| Kurşun sıyırıp geçmiş. Kemiğe veya büyük bir damara gelmemiş. | Open Subtitles | لقد عبرت الرصاصه من ذراعك و لكنها لم تصب العظام او اى شريان رئيسى |
| Mermi hiçbir hayati organa ya da damara gelmemiş. Bir yerinden vurulacaksan illa oradan olmasını istersin. | Open Subtitles | الرصاصة لم تصب أياً من أعضائه أو شريينه إنه أأمن مكانٍ قد يصاب فيه المرء |
| Kurşun isabet etmemiş gibi gözüküyor, ama kalp krizi geçirmiş olabilir. | Open Subtitles | يبدو أن الرصاصه لم تصب أبيك ولكن يمكن أن نوبه قلبيه أصابته |
| Ama hâlâ yürüyebiliyorum. Demek kurşun omurgama isabet etmemiş. | Open Subtitles | لكنّي لا زلت أمشي، لم تصب الرصاصة عمودي الفقري إذن. |
| Iskaladın! Hepsi boşa gitti, Knuckles! | Open Subtitles | لم تصب, سنخطط من جديد يا ناكلز |
| Şükür ki kurşun atar damarı ve omur iliği ıskalamış. | Open Subtitles | لحسن الحظ لم تصب الرصاصة الأوعية الوداجية أو العمود الفقري |
| Ölümcül bir darbe vermedin. Kanaması çok uzun sürecek. | Open Subtitles | لم تصب مكانًا قاتلًا، سأستغرق مدة لأموت بالنزيف. |
| Uyuşturulmuş. Hiçbir şey hatırlayamıyor ama zarar görmemiş. | Open Subtitles | مخدره ولاتتذكر شيئاً ولكن لم تصب باي أذى |
| Ya da bıçak önemli atardamar veya toplardamarlardan birine zarar vermediği için kontrollü bir çıkarmanın, kafatasını açmaya kıyasla hem daha güvenli hem de daha az girişimsel olduğunu bildiği içindir. | Open Subtitles | أو بما أنه يبدو أن الشفرة لم تصب أي شرايين أو أوردة رئيسية فقد علم بأن إستخراجها بشكل مضبوط سيكون أكثر أماناً |
| Vücudun durduğu tuhaf pozisyon sayesinde kurşun kalbe gelmemiş. | Open Subtitles | وضع الجثة و اماكن الطلقات التي لم تصب القلب |
| Kurşun sıyırıp geçmiş. Kemiğe denk gelmemiş. | Open Subtitles | لقد مرّت من خلال جسمك لم تصب العظم |
| Şanslıymışsın. Ciddi bir yerine gelmemiş. | Open Subtitles | حالفك الحظ لم تصب منطقة خطيرة |
| Kurşun içeride bayağı bir dolaşmış fakat önemli bir yere isabet etmemiş. | Open Subtitles | تردّدت الرصاصة في أحشائها قليلًا، لكنّها لم تصب أيّ شيء هامّ |
| Atardamara isabet etmemiş demek bu. | Open Subtitles | ذلك يعني أنها لم تصب الشريان |
| Atardamara isabet etmemiş. | Open Subtitles | لم تصب الشريان |
| - Iskaladın. | Open Subtitles | لم تصب |
| - Iskaladın. | Open Subtitles | لم تصب |
| Pankreası delip karaciğeri ıskalamış, beşinci kaburgadan sekerek yumuşak dokuda ilerleyip mideyi delmiş. | Open Subtitles | اخترقت البنكرياس لم تصب الكبد ، وحادت الضلع الخامس للقفص الصدري واخترقت الانسـجة الحية |
| Ama bir şekilde bu zeki kurşun, tüm hayati organ ve damarları ıskalamış ve göğüs kafesi çevresinde langırt gibi oynamış yerinden ve burada da kalmış. | Open Subtitles | نعم إلى حد ما، هذا جزء صغير من الرصاصة لم تصب الأعضاء الحيوية والأوعية الدموية قفزت من فوق القفص الصدري و ثبِتت هنا |
| Ölümcül bir darbe vermedin. Kanaması çok uzun sürecek. | Open Subtitles | لم تصب مكانًا قاتلًا، سأستغرق مدة لأموت بالنزيف. |
| Ağaçlar zarar görmemiş. | Open Subtitles | إنظرى إلى قمم الأشجار التى لم تصب بسوء |
| Hayati organlara zarar vermediği için şanslıyız. | Open Subtitles | نحن محظوظون أنها لم تصب عضوا أساسيا |