| Bak, o haklı, senin de kolun gitmiş. Bunu başka zaman yaparız. | Open Subtitles | انها محقة ، قد تضر يدانا ، لذا سنؤجل حملها لوقت آخر |
| Tamam, çünkü sana gerçekten, çok çok önemli haberlerim var ancak şimdi kendini iyi hissetmiyorsan başka zaman da anlatabilirim. | Open Subtitles | حسناً، لأني أحمل أخبار ...بالغة الأهمية ويجب مناقشتها ولو لستِ في حالة جيدة يمكننا أن نؤجلها لوقت آخر |
| Ama gitmeye ve Elizabeth'i başka zaman gelip almaya karar verdin. | Open Subtitles | كان بوسعك أذية " جينا " عندما علمت بإستجابتها للإطلاق لكنك تركتها وعدت لـ " آليزابيث " لوقت آخر |
| Değil , başka bir zaman değil de bir dünyaya o, bir portal açtı , belli ki, çalıştı Anlamı. | Open Subtitles | أعني أنها عملت ، كما يبدو لقد فتحت بوابة ليس لوقت آخر لعالم آخر |
| George, tüm bu çadır olayları falan bayağı bir meşgulüm be-belki başka bir zaman hallederiz o işi. | Open Subtitles | اه , جورج انا نوعا ما في خضم عملية نصب تلك الخيمة لذا ربما , ربما 000 يمكننا تأجيل هذا لوقت آخر ؟ |
| sonraya ertelemek zorundayım. Geri dönmeliyim. Haydi. | Open Subtitles | دعنا نؤجل هذا لوقت آخر يجب علي العودة الآن , تعال |
| Maalesef, bu küçük yemeği başka bir zamana ertelemeliyiz. | Open Subtitles | للأسف، سيتعيّن علينا تأجيل عشائنا الصغير لوقت آخر ماذا؟ |
| Şimdi sana herşeyi anlatırsam, daha sonra anlatacak birşeyim kalmaz. | Open Subtitles | إذا قلت لك كل شيء الآن ، لن يتبقى شيء لوقت آخر |
| Martin, başka zaman yaparız. | Open Subtitles | أنا أحبك جدا ولكن لندع ذلك لوقت آخر |
| - Öyle olsun. Bu başka zaman yapılması gereken daha uzun bir konuşma. | Open Subtitles | حسناً اذاً, هذا نقاش اطول لوقت آخر |
| Üçünüz nasıl oldu da burada evcilik oynamaya başladınız duymayı çok isterdim ama bu başka zaman anlatılacak bir hikaye. | Open Subtitles | أحب أن أسمع كيف ثلاثة من أنت انتهى اللعب منزل هنا، ولكن ... حسنا، هذا حكاية لوقت آخر. |
| Bu yüzden diğer soruyu başka zaman soracağım. | Open Subtitles | لذلك سأحتفظ بذلك السؤال لوقت آخر |
| - başka zaman anlatırım. | Open Subtitles | هذه قصة لوقت آخر سيد بالمر |
| Seni başka zaman yakalarız. | Open Subtitles | سيكون لوقت آخر. |
| Doğru. başka bir zaman yapabiliriz ya da yapmayız. | Open Subtitles | يمكننا أن نؤجله لوقت آخر أو أن لا نقوم به مطلقا |
| Belki de bu, başka bir zaman konuşulacak şeydir. | Open Subtitles | ربما نؤجل تلك المناقشة لوقت آخر |
| Bu konuşmaya başka bir zaman devam edelim, olur mu Kate? | Open Subtitles | .لنترك بقية هذه المحادثة لوقت آخر |
| Madem dürüst olacağız. Bunu daha sonraya saklıyordum aslında. | Open Subtitles | لكن من اللحظة حيث أصبحنا صادقين هذا شيء كنت أوفره لوقت آخر |
| Hayır, sonraya saklayacağım. | Open Subtitles | شكراً لك لا لا ، سأتركها لوقت آخر |
| Soruları sonraya bırakalım. | Open Subtitles | وسأدع الأسئلة لوقت آخر |
| başka bir zamana? | Open Subtitles | لوقت آخر مثلاً؟ |
| İnsanların, başka bir zamana gidecekleri bir yer, | Open Subtitles | ينقل الناس لوقت آخر, |
| Konuşmamı daha sonra tamamlayacağım. | Open Subtitles | سأرجىء باقى الموضوع لوقت آخر |