| Sizin için de bir sakıncası yoksa etrafa bir göz atacağım. | Open Subtitles | أنا فقط سأبقى أبحثُ بالجوار، إذا لم تُمانع. |
| Evet, sakıncası yoksa bu çok hoşuma gider. | Open Subtitles | أجل، أُفضل ذلك إن لم تُمانع نظرةٌ سريعة وحسب |
| Ama eğer sakıncası yoksa, önce notlarımı kontrol etmek istiyorum. | Open Subtitles | لكن أود أن أراجع ملاحظاتي أولاً، إن لم تُمانع |
| Senin için sorun olmazsa bu işi bitirmek istiyoruz. | Open Subtitles | نرغب أن نُنهي هذا الأمر، إذا لم تُمانع. |
| Eğer sorun olmazsa size bir kaç soru sormak istiyoruz. | Open Subtitles | نود أن نسألك بعض الأسئلة إذا لم تُمانع. |
| sakıncası yoksa sana soru sorduğumuzda kameraya bakmanı istiyoruz. | Open Subtitles | عندما نسألك، نريدك أن تتطلع إلى الكاميرة، إذا لم تُمانع. |
| Aslında sakıncası yoksa Dedektif Wolfe sizin tam şuranıza dokunacağım. | Open Subtitles | في الواقع، أيُها المحقق (والف)، إذا لم تُمانع... أنا فقط سألمسُك هنا. |
| Eğer sorun olmazsa. | Open Subtitles | إذا لم تُمانع |