"ليس" - Translation from Arabic to Turkish

    • değil
        
    • olmaz
        
    • değildi
        
    • değilsin
        
    • değilim
        
    • hiçbir
        
    • sayılmaz
        
    • Hayır
        
    • değilmiş
        
    • değiliz
        
    • pek
        
    • degil
        
    • yok
        
    • değildir
        
    • olmadığını
        
    Sonuç olarak görmek istediğimiz şeylerden bir tanesi insanların ne kadar kilo kaybettiği değil robotlarla ne kadar etkileşim içinde olduklarıydı. TED اذن احد الاشياء التي اردنا النظر اليها فعلا ليس كم من الوزن خسر الناس لكن لكم من الزمن تفاعلوا مع الروبوت
    1915'de, gazetelerin yurtdaşlık sorumlukları ile çok terledikleri gibi değil. TED في 1915، ليس أن الجرائد كانت تولي اهتماما لمسؤولياتها المدنية.
    Bu ebeveynelerinin ya da öğretmenlerinin onlara söylediği bir şey değil. TED إنه ليس الأمر الذي يخبرهم به والديهم، أو يخبرهم به مدرسيهم.
    ... Korku olması zorunlu değil. Şu an bindiğiniz hız treninin türü nedir? TED ليس من الضروري أن يكون الخوف. ما هو نوع السفينة الدوارة أنت عليها؟
    Bu yüzden bazen bu matematiği yapan herkes gibi hissetmemiz sürpriz olmaz. TED إذاً ليس من المفاجئ أن نشعر أحياناً بأن الجميع يتداولون هذه الخرافات.
    Ama 500 milyon çocuğa birçok defa ulaşıyorsanız -- bir çocuğa ulaşmak 20, 30 sent -- bu pek fazla bir para değil. TED و لكن عندما تصل إلى 500 مليون طفل ، عدة مرات 20 ، 30 سنتا لتصل إلى طفل فإنه ليس بالمبلغ الكبير جدا.
    Ve bu yönde gelen veri daha fazla orada değil. TED اذا البيانات تذهب في ذلك الاتجاه ,ليس هناك بعد الان
    Bu durumda değil, çünkü bu çevresel olarak çok sağlam bir teknoloji ürünü. TED حسناً في هذه الحالة هو ليس كذلك لانها تكنولوجيا بيئية نظيفة مفيدة جداً
    Peki, 3000 metreye kadar, oksijen konusu büyük bir problem değil. TED إ.ر. : حتي 3000 متر، ليس هناك مشكلة إطلاقاً مع الأكسجين.
    Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar. TED فهم يؤمنون ان الخوذات ليس فحسب لركوب الدراجات الهوائية بل للمشي أيضاً
    Siparişin bir kısmını değil, kırmızı, yeşil ve maviyi hepsini yapıyorlar. TED إذًا هم يشيرون بالأحمر والأخضر والأزرق ليس فقط كجزء من الطلبية
    Bu felsefi bir ifade değil, sadece bilim fizik, kimya, ve biyolojiye dayanan. TED هذا ليس كلاما فلسفيا، هذا فقط علم يعتمد على الفيزياء، والكيمياء وعلم الأحياء.
    Bilmediklerinden değil, ancak artık onun için, ayağı ilgi odağı değildi. TED ليس لأنهم لم يعلموا، ولكنها توقفت عن كونها نقطة الارتكاز فيه.
    Yani enerji konusunda geleceğimiz kader değil seçim ve bu seçim fazlasıyla esnek. TED لذا فإن مستقبل الطاقة لدينا ليس قدراً بل اختياراً .وهذا الخيار مرن جداً
    Kesinlikle mantıksız birşey değil. Ekonomik olarak da etkin bir uygulama. TED هذا ليس شيئاً معقولاً لفعله . إنه شيئ كفء اقتصادياً لعمله
    Tabii bunlar konuyla ilgili değil, çünkü ilerlemenin gerçekleşip gerçekleşmediği sorusu inançla alakalı değil, iyimser bir tutum takınıp bardağın dolu yarısını görmek de değil. TED ولكن كل هذا لا معنى له، ما إذا كان قد تم إحراز تقدم ليس مسألة عقيدة أو نظرة تفاؤلية أو النظر إلى نصف الكوب الممتلئ.
    Arılardan sadece belirli bir renge gitmeyi değil, ayrıca belirli bir renkteki çiçeğe sadece özel bir şablondaysa gitmeyi öğrenmelerini istedik. TED طلبنا من النحل تعلم ليس فقط الذهاب إلى لون معين، ولكن إلى زهرة بلون معين فقط عندما تكون في نمط معين.
    Ancak bu yeteneği kullanışımız ile mutluluğumuz arasındakı ilişki hala net değil. TED وحتى الآن ليس من الواضح ما العلاقة بين استخدامنا لهذه القدرة وسعادتنا.
    Apaçık belli ki bu böyle olmaz ve sürdürebilir değil. TED الآن ، بالطبع، هذا ليس على جيداً، وهي ليست مستدامة.
    Kazanmak zorunda değilsin, ama çok çok iyi sonuç almalısın. TED ليس بالضرورة أن تكسب، لكن عليك أن تبلي بلاء حسناً.
    Artık hiçbir erkeği memnun etmek zorunda değilim. Hayvanlar dışında. TED ليس عليّ أن أُرضي الرجال بعد الآن سأٌرضي الحيوانات فقط.
    Kimseden yalan söylemesini istemedim, bir kere bile, hiçbir zaman. TED لم أخبر أحدا بأن يكذب، ليس مرة واحدة ، ابدا.
    Çok büyük bir bahis değil. Şekerin o kadar iyi sayılmaz. Open Subtitles ليست هذه مخاطرة كبيرة فأن سكرك ليس جيداً إلى هذا الحد
    Hayır. Dizüstü istememizin sebebi kritik olan kelimenin "eğitim" olması, dizüstü değil. TED لا. سبب الحوجة للكمبيوترات المحمولة أن الهدف هو التعليم، ليس كمبيوتر محمول.
    Gördüm ki 15 yaşındaki genç bir bayan için durum aynı değilmiş. TED بالنظر إلى ذلك، اتضح انه ليس نفس الشعور لفتاة في الخامسة عشرة.
    Her farklı hücre tipi için minik farklı aygıt yapıyor değiliz. TED والامر ليس وكأننا نصنع جهاز مصغر لكل جزء من اجزاء الخلية
    Bes dakika surer. Iste bu kadar. O kadar zor degil. TED فكروا لمدة 5 دقائق .. هذه هي ان الامر ليس صعباً
    Nasıl çalıştığına dair bir fikrim yok, ama buna çok para ödedim. TED ليس عندي أدني فكرة عن طريقة عمله، لكني دفعت فيه مبلغاً كبيراً.
    Fakat, evren bir sessiz film değildir, çünkü evren sessiz değildir. TED رغم ذالك، فإن الكون ليس بشريط صامت، لأن الكون ليس صامتا.
    Ve yerimin sadece Batı'da ya da Afrika'da olmadığını öğrendim, ve hala kimliğimi arıyorum, ama Gana'nın demokrasiyi daha iyi uyguladığını gördüm. TED لقد تعلمت بأن مكاني ليس هو في الغرب أو في أفريقيا، ولازلت أبحث عن هويتي، لكني رأيتُ غانا إنشات ديمقراطية بصورة أفضل.

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more