقية للمستقبل القريب. |
Fail değil. gelecekten öğütler getiren, dost canlısı yabancı. | Open Subtitles | لستُ معتدية، و إنّما صديقة غريبة أحمل نصيحة للمستقبل. |
İnsan kariyerinde ileriye bakıp geleceğini planladığında, ...bunları hatırlamanın yardımı olacaktır. | Open Subtitles | يساعد لتذكير هذه الأشياء عندما يتطلّع الرجل إلى مهنته، إلى خططه للمستقبل. |
gelecekle ilgili taze umutların güveni askerlerle geri gelmiş gözüküyordu. | Open Subtitles | شعور بالثقة فى أمل جديد للمستقبل قد عاد مع القوّات |
Neyse, bizim yaptığımız işin gelecekteki bir iş için araştırma sayılabileceğini, vergiden düşebileceğimi söyledi. | Open Subtitles | اياً كان قال ان ما نفعله يعتبر بحثاً للمستقبل حتى استطيع تخفيض الضرائب |
Öç alma uğraşınız yüzünden geleceğinize sırt çeviriyor geçmişinizin içinizi kemirmesine izin veriyorsunuz. | Open Subtitles | هذه دراسة على الانتقام وتحويل ظهرك للمستقبل وتجعلين الماضى ياكل فى قلبك |
Fakat ileriyi düşündüğümde, beni asıl ilgilendiren Orta, Batı ve Güney Afrika. | TED | ولكن حينما أنظر للمستقبل فأنا مهتم جداً بوسط، غرب وشمال أفريقيا |
Geleceğimizin umudu. | Open Subtitles | إلهامي للمستقبل |
Bu geleceğimiz için iyi bir şey ama yine de bazen--- | Open Subtitles | هذا جيد، كما تعلمون للمستقبل ولاستقرارنا ...لكن ما زال، في بعض الأحيان |